14 Ekim 2019 03:54

Ekvador'da esen rüzgar

Paylaş

Ekvador’da ikinci haftayı tamamlamak üzere olan protestolar başkent Quito’yu savaş alanına çevirmiş durumda. Geçen hafta çoğunluğu sendikalar ve öğrencilerden oluşan göstericilere yerli gruplarının katılmasıyla birlikte, Lenin Moreno ve şürekası tehlikenin farkına varmış ve yasama ile yürütme unsurlarını bir süreliğine Guayaquil’e taşımışlardı. Moreno ilan ettiği 60 günlük olağanüstü hale, kolluk kuvvetlerine ve medyadaki propaganda gücüne güvenerek olayları kontrol altına alabileceğini düşünse de bunun gerçekleşebildiğini söylemek zor. Polisin yetersiz kalması ile birlikte artık ordu güçlerini de sokaklarda görmek ise mümkün ki bu aynı zamanda ordunun üst kesimlerinden destek anlamına da geliyor. Cumartesi akşamı Quito’da ilan edilen sokağa çıkma yasağının ise göstericileri engellemediği, ordunun bu sokağa çıkma yasağını tam anlamıyla uygulamayı başaramadığı gerçeğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Ekvador’da gelinen bu aşamanın nedeni ise sadece IMF programının gerektirdiği kemer sıkma paketinin (paquetazo) uygulanmaya başlanması olarak değerlendirilemez. Rafael Correa’nın sol hükümetinin devamı olarak göreve başlayan, Correa’nın politik tabanını oluşturan Alianza País adayı olarak seçilen Lenin Moreno, seçildikten hemen sonra hızlı bir cadı avına girişerek önce Correa’yı ve Correacı siyasileri ortadan kaldırdı, daha sonra da ülkenin sermaye grupları, bankacılar ve onların temsilcisi olan siyasi partilerle bir ittifaka girişti. Kabinesinde Yurttaş Devrimi hareketinden kim varsa temizleyip yerlerine iş adamlarını getirerek ABD’nin Ekvador büyükelçiliği ile çok yakın ilişkiler geliştirdi. ABD ile kurulan iyi ilişkiler Julian Assange’ın Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden çıkarılması ile hemen meyvelerini vermekteydi.

Ancak Moreno’nun iki sene içerisindeki şaşırtıcı olmayan ama yine de baş döndürücü değişimi kendisine oy veren kitleler arasında büyük bir tepki uyandırdı. Yurttaş Devriminin kazanımlarını ve Coreacı siyaseti ülkeden temizlemek misyonunu üstlenmiş olan Moreno’nun elindeki en büyük silah yolsuzluk olurken, ülkedeki büyük sermaye gruplarına ait olan medya ise hükümete büyük destek sağlamaktaydı. Odebrecht davası, Brezilya’da olduğu gibi Ekvador’da da solu iktidardan uzaklaştırmanın meşru enstrümanı olarak kullanılmıştı. Ta ki INA belgeleri adı verilen ve Moreno’nun ailesine ait olduğu anlaşılan offshore INA Yatırım Şirketi’ne ülkede büyük yatırımlar peşinde olan Çin firmaları tarafından yapılan ödemeler ortaya çıkana kadar. Moreno bir yandan Correa’yı yolsuzluk davaları ile siyaset dışına atarken, bir diğer yandan aile şirketi üzerinden büyük miktarda maddi çıkar elde etmekteydi.

Bugün için ise Moreno hükümetinin ülkedeki durumu ne kadar daha kontrol altında tutabileceği şüphelidir. Sadece göstericiler açısından değil, aynı zamanda seçmen desteğini de kaybeden Moreno sadece sermaye gruplarına onların kontrolü altındaki medyaya, ABD desteği ve kolluk kuvvetlerine dayanarak ülkeyi yönetmeye ve kendisine yüklenen neoliberal dönüşüm misyonunu uygulamaya devam edemez. Yerli toplulukları ve göstericilerle görüşmeyi kabul eden ancak benzin fiyatlarındaki yüzde yüze varan zammı geri almaya ve IMF programından dönmeyi kabul etmeyen hükümet için zor aygıtına güvenmekten başka da çare kalmamış bulunuyor. Moreno seçildiğinde Yurttaş Devrimini, diyalog, daha az çatışmacı ve farklı grupları da dahil edici bir biçimde sürdürme sözü vermişti. Bugün daha az çatışmadan ve farklı gruplardan kastının aslında ne olduğu daha iyi anlaşılıyor. Ancak şunu da belirtmek gerek, Moreno’nun göreve geldiğinde kapıldığı rüzgâr artık bugün bütün bölgede karşı yönden esiyor ve bu rüzgar Ekvador’da tufan halini çoktan almış durumda.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa