Karaköy meydan ve yer altı otopark inşaatı ile ilgili sorular!
1975 yılında İstanbul’un ilk katlı otoparkı olan Mimar Köksal Anadol ve Mühendis Ersin Arıoğlu tarafından yapılan katlı otoparkın yapımından bu yana 48 yıl geçti. Bölgedeki ticari işletmelerin ihtiyacı için yapılan bu otoparkın uygulamasında, 65 cm çapında fore kazıklar ile sağlam zemin 24 metre derinlikte bulunarak inşa edildi. Kademeli yarım geçişli düzenlenen plan uygulandı. Bulunduğu konumu ile ticari fonksiyonların da gerekliliği göz önüne alınarak, zeminde yapı bir miktar geri çekilerek yaya ulaşımına da imkan verecek şekilde ticari fonksiyonlara yer verildi. Karaköy’de uzun yıllar hizmet veren katlı otopark, İmar plan tadilatıları da yapılarak, “Karaköy meydan ve yer altı otopark projesi” nedeni ile yıkıldı. Aylar süren yıkım çalışmalarından sonraki kazı çalışmalarında tarihi buluntulara rastlandı. Kent planlaması, arkeoloji ve kamu politikaları açısından çok önemli olan bu gelişmeden sonra İBB ekipleri durumu İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Kurulu Müdürlüğüne bildiriyor ve inşaat çalışmaları durduruluyor. Alan korumaya alınıyor.
Fore kazıklar ile tahrip edilmiş
Kurul kararı doğrultusunda kazılarda, İBB’den ve müze denetimindeki uzmanlar eşliğinde yapılan röleve çalışmaları sonunda tarihi kalıntılar ile ilgili olan proje askıya alınıyor. Koruma kurulunun 28.2.2025 tarihli raporunda, yolun alt kısmında Orta Çağ dönemine ait duvar kalıntısı bulunduğu ve bu kalıntıların 1. derece sit ile koruma altına alınması kararı şerhi işleniyor. Alandaki diğer kalıntılar ile ilgili olarak, yakın döneme yapı temelleri olduğu ve daha önce yapılan katlı otoparkın fore kazıkları nedeni ile tahrip edilmiş olduğu gerekçesi ile tescile uygun görülmediği belirleniyor. Bu çerçevede yapılacak katlı otopark için 1. derece tescillenen kısım korunarak projenin revize edilerek alanın orta bölümüne uygulanmasına dair rapor çıkıyor. Bu rapor neticesinde otopark alanının iniş, çıkış rampaları, yaya merdivenleri ve ihtiyaç alanlarını sağlayan bölümlerden sonra, kalan alanda ne kadar gerekli bir park alanı yaratılacağı da tartışma konusu. Şimdi yıkılmış olan katlı otopark, tarihi buluntular ile baş başa kalınmış durumda.
Tüm bu süreçlerdeki çalışmalar;
- “Tespit ve bildirim: Bulgu, ilgili kuruma bildiriliyor.
- Ön değerlendirme: Alan incelemesi yapılarak, bulgu niteliği belirleniyor.
- Kazı kararı: Bulgunun önemine göre alınacak karar konusunda, projenin gecikmesi veya revize edilmesi konuları ele alınıyor.
- Konum kararı: Alanın kurul kararı ile çıkan buluntulara göre birinci, ikinci veya üçüncü sit kararları belirleniyor.
- Proje revizyonu: Alandaki Orta Çağ dönemine ait duvar kalıntılarının birinci derece sit olarak tescili ile proje revizyonu kararı alınıyor”
şeklinde yürütülüyor. Ancak, yapının yıkıldığı zamandan günümüze dek, İstanbul’un en önemli turizm alanlarından biri olan bu bölge, izbe bir şekilde kaderini bekliyor. Çevresinde yarattığı kirli görselliği ile yaya ve taşıt trafiğinde ortaya koyduğu çözümsüzlüğü kabullenilecek gibi de değil.
Geldiğimiz durumun sorumluları kimler?
Tüm bu gelişmelere bir de sorgulamalar ile bakarsak;
- Dünyanın en eski yerleşim alanlarından ve kentlerinden biri olan İstanbul’da bu tür projeler yapılmadan önce mutlaka jeoradar taramasının yapılması gerekmez miydi?
- Bu alanın hemen yanında yapılmış olan ve zemin altı yapıları ile devasa bir proje uygulaması yapılan Galataport’ta neden tarihi kalıntılara rastlanmadı? Rastlandı da projenin uygulamasına engel olacağı için gerekli işlemler yaptırılmadı mı?
- 1975’den bu yana hizmet veren katlı otoparkın yapımı sırasında o devasa 24 metrenin üstündeki 65 cm’lik fore kazıkların çakılmasında bu kalıntılara hiç mi rastlanmadı? Rastlandı da projenin akıbeti için görmezden mi gelindi? Çakılacak fore kazıkların bu kalıntılara zarar vereceği hiç düşünülmedi mi?
- Sermayeye Galataport projesi ile peşkeş çekilen bölgede, bu katlı otoparkın ortadan kaldırılmasının gerekliliğine kimler neden, nasıl karar verdi?
- Yapılacak olan yer altı otoparkı için zemin taramaları yapılmadan, bu tarihi bölgede hangi değerler ve verilere göre kazı izinleri verildi? Proje tadilatları yapıldı? Uygulamaya ait projeye nasıl ruhsat verildi?
- Ve tüm bunlardan sonra bugün geldiğimiz durumun sorumluları kimler?
‘Birkaç kırık çömlek’ anlayışı
Bu sorgulamaları yaptıktan sonra korunması gereken tarihi miras ve kentlerimizin siyasi, politik ve ekonomik kararlar içinde korunmadığını net bir şekilde görüyoruz. Koruma ile ilgili her türlü yasa yönetmelik ve kurulların da varlığına rağmen uygulamaların neden yapılmadığını da, yönetim erki içinde olanların bu kültürel değerleri okumaktan uzak, biat eden anlayışta olduğunu biliyoruz. Binlerce yıllık mirasın sorumluluğunu kaldıramadık. Yenikapı metro istasyonu çalışmaları sırasında, dünyanın en eski limanlarından çıkan buluntulara “birkaç kırık çömlek” gözü ile bakan anlayışın, kültürel miras alanında da bu kente ihanet ettiğini de biliyoruz. Bu kente sahip çıkma adına bugüne kadar yapılanların gözleminde daha ne kadar tahammül edeceğiz?
Evrensel'i Takip Et