27 Ekim 2019 03:20

Romanyalı Şair Hanna Bota: Kültür farkı var ama şiir insanın özünden geliyor

“Kusursuz Kusur” adlı kitabı yayımlanan Romanyalı Şair Hanna Bota ile kitabı ve şiir anlayışı üzerine konuştuk. Bota “Şiir daha derin bir yerden, insanın özünden geliyor. Orada hepimiz aynıyız” diyor.

Fotoğraf: Hanna Bota'nın Facebook hesabından alınmıştır.

Paylaş

Kadir İNCESU

Romanyalı Şair Hanna Bota’nın “Kusursuz Kusur” adlı kitabı Alina Feriuz Gerez çevirisiyle Usar Yayınları tarafından yayımlandı. Bota ile kitabı ve şiir anlayışı üzerine konuştuk. Bota “Şiir daha derin bir yerden, insanın özünden geliyor. Orada hepimiz aynıyız” diyor.

Bu kitabınız Cluj Yazarlar Birliği tarafından ödüle değer görüldü. Duygularınızı alabilir miyiz?

Yazarlar birliği ödülleri edebi değer, estetik, özgünlük vb. açılardan en değerli kabul edilen kitaplara verilir. Tanınan eleştirmenlerden oluşan bir jüri, ödüllendirilecek kitapları belirler ve seçer. Şiir kitabım “Kusursuz Kusur” bu ödüle değer görüldüğü için çok mutlu oldum. Doğru yolda olduğumu gösteren önemli bir ödül benim için.

Şiir ana dilindeki tadını başka dilde veremez. Buna karşın çeviri öğrenmemizi sağladığı gibi, kültürler arasındaki bağı güçlendirdiğini düşünenler var. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Şiir çevirilerinin tercüme edilmesi en zor metin olduğunu, bir şeyin başka bir dile aktarılmasında kayıplar olduğunu, çünkü ifadelerin bir dilden diğerine tamamen üst üste gelmediğini, eksik bir şeyler olabileceğini kabul ediyorum. Ayrıca, bu kitabın çevrilmesinin zor olduğunu düşünüyorum, çünkü farklı alanlardan semantik bir alanı kapsayan çoklu anlamlarla örtüşen kelimeler var: Fizik, matematik, biyoloji, metafor ve felsefi karşılaştırmalar var. Bütün bunlar modern bir dille şiirsel olarak anlatılıyor. Yazın teknikleri ve şiirsel anlatımın olduğu gibi çevrilmesi her zaman kolay olamayabilir. Ama her şeyin çevrilebileceğine de inanıyorum. Daha çok çalışarak, dikkat ederek tüm insanlık için aynı olan şiirin insan ruhundaki etkisi yansıtılabilir. Kültürel farklılıklar ve kavramlar var, ancak şiir daha derin bir yerden, insanın özünden geliyor. Orada hepimiz aynıyız.

Kitabınızda yer alan görsellerle şiirleriniz arasında bir bütünlük mü oluşturmak istediniz?

Kitaptaki fotoğraflar yalnızca metni destekliyor. Başka bir bilgi girmelerini istemedim, sadece bir grafik aracı olarak görüntülendiler. Gözler için bir dinlenme olarak algılanmasını istedim. Resimlerden sonra metinleri yazmadım, tam tersi oldu. Bu kitaptaki şiirler 10 yıldan uzun bir sürede yazılmıştır ve yaşamla, varoluşla, yön çizmekle ve anlamla ilgili bazı anlayışlar konusunda gelişmemi temsil ederler. Resimler mimari formda, kelimelerle anlattığım şeyi temsil ediyor.

“Uzay Eleştirisi” şiirinizdeki “ten benim sınırım değil-bu çuval/ beni kendine sığdıramıyor–biraz ötede yıldızlar doğar/ uzar benim benliğim oraya kadar” dizeleriniz ışığında şairin ve şiirin düşünsel sınırsızlığına mı dikkat çekiliyor?

Şair ve şiir arasındaki ilişkiyi düşünmedim, öncelikle bireysel bilinç ve madde arasındaki ilişkiyi düşündüm. Maddenin sonlu olması ve bedenimin sınırlı olması; bilincimin, hayal gücümün, iç dünyamın daha geniş olmasını sağlıyor. Onlar sonsuzdur. Elbette buradan şiiri de ele aldım, ama şiirin kendisi, sonsuz bütünün sadece bir kısmı.

“Köprü aramızda boş duruyor/ dünyalar arasında birkaç adımın birlikte atılabileceğinin kanıtı bu/ ya burada ya da ötekinde/ her birimiz o köprüyü kendi eşliğinde geçer ve yoluna gider” dizelerinizle son bulan “Köprü” adlı şiirinizle bireyin dünyasının sonsuzluğu mudur işlemeye çalıştığınız?

Evet, bir şekilde evet. Babamın “geçişi” deneyimiyle, köprüden birbirlerine çok daha yakın olan iki dünyadan bahsediyorum. Kendi sonsuzluğumuzda olduğu gibi, bu “köprüler”in her birine erişiyoruz. Özellikle şair, ruhsal dünyanın sonsuzluğunu hissedebilir. Yaratıcılık fonksiyonu gelişmiş, ayrıca akıl ve mantık ötesindeki dünyaya zihinsel yolla erişme duyarlılığına sahiptir. Günümüzde astrofiziğin buluşlarıyla gün geçtikçe daha belirgin hale gelen şey, şairin temel atom parçacıkları, genetiği ve moleküler biyolojiyi incelemesi, sezgisinin her zaman bilgi edinmeye ve kendini bilmeye giden bir yol oluşturmasına hizmet eder.  Gerçekleşme ve büyüme yolu…

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bunları aktarmaya çalıştım, sadece kusurların kusursuzluğunun mükemmel olabileceğini metaforlar aracılığıyla savundum. Çünkü büyüyebilir, gelişebilir, sınırlı değil, sınırları yok; mükemmel olduğu düşünüldüğünde, tanım gereği kapalı ve sınırlı olacaktır. Kusurluluk kusursuzdur, yani pozitif yön, doğru yoldur.

(Söyleşi çevirisi Esin Elkan Yılmaz’a ait...)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Avrupa'nın gündemi: AB’de toplu katliamlar devam ediyor

SONRAKİ HABER

Savunma Bakanı Hulusi Akar: Bedelli askerlikten 688 milyon lira tahsil edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa