Ankara'da işçilerle seçim sohbeti: Kriz de istemiyoruz tek adamı da

Fotoğraf: Evrensel

Ankara'da işçilerle seçim sohbeti: Kriz de istemiyoruz tek adamı da

OSTİM ve ODTÜ'deki işçilerle seçimleri konuştuk. MHP'li işçiler, 'Partimizi seviyoruz ama Erdoğan'ın tek adam olmasını istemiyoruz' dedi.

Hasan AKBAŞ
Ankara

OSTİM’de işçiler seçimlerin ardından kriz yaşanacağı ve işsiz kalacakları korkusunu yaşıyor. Dolardaki artış, ücret ödemelerindeki aksamalar, gıda, yol gibi temel ihtiyaçlarda yaşanan artışa dikkat çeken işçiler arasında “Gelenek gibi sorgusuz sualsiz oy verirdik ama o devir artık bitti”, “Sağ sol değil, garibanı düşünene oy vermek lazım” diyenlerin sayısı artıyor. MHP’ye oy veren işçinin şu sözleri ise MHP’nin içinde bulunduğu durumu özetliyor: “Partimizi seviyoruz ama Erdoğan’ın tek adam olmasını istemiyoruz. O nedenle bu seferlik CHP’ye oy vereceğiz. İyi Parti de olabilir...”

Temelleri 1975 yılında atılan ve bugün binlerce atölye ile devasa bir sanayi merkezi olan OSTİM (Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi) Türkiye’nin en büyük sanayi alanı olarak yer alıyor. Ankara’nın birçok yerinden ve hatta şehir dışındaki ilçelerden de çalışmaya gelen on binlerce işçinin çalıştığı OSTİM’de çalışanların çoğu için işyerlerine giriş kapısı olan Metro istasyonunda işçilerle konuşuyoruz. 

‘ERDOĞAN GİDERSE BATILLILAŞMA OLACAK’

Oto tamircisinde çalışan Hamdullah, Talip ve Mehmet’i seçimleri konuşurken buluyoruz. Konu, Talip’in MHP’den istifa etmeyi düşündüğünü söylemesiyle açılmış. Yaşları 40, 36 ve 33 olan üç iş arkadaşı da evli ve aynı yerde, Demetevler’de oturuyor. Hamdullah kendisini AKP’li olarak tanımlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleme gerekçesi, “memlekette muhafazakar kesimin artık daha rahat olması.” “Eskiden namaza bile gidemezdik, camiye giden dışlanırdı” iddiasında bulunan Hamdullah, AKP dışında iktidar olan tüm partilerin batılılaşmayı getireceğini, Türk toplumunun yapısının bozulacağını ileri sürüyor.  

‘MHP’LİYİM AMA TEK ADAMLIĞA KARŞIYIM’

Mehmet’le bu sözler üzerine hararetli tartışmaya giriyorlar. Mehmet CHP’li. “Kardeşim öyle bir diyorsunuz ki, camiler sanki AKP ile geldi bu ülkeye... İslamın temsilcisi bile yaptılar. Bu inanlara da hakaret. İtaat kültüründen çıkın artık. Bizi bile birbirimize düşüren bir ayrıştırma var. Herkes farkında. Mesele senin rahat olup benim baskı altında olmamdır. Duygusal değil icraata bak” diyor. Hamdullah bu sözler üzerine, “Ekonomideki bu durum hangi iktidar döneminde oldu, al sana icraat” diye yanıt veriyor. Talip, “Tabi canım doların artışından belli, artıyor bir şeyler” diye espri yaparak Hamdullah’ın kafasını okşuyor. Gülüşüyorlar. Ardından Talip devam ediyor. “Ben tek adamlığa karşıyım, köle değiliz, o da sahibimiz değil...” Bu sırada bir vatandaş yaklaşıyor. “Kardeşim tek adamdan niye rahatsız oluyorsun. Tek bir adamın yaptığını kim yaptı şimdiye kadar. MHP’liyim ama bu adamın yanındayım” diyor. Talip bu söze itiraz ediyor: “Senin ilkelerin, duruşun var yahu. İttifak yaparsın ama seni yönetmesine nasıl razı gelirsin. Başbuğ’un Ankara’da kemikleri sızlıyor vallahi...” Talip, “Erdoğan’ın tek adam olmasını istemiyoruz ama partimizi de seviyoruz. O nedenle bu seferlik CHP’ye oy vereceğiz, İyi Parti de olabilir ama onlar daha kendilerini ispatlayamadı, bakacağız...” diyor. 

‘KEŞKE CHP İTTİFAKINDA HDP’DE OLSAYDI’ 

Mehmet, CHP’nin İyi Parti ile yaptığı ittifakı yerinde ve ‘90lık gol’ olarak tanımlıyor. Ülkedeki ayrıştırmadan çok sıkıldığını ifade ederek, “Ben muhafazakar, milliyetçi, ulusalcı, Alevi, solcu birçok kesimin yan yana gelmesinden dolayı çok mutluyum. CHP artık kendisini aştı bu konuda iyi oldu. Hatta bence HDP’de o ittifakta yer almalıydı. Kürtler bu seçimde de oy oranlarını katlayacak” dedi. Mehmet’in son HDP cümlesiyle birlikte bir sessizlik oluşuyor. Hamdullah, “Neyse ya oralara hiç girmeyelim, sonra herkes birbirini kırar” diyor. Mehmet “Sorunumuz bu işte, kimse kimseyi anlamıyor. Dinlemek dahi istemiyor. Bu hale getirildik. Herkes koşulsuz hain ilan ediliyor. Bu doğru değil” diye itirazını sürdürüyor.

‘BEN AYLARDIR BENZİN ALAMIYORUM’ 

OSTİM’de demir doğrama işi yapan soy ismini, “ne olur ne olmaz” diyerek yazılmasını istemeyen 56 yaşındaki Durak adlı işçiyle inşaat şantiyesinde denk geliyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini sorduğumuz anda başlıyor sinirlenmeye ve şunları söylüyor: “Seçime giderken bile korkuyoruz. Savaş mı çıkacak ne olacak diye... Televizyonu bir açıyorsun bağıran çağıran bir adam. Haberlere bakıyorsun, herkes birbirine düşman, cebine bakıyorsun sakız alacak paran kalmamış. Ben bıktım bunların seçiminden savaşından. Şu 24 Haziran bir gelse de artık gitseler,” Seçimde Muharrem İnce’nin kazanacağını iddia eden Durak, “Kendi içlerinde bile anlaşamıyorlar, dağıldılar. Artık çevresinde kimse yok. Hile hurda olmazsa kazanamaz bu açıkça görülüyor” diyor. Kriz kaygısını o da dile getiriyor. Arabasına doğru yürüyoruz kontağı çevirip benzin göstergesini gösteriyor. Deponun boş olduğunu gösteren ışığı gösterip, “Bak ben aylardır benzin alamıyorum. Tahmini hesap yapıp gidecek yere göre hesap yapıyorum. Çok kez yolda kaldım, araba ittim. Bir kere oy verdim. O da ekonomik vaatte bulunduğu içindi. Bir daha da vermem” diyor. “Gelenek gibi sorgusuz sualsiz oy verirdik ama o devir artık bitti. Sağ sol değil, garibanı düşünene oy vermek lazım” deyip AKP Hükümetine bu seçimde kesin olarak oy vermeyeceğini ifade eden Durak, 2001’de yaşanan krizi hatırlatıyor: “O kriz bir devri bitirdi. Bu devirde aynı şekilde kapanacak. Ama benim korkum herkes işsiz ve aç kalacak. Bu şimdiden kendini gösteriyor. Sonumuz hayrolsun.”


ODTÜ’DEKİ İŞÇİLERLE GÖRÜŞTÜK: SURİYELİLERİ DEĞİL, HÜKÜMETİ GÖNDERMEK LAZIM

Hüseyin Sinan GÜLER
Ankara

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) bir grup işçiye çay molalarında misafir olduk. Daha önceleri seçimin gündemlerini meşgul ettiğini söyleyen işçiler seçimle birlikte dolardaki artışın artık geçim sıkıntısını gündemin ilk sırasına taşıdığını söylüyorlar. 

Bir işçi, eskiden oturduğu apartmanda bir şey oldu mu hemen ‘kapıcıyı atalım’ denildiğini örnek vererek “Şimdiki de o hesap; vurun Suriyelilere” diyor. 

Suriyelileri göndermekle ekonominin düzelmeyeceğini belirten işçi, “Suriyelileri değil hükümeti göndermek lazım” diyor. 

Orta yaşlı bir işçi seçimden bahsedilirken, “Ben Demirel dönemini de gördüm, o zaman da sağ-sol vardı ama memleket bu kadar kutuplaşmamıştı” diyor. OHAL’den dem vuran bir genç işçi ise “Baskı yapmak için OHAL’i kullanıyorlar, işçileri emekçileri korkutuyorlar. Hükümete karşı bir şey mi dedin, tak karşında OHAL’i buluyorsun” diyerek konuşmaya dahil oluyor. 

AKŞENER TARTIŞMASI

Konu seçimlere geldiğinde ise Meral Akşener ve İyi Parti ana odak konusu. Fakat bu konuda işçilerin farklı görüşleri var. Kimi İyi Parti’nin baraj kaygısı olmadığını bunun nedenin ise AKP tabanından oy almasından kaynaklandığını söylüyor kimi ise Akşener’in 90’lı yıllardaki geçmişine atıf yaparak “O zaman bize merhem olmadı, şimdi de olmaz” diyor.

Geçim sıkıntısının her gün derinleştiğinden dem vuran işçiler ise ne ülkedeki kutuplaşmanın ne de doların yükselmesinin tek başına ele alınamayacağını ifade ediyor. “Hükümet tek konuda doğru yapsa ne değişecek o kadar yanlış yaptı. Bunlardan bize fayda yok, artık gitmemeliler” görüşü sohbetteki tüm işçilerin ortak ifadesi. 

‘YERLİ-MİLLİ’ KUTUPLAŞTIRMASINA İTİRAZ

Erzurumlu olan bir işçi ise hükümetin yerli ve milli söyleminden şikayet ediyor. “O kadar yerli milli dediler memelekette hayvancılık öldü. Samanı bile dışarıdan alıyoruz” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 26 Mayıs 2018 10:41
www.evrensel.net
ETİKETLER OSTİMerken seçim