19 Ekim 2019 04:40

Doç. Dr. Hakan Güneş: Barışçıl ve demokratik yöntemler dışında başka seçenek yok

ABD ile Türkiye arasındaki anlaşmayı değerlendiren Doç. Dr. Hakan Güneş, Türkiye’nin sıkışan dış politikasına vurgu yaptı, "Barışçıl ve demokratik kanallar dışında başka seçenek yok" dedi.

Doç. Dr. Hakan Güneş | Fotoğraf: MA

Fotoğraf: MA

Paylaş

Şerif KARATAŞ 
İstanbul

Kuzey ve Doğu Suriye operasyonuna yönelik ABD ile Türkiye arasındaki anlaşmayı değerlendiren İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş, Türkiye’nin sıkışan dış politikasına vurgu yaptı. Türkiye’nin ekonomisini de bağımsız hale getirmesi gerektiğini belirten Güneş, “Türkiye’nin daha önce zaman zaman yönelinen ve denenen barışçıl ve demokratik kanallar dışında başka seçeneği yok” ifadesini kullandı.  

Doç. Dr. Hakan Güneş, ile mektup krizinin gölgesinde yapılan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşme ve sonrasında varılan anlaşmayı Evrensel'e değerlendirdi. 

"MEKTUP DİPLOMATİK GELENEKLERE UYMUYOR"

ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı mektupla ilgili Hakan Güneş şunları söyledi: “Diplomatik görüşme geleneklerine uymayan doğal olarak skandal olarak değerlendirilen bir mektup, hem batıda hem Türkiye’de. Hükümet ve Erdoğan Türkiye kamuoyunda beklendiği türde yanıt vermedi. Bu mektubun içeriği daha önce zaten sözlü olarak iletilmişti. Ona verilen yanıtı hatırlayacak olursak, Trump’ın kendi görüşü olmadığı fakat iç kamuoyunu sakinleştirmek için öne sürdüğü bir yaklaşım olduğunu ifade etmişti. Dolayısıyla böyle görülüyor. Fakat ülkenin ve hükümetin prestiji açısından çok negatif yanları da ortada bu bir sorun olarak karşımızda duruyor. Şu anda hükümetin birçok açıdan operasyon açısından beklediği sonuçları almamış olması bu sorunu daha arkaya itiyor. Bu kadar sıkıntıda hükümet ve Erdoğan Trump’la fikir düellosuna girmiyor.” 

"TÜRKİYE İKİ KÜRESEL GÜÇ ARASINA SIKIŞTI"

İki küresel güç arasında sıkışan Türkiye’nin durumuna ilişkin Güneş şunları söyledi: “1925 Musul krizinde,1964 Kıbrıs krizinde ve en son olarak Suriye iç savaşında Türkiye’nin batıyla sorun yaşadığı zaman, Sovyetlerden ve Rusya’dan destek alma siyaseti Türkiye’nin lehine sonuçları olmuştur. Fakat bunun her zaman bir sınırı vardı. Türkiye o sınırı aşmış görünüyor. Ama Musul ve Kıbrıs sorununa müdahale biçiminden farklı olarak bu kez Türkiye tam bir labirent olan Ortadoğu’daki siyasi rekabetin içine çekilmiştir. Birisiyle anlaşsa diğeriyle sorun çıkacak. Dolayısıyla bu hiçbir bölge ülkesinin halkının refahını, demokratik özgürlüklerini arttıran bir biçimde gelişmiyor. Rusya ve Amerika gibi ülkelerin daha çok silah satmasına bölgedeki etkilerini daha çok artırmasına yarıyor. Sadece Türkiye’nin suçu değil bu oyuna bölgedeki aktörler başta İran, Suudi Arabistan, Mısır olmak üzere birbirleriyle rekabet yapıp siyaset yaptıklarını zannediyorlar. Ama yaptıkları tek şey daha çok silah almak ve büyük güçlere daha çok bağımlı hâle gelmek.”

"ÇÖZÜM DEMOKRATİK YÖNTEM"

Güneş, çözüm için Türkiye’nin demokratik yönetimi baz alması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi: “Demokratik yönetim çatışma değil, diplomasiye ve sorunların çözümüne önem veren yaklaşımdan geçiyor. Bu noktada hep şeyi hatırlıyorum: Eksik ya da fazla ama çözüm sürecine kalkıştığı zaman bunu Amerika bozmuştu. Bunun önemli bir örnek olduğunu düşünüyorum. Türkiye bu noktada hem içindeki hem de bölgedeki sorunlarını çözme konusunda yeniden barışı tesis ettiği halde dış müdahalelere kapalı hâle gelecek. Ekonominin bağımsız hâle gelmesi gerekiyor, bunları yapamadığı sürece Türkiye hükümetler değişse bile bu denklem biraz zor değişecek. Hiç değilse sınırlarının farkına varıp fazlaca komşularının işlerine karışmamak en azından yapılabilirdi bunda da çok temkinli okunabilirdi. Türkiye’nin daha önce zaman zaman yönenilen ve denenen barışçıl ve demokratik kanallar dışında başka seçeneğinin olmadığını bir kez daha bize göstermiş oldu.”

‘DENGE SİYASETİNİN SINIRLARI KONUSUNDA BİR LABORATUVAR OLDU’

Operasyonun çok boyutlu ve birçok amacı içinde barındırdığını anlatan Güneş Türkiye’nin “güvenlik sorunu” olarak gördüğü PYD’yi sınırlandırmış olması bakımından, operasyonun hükümet tarafından tarif edilen amaçlarına kısmen ulaştığını söylemenin mümkün olduğunu belirtti. ABD ile yapılan anlaşmayla ilgili Güneş şunları söyledi: “Kuzey Suriye’de (Rojava) Kobanê hattında değil, Rakka hattında SDG’nin kontrol ettiği yerler, SDG Şam anlaşmasına uygun olarak yavaş yavaş teslim ediliyor. SDG’nin Amerika’nın sözünü ettiği “ateşkesi tanıyoruz” açıklaması ABD ile ilişkilerinin hâlâ belli bir önemde durduğunu gösteriyor. Ama bu önümüzdeki günlerde geçerli olmayacak. Çünkü SDG saha kontrolünden vazgeçmiş oldu. Bu gerçek durumu fark edelim. SDG, ABD ile ilişkisini diplomatik olarak bir parça sürdürecek. Ama politik düzeyde nasıl olacağını da önümüzdeki günlerde göreceğiz. Türkiye’nin elindeki stratejik coğrafi konumu ve politik konumu açısından Rusya ve ABD arasında denge siyaseti izleyecek. Yani birini diğerine karşı dengeleyici bir güç olarak kullanması, bunun da sanırım oldukça sınırlarına gelindi. Türkiye hâlâ Rusya ve ABD’nin önem verdiği ve kolay vazgeçemediği bir aktör. Ankara’da bunu böyle okuyor. Ama Türkiye’nin bu vazgeçilmezlik onun her istediğini yapacak olduğu anlamına gelmiyor. Hem Rusya hem Amerika açısından kendisinin sadık bir partneri olmadığını bildikleri için yolu açtıkları zaman bile onu sınırlandırıp kontrol altında tutacak bir şekilde yol açıyorlar. Bu denge siyasetinin sınırları konusunda bir laboratuvar oldu.”

ABD’nin kendisine göre bazı amaçlarını başardığını ifade eden Güneş, ABD’nin yeni planın hazırlayacağını belirterek, bunun henüz bilinmediğini söyledi. Rusya açısından planın daha net olduğunu söyleyen Güneş, bunun da Şam’ın siyasal öncelikleri olduğunu belirtti. Rusya’nın bunu yaparken de Türkiye’ye ilişkilerini de gözetlediğini anlatan Güneş, Türkiye ile çeliştiği zaman yine Şam’ın önceliklerinin dikkate alınacağını söyledi. Rusya’nın Türkiye’nin İdlib’deki ortaklığı ve sahada kontrol ettiği yerlerle ilgili kesin olmamak birlikte sınırlı bir basınç yapacağını anlatan Güneş, “Rusya, İdlib’den, Afrin’e oradan Kobanê’ye, Haseke’ye uzanacak hatta ve Kobanê’ye Suriye ordusunun girmesini sağlayarak Türkiye’ye asıl darbeyi vurmuş oldu” dedi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Son iki yılda 14 milyon kişinin elektriği, 5 milyon kişinin doğal gazı kesildi

SONRAKİ HABER

Yerine kayyum atanan Ahmet Türk’ün 'yürütmeyi durdurma' başvurusuna ret

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa