01 Nisan 2019 03:50

Cezayir: Buteflika git Salah’ı da götür!

Arap Coğrafyası'nda bu hafta, Cezayir ve Sudan'da halkın kitlesel eylemleri ve ABD'nin Golan Tepelerini İsrail'in toprağı olarak tanıması var.

(Fotoğraf:AA)

Paylaş

Arap Coğrafyası ve özellikle Arap başkentler, son derece hareketli bir haftayı daha geride bıraktı. İlk önce herkesin bu günlerde gözünü çevrildiği Cezayir’e bakalım: 

Geçtiğimiz salı günü Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Kayed Salah, anayasanın cumhurbaşkanlığı makamını boş bırakmasını öngören 102. maddesinin uygulanmasını isteyerek, Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’ya istifa çağrısında bulunmuştu. Bu çağrının neticesinde Buteflika istifa etmiş ve yerine Meclis Başkanı Abdulkadir bin Salih 45 günlük süre için atanmıştı. 

Rai al Youm gazetesi bu gelişmeyi “Cezayir devriminin bütün hedeflerine ulaşması” olarak nitelendirdi. Gazete başyazısında, “Devrim Cezayirliydi ve çözüm tamamen Cezayirli oldu. Cezayir’i karanlığa batmış bölgemizde bir simge ve parlak bir ışık noktası yapan büyüklük ve ayrım burada” ifadeleri kullanıldı

İSTİFAYA RAĞMEN BİNLER SOKAKTA

Lakin bu adım, halkın öfkesini dindirmedi. Geçtiğimiz cuma günü Cezayir yakın tarihinin en kalabalık gösterilerinden biri gerçekleştirildi. Suudi Arabistan basınının amiral gemisi olarak bilinen Şarku’l Avsat gazetesinde yayınlanan haber-yorumda, “Bugün gösterilerde beklenen olaylar, 2013 yılında felç geçiren Cumhurbaşkanı Buteflika’nın azledilmesinin protestoları yatıştırmak için yeterli olup olmayacağını veya protestocuların tüm sistemi değiştirmek isteyip istemediğinin bir göstergesi olacak. Dün ise, başkentte Büyük Postane Meydanı’nda toplanan, aralarında emekli askerlerin de bulunduğu çok sayıda gösterici, “‘Buteflika git! Yanında Salah’ı da götür” sloganları attı” satırlarına yer verdi.

SUDAN HÂLÂ AYAKTA

Son dönemde coğrafyanın hareketli ülkelerinden olan Sudan’da halkın Ömer el Beşir rejimine olan tepkisi de dinmiyor. Yine geçtiğimiz cuma günü, Sudan Meslekler Birliği’nin 4 aydır devam eden haftalık gösterileri sürdürme çağrılarına yanıt olarak başta başkent Hartum olmak üzere ülkenin birçok şehrinde protestolar düzenlendi. Gösterilerde Devlet Başkanı Ömer el Beşir ve hükümetine istifa çağrısı yapıldı.

Arap basınında yer alan bilgilere göre OHAL gerekçesiyle protesto gösterilerine ve grevlere ceza yağdı. Kurulan Acil Durum Mahkemeleri, eylemcilere birkaç haftadan 5 yıla kadar hapis veya para cezası vermeye başladı.

ÜRDÜN’DEN GAZZE VE KUDÜS’LE DAYANIŞMA

Geçtiğimiz cuma günü hareketli olan diğer ülke Ürdün oldu. Binlerce Ürdünlü başkent Amman’da Kudüs ve Gazze için dayanışma yürüyüşü gerçekleştirdi. 

Ürdün’ün başkenti Amman’da Ürdün’deki Müslüman Kardeşler Teşkilatının (İhvan) siyasi kanadı İslami Hareket ve diğer grupların çağrısıyla binlerce Ürdünlü Kudüs ve Gazze ile dayanışma yürüyüşüne katıldı. Gösteriye katılanlar, Arap ve Müslüman dünyasının Gazze’deki haksız kuşatmayı kırmasını ve İsrail’in saldırganlığının yanı sıra Kudüs’teki kutsal bölgelere yönelik işgal ve saldırılarının durdurmasını talep etti. Yürüyüş sırasında göstericiler “Amman ve Kudüs birbirinden ayrılamaz, Toprak bizim, Kudüs bizim” yazılı pankartlar taşıyarak, “Ürdün ve Filistin halkı tek yumruktur, Canımız, kanımız Aksa’ya feda olsun, Halk Filistin’i kurtarmak istiyor” sloganlarını attı. Göstericiler, İsrail devletiyle herhangi bir ilişki kurmayı reddettiklerini vurgulayarak, İsrail’le yapılan barış anlaşmasının iptalini istedi.

GOLAN TEPELERİ SORUNU

İşgal altındaki Golan Tepelerinin ABD başkanı tarafından İsrail toprağı olarak tanınması, Arap dünyasının önemli gündemlerinden olmaya devam ediyor. Ruze Cendeli, kaleme aldığı makalede sorunun sadece Golan Tepelerinin tanınması olmadığını yazdı. Cendeli, “Medya buna çok az odaklanmış olmasına rağmen ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Rus-Batı ihtilafı tarihinde en önemli olabilecek zirveye imza attı. Medya, Pompeo’nun Golan, Hizbullah ve İran hakkındaki açıklamaları ile meşgul. Lakin esas önemli zirve Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail arasında Akdeniz’de gaz arama projesi konusunda fikir birliğine varılması” dedi. 

Al Arabiya televizyonu eski genel yayın yönetmeni Abdurrahman Raşit de, “ABD Başkanı ve diğer politikacılar, yarım asır devam eden işgalin ardından Golan Tepeleri’nin artık tanınabileceğini düşünüyor. Zira toprak sahipleri, Golan Tepeleri’ni kurtarmak için hiçbir şey yapmadı. Buna rağmen İran ve Türkiye’nin emelleri nedeniyle gelecekte Suriye haritasının değişip küçük devletlere ayrılması halinde ABD’nin Golan Tepeleri’ni tanıma işlemi, meşrulaşacaktır” dedi.  


CEZAYİR’DE YENİ DÖNEM

Rai al Youm
Başyazı

(CEZAYİR Cumhurbaşkanı) Buteflika’nın yönetemeyeceğinin ilan edilmesi ve meclis başkanının geçici başkan olarak atanması, Cezayir devriminin ilk zaferiydi. Bu devrim neden ondan önceki devrimlerin aksine tüm hedeflerine ulaşmıştır? Bölgemizdeki ve üçüncü dünyadaki değişim için onu rol model yapacak nedenler nelerdir?

Cezayir’in güçlü adamı Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Kayed Salah, Cezayir Anayasası’nın 102. maddesinin etkinleştirilmesini talep ettiğinde Cezayir’deki durumu halk hareketi lehine çözdü. Özel anayasa komitesi toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika hastalık nedeniyle boşaldığı görevinin ilan edildi. Seçim gerçekleşene kadar Cezayir Ulusal Meclisi Başkanı Abdulkadir bin Salih, 45 günlük bir geçiş dönemi için başkan vekilliği görevini üstlendi.

Ülkenin bel kemiği olan Cezayir ordusunun bu “akıllı” hareketi, kaçınılmaz olarak mevcut krizde bir nefes alınmasına yol açacak. Burada birinci derecede teşekkür; halk hareketinin disiplinine, uygarlığına ve aynı zamanda halkın radikal değişim için tüm meşru taleplerine bağlı kalmasına. Cumhurbaşkanı’nın dördüncü dönemi uzatılmayarak Buteflika’yı vitrin olarak kullanan gerideki grubun devrilmesine yol açılmış oldu. 

Alınan bu karar ülkeyi krizden çıkarmak için umut verici bir çözüm. Çünkü anayasaya saygı duyuyor ve cumhurbaşkanının onurunu koruyor. Bu adım, halkın protesto dalgasına binerek bölgesel ve uluslararası alanda etkisi olan ulusal amaçlarından saptıracak tüm dış müdahalelerin kapısını kapattı. 

Cezayir; yolsuzluk, kayırmacılık ve totaliter yönetimi kesmek ve güvenlik ve istikrar için hızlı adımlar atıyor. İnsanlara hitap edemeyen hasta ve tekerlekli sandalyeli birinin anayasada herhangi bir yeri olmayan bir gruba yönetimi teslim etmesine layık değildi. 

Cezayir yaşlılarının bu krizi yönetimi yüksek derece sofistikeydi. Devrimi barışçıl olan Cezayir sokağının disiplini; devleti, kurumları, cumhurbaşkanını ve onurunu korudu.  Özel veya kamu mülkiyeti, vandalizm veya yağmalama eylemlerine maruz kalmadı. 

Cezayir’e vatan ve kurumlarına anayasaya bağlılığa, demokrasiye ve eşitliğe ve yönetişime etkin katılım temelinde tüm halk bileşenleri arasında bir arada yaşama özen gösteren modeli verdiği için teşekkür ederiz.

Ordunun halkın taleplerine saygı duyması, bölge tarihinde bir dönüm noktası olacaktır. Kaçınılmaz değişim ve reform sürecinde bölgede rol modeline dönüşecektir.  

Devrim Cezayirliydi ve çözüm tamamen Cezayirli oldu. Cezayir’i karanlığa batmış bölgemizde bir simge ve parlak bir ışık noktası yapan büyüklük ve ayrım burada.


GOLAN, YENİ BİR SAVAŞIN SESİNİ GİZLEYEN FIRTINA

Ruze CENDELİ

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, eleştiri fırtınası yaratarak işgalci devlet İsrail ile Lübnan arasında hızlı bir gezinti yaptı. Pompeo’nun, Suriye’deki Golan Tepeleri’ni İsrail’in bir parçası olarak tanıma çağrısı yapmasına rağmen, amacı başkaydı.

İŞGALİN MEŞRULAŞTIRILMASI 

ABD’nin Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olarak tanıması ve Pompeo’nun da dünyayı İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki kontrolünü tanıma çağrısı, 1967 sonrası topraklar için alınan uluslararası kararlar nedeniyle boşuna alınmış bir karar görünüyor. Bir yanda Golan Tepeleri’nin fiili işgali tanınması öte yandan bu daveti kınama dalgasına yol açan uluslararası red gündemde. 

Hem Almanya hem de Fransa’nın yanı sıra, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışındaki çoğu Arap devleti ve Arap Ülkeleri Birliği, Pompeo’nun bu çağrısını kınadı. Aynı şekilde Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD’nin şu anki askeri müttefiki Suriye Demokratik Konseyi hariç Suriye muhalefetinin tüm kesimleri kınadı. 

LÜBNAN DİRENİYOR

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ayrıca Ortadoğu’nun güvenliğini ve barışını tehdit eden tehlike olarak nitelendirerek İran’a saldırdı. Hizbullah, tartışmalı Pompeo yorumlarında büyük bir paya sahip oldu.

Pompeo, Lübnan’a açık bir tehdit mesajı taşıdı. ABD’nin terör listesinde bulunan Hizbullah’ın hükümette yer almaya devam etmesi, Lübnan’ı ABD’nin baskısı altında tutuyor. Pompeo’nun Cumhurbaşkanı Michel Aun, Başbakan Saad Hariri ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşmelerinde ABD’nin Hizbullah’ı hükümet dışına alma talebinin reddedildiği ifade edildi. 

Hükümete katılan ve milletvekili olarak seçilen bir siyasi blok olarak nitelendirildi. Özellikle ülkesinin Golan Tepeleri’nde İsrail’in işgalini meşrulaştırma çabasından sonra Lübnan Komünist Partisi’nden ABD Dışişleri Bakanı’nın kabulüne karşı protesto gösterileri çağrısı yapıldı.

POMPEO O ZAMAN NEYİ BAŞARDI?

Öte yandan Pompeo, İran’a hatta Hizbullah’a yönelik yeni bir şey söylemedi. Ancak ABD Golan Tepeleri’ndeki pozisyonu daha önceki pozisyonuna göre benzersizdi. Anketler, Amerikan halkının yüzde 80’inden fazlasının artık Trump ve yönetimini istemediğini gösteriyor. Öte yandan, bir sonraki başkanlık seçimlerine aday olma sürecinde Trump attığı bu adımlarla muhafazakar Hıristiyan köktendincilerin ve ABD’deki siyonist lobinin oylarını kazanmayı umuyor. Trump tarafından yönetilen propaganda makinası da onu Eski Ahitte Yahudilerin kurtarıcısı olarak geçen Kral Cyrus’a terfi ettirdi.

FIRTINA NEYİ SAKLIYOR?

Pompeo’nun çalışmaları, özellikle dini propagandanın başarılı olmasını beklememesi nedeniyle, çok önemli değildi. Medya buna çok az odaklanmış olmasına rağmen Pompeo, Rus-Batı ihtilafı tarihinde en önemli olabilecek zirveye imza attı. Medya, Pompeo’nun Golan, Hizbullah ve İran hakkındaki açıklamaları ile meşgul. Lakin esas önemli olan zirve Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail arasında Akdeniz’de gaz arama projesi konusunda fikir birliğine varılmasıydı. Pompeo’nun bu zirvede bir süper gücün ve işgal altındaki Kudüs’ün temsilcisi olarak bulunması, yeni ekonomik ittifakın İsrail ve Amerikan’ın koruması tarafından yönetildiğini gösteriyor.  

 

ÖNCEKİ HABER

Kalle Gerigk, Evrensel'e konuştu: Yaşanabilir konut herkesin hakkı

SONRAKİ HABER

AYM'ye bireysel başvurularda adil yargılanma ihlali birinci sırada

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa