28 Mayıs 2019 09:41
Son Güncellenme Tarihi: 28 Mayıs 2019 17:26

Kızıltepe JİTEM davasında tüm sanıklar için beraat istendi

Kızıltepe JİTEM davasının duruşmasında mütalaasını açıklayan savcı, zaman aşımı sebebiyle tüm sanıklar hakkında beraat talebinde bulundu.

Fotoğraf: Adnan Kochan/AA

Paylaş

JİTEM Davası'nın duruşmasında mütalaasını açıklayan savcı, zaman aşımı sebebiyle tüm sanıklar hakkında beraat talebinde bulundu.

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 1992-1996 yılları arasında 22 sivilin asker ve korucular tarafından öldürülmesine ilişkin açılan ve kamuoyunda “Kızıltepe JİTEM davası” olarak bilinen davanın 18’inci duruşması Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıklardan Mehmet Salih Kılıçaslan duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Müşteki avukat Senem Doğanoğlu, Erdal Kuzu'nun yanı sıra sanık avukatları hazır bulundu.

Kimlik tespitinin ardından duruşma başladı. Mahkeme heyeti savcının mütalaasından önce sanık Kılıçaslan'ın taleplerini sordu. Sanık daha önceki ifadesini tekrar ettiğini ifade ederek beraatını istedi.

"JİTEM CİNAYET ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞI NETLEŞMİŞTİR"

Mezopotamya Ajansının haberine göre müşteki avukatlar esasa ilişkin beyanda bulunarak kayıt altına alınmasını istedi. İlk olarak konuşan avukat Erdal Kuzu, mahkeme heyetine duydukları güvensizliği dile getirerek, "Mahkeme süreci Nurettin Yalçınkaya'nın ölüp ölmediğinin tespit edilmesi ile geçti, bu kadar kanıt ve Yalçınkaya'nın kemiklerine ulaşılmasına, mezarı olmasına rağmen. Konu hakkında tanıklar dinlenmedi. Gelinen noktada bir yargılama yapılmadan bitirilmek isteniyor" dedi. Dosyaya ilişkin iddianameyi hazırlayan savcının şuan Ankara Adliyesi'nde görevinin başında olduğunu hatırlatan Kuzu, "Somut olarak kanıtlar oluşturulmuştur. Kemikler bulundu ve JİTEM'in bütün suçları ortaya çıkarılmıştır. JİTEM cinayet örgütünün varlığı netleşmiştir. Bu dava geçmişe yönelik yüzleşme davasıdır. Ama Türkiye'deki tüm kamu davalarında olduğu gibi bir cezasızlık politikasıyla karşı karşıyayız" ifadesinde bulundu. 

"DEVLETİN ZULMÜNÜN YAŞANDIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR"

Davanın biran önce karara bağlanılmak istendiğini dile getiren Kuzu şunları aktardı: "Sonuç şimdiden belli. Ne olursa olsun katılan vekilleri ve insan hakları savunucuları açısından katledildikleri gerçeğini değiştiremeyecektir. Katledilenlerin akrabalarının arayışına karşı cevap verecek bir yargı Türkiye'nin demokratikleşmesine katkı sağlayacaktır. Devletin zulmünün yaşandığı tespit edilmiştir. Devlet adına suç işleyen sanıkların ceza almasını istiyoruz."

Mahkeme başkanı avukat Kuzu'nun sözünü keserek "Devlet zulmü diyemezsin" dedi. Kuzu ise "Kelimelere takılmayalım. Devlet adına çok fazla zulüm yapıldı" yanıtını verdi.

"DELİLE RAĞMEN SANIKLAR AKLANACAK"

Ardından söz alan müşteki avukat Senem Doğanoğlu da şunları söyledi: "Katledilenlerin aileleri şikayetçi olmalarına rağmen mahkeme heyeti onları dinlemedi. Sadece Yusuf Tunç'un cesedine ulaşılmadı, tanıklar var. Bütün infaz yöntemlerinin tespitine, bu kadar delile rağmen sanıkların yine de aklanacaklarını düşünüyoruz. Ancak emsal içtihatta uysanız dahi, çetelere verdiğiniz cezaları bu davaya da uygularsanız sanıklar yargılanır.”

SAVCI BERAAT İSTEDİ

Müşteki avukatlarının esasa ilişkin savunmalarının ardından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Hanifi Yıldırım mütalaa verdi. Mütalaasında, “silahlı örgüt kurmak veya yönetmek, silahlı örgüte üye olmak ve tasarlayarak öldürmek” suçlarından yargılanan sanıklar, dönemin Jandarma Komutanı emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve köy korucuları Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ile İsmet Kandemir hakkında zaman aşımından dolayı davanın düşmesine ve beraatlarına karar verilmesini istedi.
 
Savcı mütalaasının ardından müşteki avukatları SEGBİS ile alınan ses kayıtlarının çözümlerini talep etti. Mahkeme heyeti avukatların talebini kabul ederek bir sonraki duruşmayı 9 Eylül 2019 tarihine erteledi.

"SAVCI, JİTEM TARTIŞMASINI BİR KENARA BIRAKTI"

Dava avukatlarından Senem Doğanoğlu, savcının mütalaasını Evrensel'e değerlendirdi. Bu dosyada ilk defa JİTEM’in yasadışı bir örgüt olarak tariflendiğini söyleyen Doğanoğlu, “JİTEM’in varlığı, yokluğu tartışması dönerken bu iddianamede JİTEM’in varlığı söyleniyordu. İddianamede bir çalışma mekanizması tanımlanıyordu. İddianamede JİTEM, sadece silahlı bir güç olarak değil, aynı zamanda kaybettirmeler, infazlarla ilgili mali açıdan da nemalanan, bu konuda taleplerde bulunan; köy boşaltmaları, işkence ve kötü muamele için yine bir şekilde örgütlenmiş, paramiliter güçleri genel olarak kullanan bir yapı olarak tarif edildi. Ancak mütalaada sadece zamanaşımı istendi, JİTEM’in varlığına veya yokluğuna dair bir şey söylenmedi. Eylemleri zaten örgüt faaliyeti kapsamında değerlendiren bir iddianameydi. Onu ayırdı mütalaada savcı. JİTEM tartışmasını bir kenara bıraktı, düşme isteyerek. Cinayetler sanki adli bir vakaymış gibi değerlendirildi” dedi.

“Cezalandırma açısından ‘Aynı devlet mekanizması neden cezalandırsın ki?’ sorusu her zaman gündemde” diyen Doğanoğlu şu ifadeleri kullandı: “Vatanseverlik, terörle mücadele konsepti adına yıllardan beri yapılan, meşru görünen bir hikaye bu. Ama biz belki bir cezalandırma değil, farklı bir delil değerlendirmesinin peşindeydik. Ailelerimizin cenazelerine kavuşmuş olması belki bir nebze daha özel kıldı bu yargılamayı. 9 Eylül’de çok farklı bir karar olacağını düşünmüyorum.” (HABER MERKEZİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kemal Kılıçdaroğlu: Beylerin bir eli yağda bir eli balda, yoksul olan yurttaş

SONRAKİ HABER

“Savaş bütçesi büyüdü, halka düşen pay küçüldü”

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa