Almanak 2019 | 10 fotoğrafla yılın halk hareketleri

2019 Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya kitlesel halk eylemlerine tanıklık etti. Lübnan, Sudan, Irak, Kolombiya, Ekvador ve daha niceleri.... İşçi ve emekçiler pek çok yerde iş, ekmek ve özgürlük talep ederek grevler örgütledi, meydanları doldurdu, hükümetlerin istifasını istedi. İşte 2019’da öne çıkan kitlesel halk eylemleri, talepleri ve süreç içerisinde yaşananlar... (DIŞ HABERLER)

24 Aralık 2019 11:15

.

Paylaş

EKVADOR

Ekvador'da eylemler Devlet Başkanı Lenin Moreno hükümetinin IMF ile yaptığı anlaşma gereği ulaştırma alanında sağlanan akaryakıt desteklerini kaldırmasına tepki olarak 3 Ekim’de başladı. IMF anlaşmasına tepki gösterilen ülkede ilan edilen ulusal grev kitlesel eylemlere dönüştü. Grevlerin ardından hükümet tüm ülkede 60 gün süreyle OHAL ilan etti. OHAL ilanının ardından sokağa çıkan asker, bazı meydan ve yollarda ‘güvenlik noktaları’ kurdu, grevi örgütleyenler başta olmak üzere yüzlerce kişi gözaltına alındı.

OHAL sonrası konuşan Moreno, “Herkes iyi duysun, başıboşluk bitti” diyerek protestocuların taleplerini yok saydı.

OHAL ve hükümetin tehditlerine rağmen eylemler yerlilerin de katılımıyla kitleselleşti, yaygınlaştı. Eylemlere dönük saldırılar yaşandı, yaralananlar oldu. Saldırılara karşı eylem ve grev çağrıları da devam ederken eylemlere saldırdığı gerekçesiyle 9’u subay yaklaşık 50 asker halk tarafından alıkonuldu.

Ülkenin dört bir yanından başkente başlatılan yürüyüşlerin başkent Quito’ya ulaşmasının ardından hükümet sarayı Carondelet boşaltıldı. Hükümet, merkezini ülkenin güneybatısındaki liman kenti Guayaquil’e taşıma kararı aldı. Tepkiler üzerine Anayasa Mahkemesi de 60 günlük olağanüstü hal uygulamasını 30 güne indirdi.

Hükümetin başkentten kaçmasının ardından eylemler devam ederken birkaç gün sonra yasama ve yargı kurumları da şehirdeki faaliyetlerini askıya aldı.

Devlet Başkanı Moreno, OHAL kararnamesine ek olarak bölgesel sokağa çıkma ve seyahat yasakları getirdi. Yayımlanan olağanüstü hal kararnamesinde 20.00 ila 05.00 saatlerinde ‘stratejik binalar’ ve Başsavcılığın belirleyeceği yapıların bulunduğu bölgelere yaklaşma ve seyahat yasağı getirildi. Sokağa çıkma yasağının, OHAL uygulaması boyunca yürürlükte kalacağı duyuruldu.

Tüm askeri tedbirlere rağmen eylemlerin ve genel grevlerin sürdüğü ülkede hükümet yerlilerle anlaşma yapmak istedi. Hükümet, yerlilere sulama sistemleri planı, borçların yeniden yapılandırılması, su idaresi tarafından verilen para cezalarının affı, yerlilerin ürettiği patates, kinoa arpa gibi ürünler için alım merkezleri oluşturulması, çok dilli öğretim elemanlarının sayısının artırılması ve kırsal bölgedeki yolların onarılması gibi teklifler sundu. Yerliler ise eylemlere devam edeceklerini açıkladı.

Ülkede polis şiddetiyle birlikte diyalog çağrıları sürerken, halk “Polis şiddeti bitmeden diyalog başlamaz” dedi.

Eylemlerin kararlı şekilde sürmesi üzerine hükümet geri adım atmak zorunda kaldı ve akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırma kararından vazgeçti. Protestolarda ülke genelinde 937 kişinin yaralandığı, en az 6 kişinin öldüğü kaydedildi.

Ülke çağında etkili olan eylem ve grevlerin örgütleyicisi Ekvador Marksist Leninist Komünist Partisi açıklama yaparak “Zaferi, cesaret ve eylem birliği getirdi” dedi.

Paylaş

ŞİLİ

Güney Amerika ülkesi Şili'de protestolar, Santiago'da günde 3 milyondan fazla kişinin kullandığı metro ücretlerine 6 Ekim'de yapılan zamla başladı. Zamma karşı hafta başında metroda "turnikeden atlama" şeklinde başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin müdahalesi üzerine büyüdü. 18 Ekim'de protestolar kitleselleşerek hükümet karşıtı eylemlere dönüştü.

Kitleselleşen eylemlere karşı 19 Ekim’de ülkede acil durum ilan edildi. Protestolar sonrası ulaşım zammı askıya alınırken acil durum ilanıyla asker sokağa indi. Ancak yasaklara rağmen halk sokak ve meydanları doldurmaya devam etti.

Askerlerin halka saldırılarına karşı Şilili işçi ve emekçiler bu kez ülkede 2 günlük genel grev ilan etti. Hükümetin açıkladığı paketlerin talepleri karşılamadığını söyleyen Şilililer

Eylemlerine devam edeceklerini ve kalıcı çözüm istediklerini söyledi. Askerlerin sokağa inmesiyle eylemlerde hayatını kaybeden ve yaralananların sayısında da artış yaşanırken halkın tepkisine OHAL de eklendi.

25 Ekim’de Şili tarihi bir güne tanıklık etti. Başkent Santiago’da toplanan 1 milyon 200 bin kişi hükümeti protesto etti. Hemen ardından Şili Devlet Başkanı Sebastian Pinera, tüm bakanların istifasını istedi. Bu çağrı üzerine 8 bakan istifasını açıkladı. Ancak kitlesel halk eylemleri devam etti. Hükümet süren eylemler üzerine yeniden geri adım atarak şirketlere yönelik vergi kesintisi planından vazgeçti. 15 Kasım’da halkın talebi doğrultusunda diktatör Augusto Pinochet'den kalma anayasanın değiştirilmesi kararı alındı. İlk referandumun Nisan 2020’de yapılacağı ifade edildi. Ülkede kitlesel halk eylemleri yer yer devam ediyor.

Paylaş

KOLOMBİYA

Kolombiya'da sağcı hükümetin sosyal haklarda kesintiler içeren neoliberal ekonomik paket hazırlığına karşı 21 Kasım’da genel grev yapıldı. Genel grevle birlikte ülkenin çeşitli kentlerinde yüz binlerce Kolombiyalı işçi ve emekçi sokaklara çıkarak eylemler düzenledi. Grev ve gösterilerin, 1977’deki grevden bu yana en geniş hareket olduğu belirtildi. Kolombiya hükümetinin greve yanıtı ise şiddet oldu. Güvenlik gerekçesiyle ülkenin kara sınırları kapatılırken, Cali kentinde de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque, grev nedeniyle “halkın her kesiminin katılacağı” ulusal müzakerelerin başlayacağını duyurdu. Açıklamaya rağmen eylemler sürerken ilk gün yaşanan polis şiddetinin dozu da arttı.

6 gün süren protestoların ardından ülkede yeniden genel grev ilan edildi. Güvenlik güçleri grevi saldırılarla kırmaya çalıştı. Buna rağmen grev pek çok kentte etkili oldu. 30 Kasım’da grev ve gösteriler karşısında geri adım atan hükümet 5. kez taraflarla bir araya geldi. Ancak yapılan görüşmeler eylemlerin sona ermesini sağlayamadı. İlerleyen günlerde eylemlere yerlilerin katılımı da sağlandı. Yerlilerin katılımıyla eylemlerin nedenleri arasına FARC ile yapılan barış anlaşmasının tam uygulanmaması, toplum liderlerine yönelik suikastlerin devam etmesi de eklendi.

3 Aralık’ta 21-27 Kasım tarihlerindeki genel grevleri örgütleyen komite hükümetin oluşturduğu Büyük Ulusal Diyalog masasına dahil olacağını açıkladı. 4 Aralık’ta 3. genel grev ilan edildi. Ülke çapında yine kitlesel halk eylemleri düzenlendi. Hükümetin halkın taleplerini karşılamaması nedeniyle yerliler hükümete başkente yürüyüş başlatma uyarısında bulundu.

Ülkede düzenlenen eylemlere dönük polis saldırıları nedeniyle en az 5 kişi hayatını kaybetti, aralarında polislerin de bulunduğu 1000'e yakın kişi yaralandı.

Hükümetin taleplerini görmezden gelmesine karşı halkın kitlesel eylemleri ise sürüyor.

Paylaş

SUDAN

Sudan'da 19 Aralık 2018'de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan eylemler kısa sürede ülke geneline yayıldı. Halk eylemlerinin hedefinde Ömer Beşir ve bürokratları vardı. Eylem ve grevlerin uzun süre kitleselleşerek sürmesi sonrası ordunun 11 Nisan'daki müdahalesiyle Beşir dönemi sona erdi.

Ancak eylemler darbecilere karşı da devam etti. Eylemlerde ülke yönetiminin sivillere devredilmesi ve Beşir döneminde görev alanların istifası vardı.

Sudan Beşir’in istifası sonrasında süren eylemlere dönük ordu ve Beşir taraftarlarının saldırılarına sahne oldu. Darbecilerin başkent Hartum’da halk protestosuna saldırısında 100’ün üzerinde kişi hayatını kaybetti. Hareketi saldırılar da durduramadı.

İlerleyen aylarda cunta yönetimi ile sivil muhalif koalisyon Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri arasında ülkedeki siyasi krizi sonlandıracak ve ortak geçiş yönetimini başlatacak Anayasal Bildiri için 17 Ağustos’ta ilk imzalar atıldı. Anayasal Bildiri anlaşmasına göre Sudan'da, Egemenlik Konseyi, kabine ve parlamento olmak üzere 3 yönetim mekanizması oluşturuldu.

Anayasal Bildiri anlaşması sonrası Askeri Geçiş Konseyi feshedilirken, Orgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki en üst otorite olan 6'sı sivil 5'i asker 11 üyeli Egemenlik Konseyi, ilk icraat olarak 21 Ağustos'ta ekonomist Abdullah Hamduk'u başbakan olarak atadı.

Paylaş

CEZAYİR

Cezayir’de eylemler 1999’da iktidara gelen ve 81 yaşında sağlık sorunlarıyla boğuşan Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın 4. dönem için de aday olmasıyla başladı. Ülkede Buteflika ve çevresinde kümelenen siyaset bürokrasisinin karıştığı yolsuzlukları protesto eden Cezayirliler her hafta sokağa çıkarak eylemler gerçekleştirdi. Eylemlerin kitleselleşmesi üzerine Buteflika 18 Nisan’da yapılacak seçimler öncesi istifasını açıkladı. Seçimler 4 Temmuz’a ertelenirken ülkeyi seçime götürmek üzere oluşturulan yeni kabinede Buteflika döneminden 6 kişi görev almaya devam etti. Halk Buteflika’nın göreve getirdiği tüm bakan ve bürokratların istifasını isteyerek eylemlerini sürdürdü ve Temmuz seçimlerini boykot edeceğini açıkladı. Eylemlerle birlikte seçimlere dönük yapılan boykot çağrılarının da etkili olmasıyla 4 Temmuz seçimleri iptal edildi. İlerleyen süreçte eylemleri bastırmak için gözaltılar yaşandı. Özellikle eylemlerde Amazig (Berberileri temsilen) bayrağı taşıdığı için çok sayıda kişi tutuklandı. Öğrencilerin katılımının da yüksek olduğu eylemlere grevler de eşlik etti. Eylemlerin engellenememesi üzerine geçici hükümet diyalog çağrılarında bulundu. Ancak Buteflika çevresindeki isimlerin istifa etmemesi nedeniyle diyalog sağlanmadı.

Eylemlerin devam ettiği Cezayir geçtiğimiz haftalarda yeniden sandık başına gitti. Boykot çağrıları ile gidilen seçimlere katılım oranı yüzde 40’ta kaldı. Eski Başbakan Abdulmecid Tebbun düşük katılımlı seçimde ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi. Ancak düşük katılım nedeniyle seçimlerin meşru olmadığını söyleyen Cezayirliler protestolarını seçim sonrasında da devam ettirdi.

Paylaş

LÜBNAN

Lübnan’da halk eylemleri 17 Ekim’de başladı. Ekonomik kriz ve yeni iletişim vergilerine karşı sokağa çıkan Lübnanlıların eylemleri kısa sürede hükümetin istifası talebiyle kitleselleşti. Eylemlerin 4. gününde ülkenin neredeyse üçte biri meydanlara çıkarak hükümetin istifasını istedi. Uzun süredir siyasi krizin de yaşandığı ülkede Başbakan Saat Hariri eylemler sonucu 29 Ekim’de istifasını açıkladı. Hariri’nin istifası sonrası Cumhurbaşkanı Mişel Avn teknokrat hükümet arayışına başlarken eylemler de sürdü. Devam eden günlerde Hizbullah ve Emel Hareketine bağlı gruplar sokağa çıkarak protestoları hedef aldı. Teknokrat hükümet önerisine de mesafeli yaklaşan halk, ülkede mezheplere dayalı siyasi dengelerin tümden değişmesini istiyor. Eylemlerin şiddeti de gün geçtikçe yükselirken son dönemde halka dönük güvenlik güçlerinin saldırıları da yaşanıyor.

Paylaş

IRAK

Irak’ta ise eylemler 1 Ekim’de başladı. İşsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmetlerinin yetersizliğini protesto etmek amacıyla ülkenin çeşitli bölgelerinde sokaklara çıkan halk hükümete tepki gösterdi. Güvenlik güçlerinin eylemlere dönük saldırılarında ilk gün 3 kişi hayatını kaybetti, 60 kişi yaralandı. Saldırılara rağmen eylemler kısa sürede yaygınlaştı. Irak, kitlesel halk eylemlerine karşı en sert polisiye tedbirlerin alındığı ülke oldu.

Eylemlerin yaygınlaşıp kitleselleşmesini engellemek üzere ülkede internete erişim engellendi. Başkent Bağdat’ta hükümet binalarının bulunduğu yeşil bölgeyi kuşatan halka dönük saldırıların ardından şiddet ülkenin diğer bölgelerine de yayıldı. Kimliği belirsiz gruplar ve güvenlik güçleri gerçek mermilerle halka saldırdı; eylemler boyunca yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Eylemlere katılan en az 48 kişi kaçırıldı ya da kaybedildi.  Hükümete dönük istifa çağrılarının saldırılara rağmen sürmesinin ardından Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, hükümet karşıtı gösteriler nedeniyle 29 Kasım'da istifa etmek zorunda kaldı.

İstifanın ardından erken seçim ve yeni hükümet tartışmalarının başladığı ülkede eylemler devam ediyor.

Paylaş

İRAN

İran’da eylemler 15 Kasım’da hükümetin benzin fiyatlarına yaptığı yüzde 300 zammın ardından başladı. Eylemlerin başlamasının ardından güvenlik güçleri hükümeti protesto edenlere saldırılar gerçekleştirerek hareketi bastırmaya çalıştı. Tahran başta olmak üzere, Tebriz, Meşhed, Kirmanşah, Urmiyeh, Abadan gibi pek çok kente yayılan eylemleri engellemek üzere internet erişimi günlerce engellendi. İnternet erişiminin yeniden sağlanmasıyla polis şiddetinin boyutu da ortaya çıktı. Güvenlik güçlerinin saldırıları nedeniyle birkaç gün içerisinde yüzlerce İranlının hayatını kaybettiği ortaya çıktı. İran hükümeti eylemleri “dış güçlerin” desteklediğini iddia ederken krizi yatıştırmak üzere zamdan elde edilecek gelirin bir kısmının sübvansiyon harcaması olarak halka dağıtılacağı açıklandı. Ancak bu da eylemleri engellemedi.

Paylaş

FRANSA

Fransa’da akaryakıt zamlarına ve kötü ekonomik koşullara tepki olarak başlayan, daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimine karşı gösterilere dönüşen sarı yeleklilerin eylemleri kasım ayında 1 yılı tamamladı. Yıl boyu sarı yelekliler Macron hükümetini protesto etmek üzere cumartesi günleri sokaklara çıktı. Yıl boyunca güvenlik güçlerinin sert müdahaleleriyle karşılaşan sarı yelekliler, gözaltı ve tutuklama furyasıyla da yüz yüze kaldı. Çok sayıda kişi eylemlerde kullanılan gaz bombaları nedeniyle gözünü kaybetti.

Tüm sert müdahalelere rağmen eylemlerin önüne geçemeyen hükümet ülke çapında diyalog süreci başlattı. Bu süreç de eylemleri engellemeyince sarı yeleklilerin bazı liderleri tutuklandı. Son olarak Notre Dame Katedralinde çıkan yangın ileri sürülerek eylemlerin merkezi konumundaki Paris’te eylemler yasaklandı. Yasağa rağmen eylemler devam etti.

Sarı yeleklilerin isyanına neden olan koşullara yıl içerisinde bir de hükümetin “emeklilik reformu” paketi eklendi. Söz konusu paket, emeklilikte memur ve işçi ayrımını ve ayrıcalıkları kaldırmayı, emeklilik yaşını kademeli olarak 62'den 64'e çıkarmayı öngörüyor. Sarı yeleklilerin eylemlerine dahil olan sendikalar bu kez genel grev ilan etti. İlk grev 5 Aralık’ta gerçekleştirildi. Emeklilik reformu teklifinin geri çekilmesini isteyen işçi ve emekçiler kentlerde hayatı durdurdu.

Ülke genelinde 250 farklı noktada yaklaşık 1,5 milyon kişi sokaklara çıkarak hükümeti protesto etti. Polis grevle birlikte sokağa çıkanlara da saldırılarda bulundu. Saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı. Bu grev ülke tarihinin en büyük ve en etkili grevlerinden biri olarak tarihe geçti.

Grev ve sokak eylemleri günlerce devam ederken Fransa Cumhurbaşkanı Macron greve ara verilmesi çağrısında bulundu. Buna rağmen ulaşım, sağlık gibi bazı iş kollarında grev etkili şekilde sürdürülüyor.

Paylaş

İSPANYA

İspanya’da ise Katalanların yıllardır bağımsızlık talebiyle düzenlediği eylemler bu yıl da devam etti. Bağımsızlık referandumu sonrası Anayasa Mahkemesinin Katalan liderlere hapis cezaları vermesine tepki gösteren Katalanlar başta Barcelona olmak üzere sokakları ve meydanları doldurarak Katalan liderlerin serbest bırakılmasını talep etti. Bağımsızlık talebi de yine eylemlerde sıkça öne çıktı.

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa