Çorlu tren katliamı davası: Suç bir ilkokul, üç lise mezununa yıkmak isteniyor

25 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu tren kazasıyla ilgili davanın ilk duruşması görülmeye başlandı. Aileler duruşma öncesi "adalet" talebiyle yürüyüş düzenledi.

10 Eylül 2019 17:12
Son Güncellenme Tarihi: 10 Eylül 2019 17:13
Paylaş

Can Deniz ERALDEMİR
Çorlu

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, 25 kişinin öldüğü, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili açılan davanın ertelenen ilk duruşması, Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nin duruşma için hazırlanan 600 kişilik salonunda görülüyor. Duruşma öncesi Santral Park'ta bir araya gelen aileler ve destekçileri Çorlu 15 Temmuz Kültür Merkezine yürüdü. Duruşmada sanıkların avukatları "Bunların hepsi sanat yapısı diye ifade edilen mühendislik yapılardır. Çevresel faktörlerin de hesabını içeren özel hesaplamalar barındırır. Oysa ki burada bir ilkokul, üç lise mezunun yargılandığını görüyoruz. Alt yapı şube müdürlüğünde, üst yapı şube müdürlüğünde bulunan mühendisler dahi yargılanmıyor" dedi. Davanın görülmesine yarın sabah saat 09.00'da devam edilmesine karar verildi.

"Adalet İstiyoruz" pankartının arkasında yürüyen aileler, kazada yitirdikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıdı ve sık sık "Hak, hukuk, adalet; kaza değil cinayet", "Çorlu'yu unutma, unutturma" sloganları" attı. HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Ali Şeker, Türkiye İşçi Partisi Başkanı Erkan Baş ve çok sayıda ulusal basın mensubu da davayı takip etmek içina katılımcılar arasında bulundu.

"DAVA DÖRT SANIKLA İLERLEYEMEZ"

Çorlu 15 Temmuz Kültür Merkezinin önünde kısa bir basın açıklaması düzenleyen ailelere adına Mısra Sel Öz konuştu. Öz, "Çorlu tren katliamında katledilmiş olan canlarımız için buradayız" diyerek söze başladı. Davanın bir yıl sonra başladığını hatırlatan Sel, "Bu dava sadece dört sanıkla ilerleyemez. Biz tüm sorumluların yargılanmasını, herkesin adaletin karşısına çıkmasını istiyoruz" diyerek ailelerin taleplerini aktardı.

İsmail Kartal ise kazanın üzerinden bir senenin geçtiğini vurgulayarak, "Gerçekleri gizlemeye çalışan, görmezden gelen bir adalet sistemimiz var. Gerçekler siz görmeseniz de, gizleseniz de gün yüzüne çıkmaya mahkumlar. Adalet saraylarınız yerin altında kalsın. Bu gerçekleri gizleyemeyeceksiniz" diye konuştu.

Mahkemenin görüleceği Çorlu 15 Temmuz Kültür Merkezinde kolluk kuvvetlerinin yoğun güvenlik önlemleri aldıkları görüldü. Kolluk kuvvetlerinin kültür merkezinin önünde kimlik kontrolü yapmak istemesi sebebiyle müdafi avukatları ve dava katılımcıları giriş yapmadan itiraz etti.

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Gökmen Yeşil itiraz nedenlerini şöyle aktardı:

"Mahkeme heyetiyle görüşmeden bir yargılama yapılamaz. Neyse verdiği karar bizi de dinleyecek. Bu olağanüstü hal kararı kabul edilemez. Kimliklerin kontrol edilerek alınması söz konusu olamaz. 'Mağdur ve müştekileri alacağım' diyor. Biz de diyoruz ki bütün madur ve müştekilerin isimleri yer almıyor. Sadece iddianame ve tespite dayanarak alım yapılamaz, mahkemenin bahçesinde kimlik kontrolü yaparak alınamaz. Mahkeme heyeti kimlik tespiti yapmak istiyorsa mahkeme salonunda yapmalıdır. Yapılan kanuni değildir, hukuki değildir. Anayasaya da aykırıdır."

DURUŞMADA YAŞANANLAR

İtiraz sonucunda herhangi bir kontrol yapılmadan kimlik gösterilerek girilmesine karar verildi. Mahkeme kayıp yakınlarının ve müşteki avukatının kimlik tespitleri ile başladı.

Müşteki avukatı Mürsel Ünder, şekil yönünden değerlendirdiği iddianamede, sadece dört sanığın birden çok kişinin taksirle ölümüne sebep vermekle suçlandığını hatırlattı ve "TCDD'yi koruyoruz diyerek suç ve suçlular korunmaktadır" diye söze başladı. "Yaşanan katliam ön görülmeyen bir olay olmayıp kendisini göstere göstere gelmiştir" diyen Ünder, TCDD yetkililerinin öngörülen bu olayı engellemek için gerekli önlemleri almadığını vurguladı. Tren kazaları ve bu kazalar ile ortaya çıkan ölüm oranlarının dünya ortalamasının katlarca üstünde yer aldığını belirten Ünder, yargılanması gereken üst düzey yöneticilerin yargılanmadığını belirtti ve "Dönemin Ulaştırma Bakanı dahil TCDD yönetimi aşırı yağışı suçlu olarak ilan ediyor. Bu aşırı yağışın etkileri ne yapılırsa yapılsın engellenemezmiş gibi konuşuyor" diye vurguladı.

Delillerin toplanması aşamasının savcılık tarafından yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Ünder, "Bu davada her aşamayı TCDD kurumu yürütmüştür" dedi.

Bilirkişi heyetinin de eksik oluşturulduğunu söyleyen Ünder, "Şaibeli ve şüpheli kişiler bilirkişi olmuş, İstanbul'dan getirilmiştir. Bilirkişi Mustafa Karasahin, yasak olduğunu bilerek yanlış yönlendirmeye yönelik basın açıklamaları yapmıştır" diye konuştu.

Avukat Mürsel Ünder'in mahkeme heyetine sunduğu iddanamenin iadesi talebi, heyet tarafından iddianamenin daha önce kabul edildiği ve red için tanınan 15 günün geçtiği belirtilerek talep 'karşılığında bir işleme yer olmadığı' gerekçesiyle red edildi.

SANIK SAVUNMALARI

Sanıklar TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğünde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan sanık Turgut Kurt, TCDD Yol Bakım Onarım Şefi Özkan Polat, TCDD Hat Bakım Memuru Celalattin Çabuk ve TCDD Köprüler Şefi Çetin Yıldırım'ın kimlik tespiti yapıldı.

Savunmada ilk sözü sanık Turgut Kurt aldı ve bakım için yedi tane şefliğin görevli olduğunu hatırlattı ve "Bunlar kendi başlarına çalışırlar.  Benim görevim koordinasyonu sağlamak, bakım müdürlüğüne iletmek üzere yazışmalar yapmaktır" dedi. Kazanın olduğu anda evinde olduğunu belirten Kurt, "Kaza yeriyle aramızda yaklaşık 130 km var" diye konuştu. Meteorolojiden veya yerelden yağışla ilgili bir uyarı almadığını vurgulayan Kurt "Görevlilerin benden herhangi bir emir almaksızın müdahale etme yetkileri vardır" dedi. Balast tutucu duvar ve mecra temizliğiyle ilgili raporu üstüne ilettiğini söyleyen Kurt, "Savcılığın bana atfettiği suç iddiasını kabul etmiyorum. Köprülerin bakımı yapılmıştır. Raporları düzenlenmiştir.  Yıllardır atamalar yapılmamıştır. Olması gereken iki yol bekçisi yok, orası yıllardır boş duruyor. Ben yıllarca yazı yazdım ancak bu konuyla ilgili yazı yazmak hoş karşılanmaz. Yol bekçisi olsaydı belki o kaza olmazdı. Bilmiyorum belki olurdu. Zamanında 9 yol bekçisi vardı şimdi ne yazık ki yok. Yol bekçileri bu hatların hafızasıdırlar. Ek önlemler alınmadı. Teknolojik destek verilmedi. Uyarıcı sinyaller konulmadı. Herhangi bir çalışma yapılmadı. Bununla ilgili çalışma yapacak genel müdürlüktür. Ben bir çalışanım.” dedi.."

Balast tutucu duvarın kazadan sonra yapıldığını kaza bölgesine ve üç kilometre ileride başka bir bölgeye yapıldığını belirten Kurt, "Ben suçsuzum. Görevimin gereklerini yerine getirdiğimi düşünüyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi.

SANIK KURT: DAİRE BAŞKANINDAN AZAR İŞİTTİM

Sanık Kurt, çeşitli talepleri için daire başkanından azar işittiğini de söyledi: Meteoroloji için sarı turuncu uyarı işaretleri talep ettim, vardiya için dört operatör 24 işçi talep ettim ancak Bakım Daire Başkanı Fahrettin Yıldırım ‘Nasıl böyle bir şey yapıyorsunuz. Neden böyle bir şey yaparsanız’ diye karşılık verdi. O Mümin Karasu’yu o da bizi fırçalıyor. Bu bir silsiledir. Bana bir uyarı yapılmadı ki kontrol edeyim. Bilirkişi raporunda çelişkiler var. Yapısal sorunlar var.

TCDD YOL BAKIM ONARIM ŞEFİ ÖZKAN POLAT: 2017’DEN İTİBAREN MENFEZLER İÇİN YAZDIK

TCDD Yol Bakım Onarım Şefi Özkan Polat, 18 yıldır Çerkezköy Muratlı arasında demiryolu bakım onarım şefi olarak çalıştığını belirterek, olay gününü anlattı: "Olay günü, pazar günü olmasına rağmen, 35 metre uzunluğunda demiryolunu makas değiştirmek için kapattık. Hava gayet sıcaktı. Öğlen hafif bulutlanma yaşandı. Akşam haberi aldım. Kurumumuza ait bir araçla olay yerine vardık. Afet ekipleri çalışıyordu."

Menfez muayeneleri ilkbahar ve sonbahar olmak üzere 6 ayda bir yaptıklarını ve listeleri oluşturduklarını belirten Polat, "Altı ayda bir yaptığımız turne kontrolünde kaza yerine indik. İki buçuk metreye iki metre, ateş tuğlasından yapılan bir menfezdir. İmalat betonları bulunmamaktadır. Kanallarımız hep topraktan oluşur. Menfezde bir tıkanıklık tespit etmedim" diye konuştu. Özkan Polat'ın tıkanıklık olmadığını iddia etmesi üzerine tepki gösteren avukatlar üç yüz metre ileride bulunan ve tıkanık olduğu tespit edilen başka bir menfezin de tıkanık olarak belirtilmediğine dikkat çekti.

Meteorolojiden yağış bilgisi almadıklarını belirten Polat, "Bu menfezde bir problem yoktu. Balast tutucularını biz talep ettik. Balast akıcı bir malzemedir. Balastın tutulması gerekir. 2017’den itibaren menfezler için yazdık" diye belirtti.

Profesyonel bir eğitim almadıklarını kabul eden Polat, "İş güvenliğiyle alakalı eğitimler aldım acil eylem eğitimi almadım. İnsanlara müdahale etmek benim görevim kapsamında değil" diye konuştu. Özkan Polat, yol bekçisi olmadığı için kontrol için birini görevlendirme şansları olmadığını belirtti.

TCDD Hat Bakım Memuru Celalettin Çabuk, kendisinin çalışmaya demiryolu işçisi olarak başladığını, ardından yol bekçiliği yaptığını, uzun süredir de hat bakım memurluğu yaptığını, emrinde beş işçi olduğunu, Özkan Polat'tan emir almadan hiçbir şey yapmaya yetkisi olmadığını belirtti.

Kaza günü Çerkezköy'de Özkan Polat'ın çalıştığını belirten Çabuk, Çerkezköy'de yağmur yağmadığını vurguladı ve "Yağmurla ilgili hiçbir ihbar almadık" dedi. Özkan Polat'ın çağrısıyla çalıştığı işçilerle birlikte kaza yerine geldiklerini aktaran Çabuk, "Balastı boşaltamadık trenler yıkılmış olduğu için. Sonra yol yenilemelerine başladık. Öğleden sonra jandarmaya sonra da savcılığa ifadelerimizi verdik. Balast dökmeyi ertesi günü yaptık. Özkan Polat benim balast doldurmamı söyledi. Kırık traversleri dizdik. Yolu bir an evvel açmaya baktık" diye konuştu.

Yol bekçiliği de yaptığını söyleyen Çabuk, "Yol bekçisi günlük yirmi iki kilometre bir gidiş bir dönüş yürür. Bir risk olduğunda makiniste haber verir. Şu anda yol bekçisi görevini yapan yok maalesef" dedi.

BİR AMELE BAŞI YARGILANIYOR

Savunma avukatı bu savunmadan sonra şöyle konuştu: "Hiçbir yetkisi olmayan, kendi başına hareket etme kabiliyeti olmayan, en alt sınırdaki kişi bu mahkemede yargılanıyor. Bir amele başı yargılanıyor. Bilirkişiyi esas teşkil ederek hazırlanan iddianame bu olayın faillerini bulmak, adalet önüne çıkarmaktan ziyade suçlu yaratmak isteyen bir iddianame. Şu gördüğünüz kişi Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet demir yollarında hiçbir yetkisi yok. Bu kişi amele başı. Ama maalesef bu büyük kazada yargılanan kişi o. O nedenle müvekkilimin beyanlarına katılıyorum, geride kalanlarımıza acil şifalar diliyorum. Fakat benim müvekkilimin şu an burada yargılanması tüm hukuk camiasında yeni bir sayfa açılmasıdır."

"KAZADAN ÖNCE O BÖLGELERLE İLGİLİ RAPOR YAZMIŞTIM"

TCDD Köprüler Şefi Çetin Yıldırım ise savunmasında şu ifadeleri kullandı: 750 km'lik hatta tek başıma çalışıyorum. Tek başına bir memurum. Ben bu makama 2016 yılında geldiğimde çalıştırabileceğim bir kişi yoktu. Köprüde mühendis olur, menfezlerde mimar olmaz kontrolünde. Köprü ve menfezlerde bu işleri yapacak kimse kalmadı. Bu da açık ihale yöntemiyle yaptırılmaya başlandı. Hat bakımı için bir eğitim almadım. Diğer sanıklarla bir ast-üst ilişkim yok. Yola çıkmak için harcırah almam gerekir. Harcırah için de emri götürmem gerekir. Emir olmadan ben kontrol etmek için çıkamam. Bu menfez için de görevlendirme almadım. Hızlı trenin kaza yapmasından önce o menfezle ilgili benim yazdığım raporlar var, Edirne ile ilgili raporlarım da var Bilecik'le ilgili raporlarım da var. Bunların hiçbiriyle ilgili bir işlem yapılmadı.

SANIK AVUKATI: GERÇEK BİLİRKİŞİ RAPORUNDA SANIKLAR DEĞİŞECEKTİR

Sanık avukatı ise savunmasını diğer bilirkişi raporundan sonra yapacağını belirterek "Neden böyle diyorum, Bilirkişilerin iki tanesi TCDD ile ekonomik bağlılıkları olan kişiler. Bu arkadaş emir almadıkça on beş metrekarelik odadan çıkamaz. Emir alır, 750 km'de istenilen noktaya gider, rapor tutar. Bu sanık bir buçuk yılda üç kere bu menfezi görmüş, bu menfezi üç kere de rapor etmiş. Raporu alan ne yapmış? İhale usulü verir, Belli ki ihale verecek birini bulamamış? Bu adamın başka bir yetkisi bulunmuyor. Siz burada en alt seviyede dört çalışanı yargılıyorsunuz. Gerçek bir bilirkişi raporunda sanıkların değişeceği belli" ifadelerini kullandı.

"SUÇ BİR İLKOKUL, ÜÇ LİSE MEZUNUNA YIKILMAK İSTENİYOR"

Sanıkların avukatı Mehmet Ektaş, köprü ve menfezlerin dizaynları ile ilgili  müdafi avukatlarından çokça soru geldiğini hatırlattı ve "Bunların hepsi sanat yapısı diye ifade edilen mühendislik yapılardır. Çevresel faktörlerin de hesabını içeren özel hesaplamalar barındırır. Oysa ki burada bir ilkokul, üç lise mezunun yargılandığını görüyoruz. Alt yapı şube müdürlüğünde, üst yapı şube müdürlüğünde bulunan mühendisler dahi yargılanmıyor" diye söze başladı.

"YEDİ KAT FAZLA KAZA YAŞANIYOR"

Türkiye'de demiryollarında kazaların dünya ortalamasının yedi kat üstünde olduğunu belirten Ektaş, "Bu kazalarda 412 demiryolu personeli hayatını kaybetti" diye TCDD'nin kaza istatistiğine dikkat çekti.

"GEVERE'DE DE AZ KALSIN KATLİAM OLACAKTI"

"Çorlu'dan sonra dahi hiçbir tedbir alınmamıştır" diye durumu belirten Ektaş, Çorlu'da yaşanan kazanın çok benzerinin bir sene sonra Gevere'de yüksek hızlı trenle yaşanacakken, şans eseri sinyalin kırmızıya dönmesi sayesinde yaşanmadığını vurguladı.

"En alt düzeydeki personeller ihmal sebebiyle ceza alıyorsa kazalar neden artarak devam ediyor?" diye soran Ektaş, kazalara sebebiyet verenlerin üst kademe yöneticiler olduğuna dikkat çekti.

"Kendi içinde tutarlılığı olmayan, vicdana ve bilimsel gerçeklere aykırı bilirkişi raporuyla sanıklar belirlenip buraya geldiler" vurgusunu yapan Ektaş, bu raporun TCDD üst düzey yöneticilerini korumak maksadıyla art niyetle yazıldığını belirtti. "Bu raporu hazırlayan bilirkişiler tarafsızlık özelliği taşıyor mu? Bu rapordaki iki bilirkişinin TCDD'ye danışmanlık gibi işler yaptıkları görülüyor" diyen Ektaş, raporu yazanların eksikliklerden yöneticilerin ilişkili olmayacağını söyleyerek aslında kendi izafiyetlerinden kurtulduklarını vurguladı

"KİMİN EMRİ?"

105 numaralı genel emire bağlı olarak yetki ve sorumluluk dağılımına sahip bir çalışma tanımlandığını belirten Ektaş, "Bu genel emire göre yağışlı havalarda ilk gelecek treni hasarlı bölümle ilgili uyarıp daha sonra amirlerine haber verecek bir personel lazım, kim? Yol bekçisi. Var mı? Yok" diye konuştu. Yine 105 numaralı genel emire göre burada yargılanan bakım şefi lise mezunu iken emrinde sekiz mühendisin olması gerektiğine dikkat çeken Ektaş, bu durumun hayatın olağan akışıyla örtüşmediğine dikkat çekti.

Sanıkların avukatı Mehmet Ektaş sözlerini şöyle sürdürdü: Bu genel emri TCDD genel müdürü yayınlar. Yürütülmesinden TCDD genel müdürü sorumludur, mevzuatın sorumlusu da TCDD genel müdürüdür. Görev verilmiş ama o görevi yapacak örgütlenme ortada yok. Ne takımlar ne işçileri ne yol bekçileri bulunuyor.

Meteorolojinin olay yerindeki yağış miktarından haberleri olmadığına işaret eden Ertaş, "Bu kaza kesinlikle önlenebilir bir kazaydı.  Demiryolunda mühendislik hizmetleri yerine getirilmiş olsaydı, gerekli maliyetleri karşılanmış olsaydı, meteoroloji ile daha önceden gerekli ilişki kurulmuş olsaydı" diye konuştu.

Müşteki avukatı Gökhan Yeşil, "Turgut Kurt ve Özkan Polat delilleri karartmıştır. Yıldırım ise çelişkili ifadeler vermekle birlikte üst yönetimle ilişkilerini aynı çıkar birliğiyle sürdürüyor. Deliller daha toplanmamıştır. Delillerin karartılacağı şüphesizdir" gerekçelerini sıralayarak üç sanık hakkında tutuklama talep etti.

Tutuklama talebi iddia makamının da gerek görmemesi üzere mahkeme heyetince reddedildi.

Davanın yarın sabah saat 09:00 da devam etmesine mahkeme heyetince karar verildi. Yarınki duruşmada aileler ile müşteki avukatların konuşması bekleniyor.

NE OLMUŞTU?

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinden İstanbul Halkalı’ya gitmek üzere hareket eden, 362 yolcu ve 6 personelin bulunduğu yolcu treni, 8 Temmuz 2018’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi yakınlarında raydan çıkarak devrildi. Kazada 7’si çocuk, 25 kişi yaşamını yitirdi, 328 kişi de yaralandı. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu bulunan, TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım Şefliği’nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat, Yol Bakım Şefliği’nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk ile TCDD bünyesinde çalışan ve mayıs ayındaki yıllık umumi muayene raporunda imzası bulunan, Köprüler Şefi Çetin Yıldırım hakkında ‘taksirli ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan 2’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis istemiyle Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

MAHKEME HEYETİ ÇEKİLMİŞTİ

Davanın görülmesine, 3 Temmuz günü Çorlu Adalet Sarayı’nda 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi olarak düzenlenen 130 kişilik Konferans Salonu’nda başladı. Ancak, ölenlerin bazı yakınları ve yaralılar, salonda yer olmadığı gerekçesiyle içeriye alınmayınca arbede yaşandı. Yaklaşık 1 saat süren arbedenin ardından aileler salona aldıktan sonra, ailelerin avukatları duruşmanın başlamasıyla birlikte, yaşanan olayları gündeme getirdi. Avukatlar, mahkeme salonu kapılarının kilitlenerek, ailelerin içeriye alınmadığını, içeride ve dışarıda bulunan aileler ile bazı avukatların, verilen talimatlarla darbedildiğini söyledi. Avukatlar, darbedilme talimatını kimin verdiğinin belirlenmesi için suç duyusunda bulundu. Mahkeme savcısı da suç duyurusunda bulunulması kararını destekleyip, mahkemeden talimatı kimin verdiğinin belirlenmesini istedi. Suç duyurusu ve dilekçe üzerine mahkeme heyeti davadan çekildiğini açıklayarak, dosyayı 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, heyetin davadan çekilme kararını reddetti. 

Tren kazası davasının görülmesi için Çorlu’nun Çoban Çeşme Mahallesi Bülent Ecevit Bulvarı üzerinde bulunan Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ndeki 15 Temmuz Salonu, duruşma salona olarak hazırlandı. (Çorlu/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

FETÖ'nün 'Türkiye İmamı' olduğu iddia edilen kişi tutuklandı

SONRAKİ HABER

MMO Sanayi Raporu: Yatırımlar çakıldı, kredi talebi düşük

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa