17 Eylül 2019 14:22
Son Güncellenme Tarihi: 17 Eylül 2019 20:28

Adnan Oktar davasında 1. gün | "Tayyip Bey evimize gelirdi, yatımızda gezdirdik"

Aralarında Adnan Oktar'ın da bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılanması Silivri'de başladı.

Fotoğraf: Cem Dağıstanlı/DHA

Paylaş

"Adnan Oktar Suç Örgütü"ne yönelik soruşturma sonucunda haklarında dava açılan ve Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 167'si tutuklu olmak üzere 226 sanığın yargılanmasına başlandı. 

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanık Adnan Oktar’ın da aralarında olduğu toplam 162 sanık ile avukatları katıldı. Duruşmada, 29 tutuksuz sanık ile bir kısım müşteki sanıklar da duruşma salonunda yer aldı. Aralarında Eski Emniyet Müdürü Adli Serdar Saçan’ın, Fırat Develioğlu’nun da bulunduğu müştekiler ve izleyicilerde salonda hazır bulundu.

Sanıklar, dün salonda yapılan hazırlıklar çerçevesinde isimlerinin yazıldığı sandalyelerine oturtulurken, Adnan Oktar bir numaralı sandalyede yer aldı. Sanıklar, onarlı gruplar halinde duruşma salonuna çıkartılırken, Adnan Oktar, Oktar Babuna ve Tarkan Yavaş ayrı olarak getirildi.

DURUŞMA ÖNCESİ DAVUL ZURNA

Duruşma başlamadan önce Bolu’dan gelen Mahmut Alan isimli bir yurttaş, cezaevi yakınında klarnet ve davul çaldırdı. Alan, Oktar’ın kendisini "mağdur" ettiğini, cezaevinde olmasından dolayı çok mutlu olduğunu ve bu sebeple Silivri’ye geldiğini söyledi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede, sanıkların haricinde 26 kişi "mağdur", aralarında eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan'ın da bulunduğu 99 kişi ise müşteki sıfatıyla yer alıyor.

Mağdur ve müştekilerin yanı sıra 23 tanık ve etkin pişmanlıktan yararlanan 25 kişinin beyanlarına yer verilen iddianamede, suç örgütünün kurucu ve yöneticisi olan sanık Adnan Oktar ve örgütünün biri firari 13 yöneticisi bulunduğu anlatılıyor.

SANIK VE MÜŞTEKİ AVUKATLARININ TALEPLERİ REDDEDİLDİ

AA'nın aktardığı bilgiye göre, mahkeme başkanı, tutuklu sanık Adnan Oktar'ı kürsüye çağırarak, savunmasını sordu. Bu sırada sanık avukatları bu duruma itiraz ederek söz istedi.

Oktar'ın bir avukatı, yetkisizlik itirazı olduğunu belirterek, dava konusu olayın Anadolu Yakası'nda gerçekleştiğini, örgütün merkezi olduğu iddia edilen yerin, Oktar'ın yakalandığı yerin ve sanıkların büyük çoğunluğunun ikamet adresinin Anadolu Yakası'nda bulunduğu söyleyerek, davanın Anadolu Adliyesi'nde görülmesi gerektiğini beyan etti.

Müvekkili Oktar hakkında, daha önce FETÖ'ye yardım ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturmaların takipsizlikle sonuçlandığını, bu takipsizlik kararları kaldırılmadan müvekkiline aynı suçlamalarla dava açıldığını iddia eden sanık avukatı, mahkemenin dosyayla ilgili yetkisizlik kararı vermesini istedi.

Talebe ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanık avukatının talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, reddine karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, sanık avukatının yer ve yetki yönündeki taleplerinin reddine hükmetti. 

Sanık avukatları tekrar söz isteyerek, sanıkların kimlik tespitleri tamamlanmadan, iddianame okunmadan ve kendilerinin talepleri alınmadan sanık savunmalarının alınamayacağını söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, sanık avukatlarına tek tek söz vererek taleplerini aldı.

Dosyada avukat olan sanıkların bulunduğu belirten bir sanık avukatı, "avukat" sıfatı taşıyan kişiler hakkında soruşturma başlatılabilmesi için Adalet Bakanlığından izin alınması gerektiğini ancak bunun yerine getirilmediği söyleyerek, davayla ilgili durma kararı verilmesini istedi.

Bazı sanık avukatları da yetkisizlik ve durma kararı verilmesini isterken, bir kısım sanık avukatları da müvekkillerine atılı suçlamaların Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi gereken suçlardan olduğunu, bu sebeple 1 yılı aşkındır tutuklu bulunan müvekkillerinin tahliye edilmesini gerektiğini savundu.

Müşteki avukatları ise müvekkilleri dinlenirken duruşmanın kapalı yapılmasını ve sanık avukatlarının taleplerinin reddini istedi.

Mahkeme heyeti, talepleri değerlendirmek üzere müzakereye çekildikten sonra, sanık ve müşteki avukatlarının tüm taleplerinin reddine hükmettiğini açıkladı.

Sanıklara yönelik suçlamaları özet olarak okuyan mahkeme başkanı, sanık Adnan Oktar'ı tekrar kürsüye çağırarak savunmasını sordu.

"İNGİLİZ DERİN DEVLETİ ERDOĞAN HÜKÜMETİNİ YIKMAK İSTİYOR, BEN HÜKÜMETİ DESTEKLİYORUM"

BBC Türk'ün haberine göre, Oktar savunması boyunca özgüvenli yanıtlar verdi. Oktar'ın ara ara yaptığı esprilere; sanıkların, sanık yakınlarının ve sanık avukatlarının güldüğü görüldü.

Hakkındaki suçlamalar sıralandıktan sonra Oktar'ın ilk söylediği, ortadakinin "İngiliz derin devletinin bir oyunu olduğu" oldu.

Oktar, "İngiliz derin devleti tüm Türkiye'ye ve İslam'a karşı. Erdoğan hükümetinin yıkmaya çalışıyorlar, ben de hükümeti destekliyorum. Bir psikolojik savaş bu. AK Parti son seçimlerde kan kaybetti. Bu, İngiliz derin devletinin yüz kişilik bir kadrosu tarafından planlandı" dedi.

Hapiste olmasıyla AKP'nin son yerel seçimlerde oy kaybı arasında bağ olduğunu öne sürüp "Ben dışarıdayken Tayyip Bey'in oy almasını sağlıyordum" diyen Oktar, Erdoğan'la daha önceden görüştüklerini de iddia etti:

"Tayyip Bey bizim evimize gelirdi. Tayyip Bey beni yakından tanır, beni sever. Tayyip Bey evimize gelirdi, yemek yerdik, yatımızda da gezdirdik. Dünürü Sadık Albayrak da gelip giderdi."

Oktar, örgütünü ise "Müslüman bir arkadaş grubuyuz. Çok güzel bir ekolüz" sözleriyle tanımladı.

İddianamedeki iddiaların boş olduğunu savunan Adnan Oktar, "Ben aklı başında bir insanım. Çevremdeki insanlar aklı başında insanlar. Ben niye suç işleyeyim. 10 yaşında kızı kucağıma alacağım. Cinnet geçirsem yine yapmam. Kim inanır böyle zırvalara. Bu çocuk ayrıca beni çok sever. O zaman gelmişti annesiyle. Annesi yalnız görmek istiyor, dedi. Ben anladım oyunu. Yok, dedim. Annesine yanında dur, dedim. Bak yıllar sonra bu oldu. Kadına ihtiyacım varsa kadın bulurum ben" dedi.

Bazı tanıkların kendisini sevdiğini, korkutularak aleyhine ifade verdirildiğini savunan Oktar, "30-40 yıl ceza alacaksın. İftira atarsan hukuki sonuçları olmayacak. Mesela Çağla. Beni çok seviyor. Korkuttular. Özgür iradeleriyle ifade vermediler. O şekilde çocukları dehşete düşürdüler. Çocuk korktu, yoksa deliler gibi sever beni" dedi.

OKTAR, EKARTE EDİLMEYE ÇALIŞILDIĞINI ÖNE SÜRDÜ

Darvinizme ve Ateizme karşı olduğunu söyleyen Oktar, "Bunlara karşı çok güçlü mücadele ettiğimiz için, FETÖ gibi örgütlere karşı güçlü mücadele ettiğimiz için, bunun en etkili önleyicisi beni gördükleri için beni ekarte etmeye çalışıyorlar" iddiasında bulundu.

Askere gidilmemesi yönündeki söylemi sorulan Oktar, "Askere gidilmemesi yönünde talimat verdiğim iddiası doğru değildir. 1.5 milyon Türk genci askerliğini bedelli yaptı. Benim 10-15 arkadaşım bedelli yaptı. Niye talimat vereyim askerliğini yapmasın diye. Askerlik benim için kutsal. Ben Turancılığı hedefliyorum. Nasıl öyle talimat veririm" sözleri ile yanıtladı.

Oktar, bürokratları dinlettiği iddiasına ilişkin olarak, "Belki o şahıs o konuşmayı önemli gördüğünden kayda almış olabilir. Benim haberim yok. Belki onun dijital kaydını da almış olabilir. Ama burada suç yok. Amaç devlete, hükümete faydalı olmak" dedi.

ADNAN OKTAR, "MALIM, MÜLKÜM YOK" DEDİ

Bir müşteki avukatı, Adnan Oktar'a mehdi olup olmadığını, mehdilik iddiası bulunup bulunmadığını sordu. Oktar, "Ben yaklaşık 150-200 kere mehdi olmadığımı söyledim. Böyle bir şey yapmış olan insan küfre girer, dinden çıkar. Olmadı, olmaz da. Ve ömrüm boyunca böyle bir şey olmayacağını Allah'a yemin ettim" dedi.

Oktar, örgütten ayrılan ve bu davada müşteki olanlara yönelik bir soru üzerine de, "Benim ayrılan arkadaşlarımın hepsi gül gibi Müslüman. Müştekilerin hepsini çok çok seviyorum. Cennette de birlikte olacağız inşallah. Benim 30-40 yıllık arkadaşımı kışkırtmaya kalktılar. Biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Açılmış davalar hukuki bir şeydir. Devlet gidip intikam almayın diyor" dedi.

Oktar, "Örgüt üyelerinin mallarını kendi çıkarınız için tüketene kadar kullandınız mı" sorusu üzerine de, "Mal biriktirmek İslam da haramdır. Peygamberimiz bütün mallarını harcadı. Müslümanlıkta zenginlik yok. Allah rızası için bütün mallarını dağıtır. Müslüman ahlakının gereği budur. Ben 65 yaşındayım tek bir malım, mülküm hiçbir şeyim yok" şeklinde konuştu.

Oktar, "50-100 kişi kaldığınız ev kime ait" şeklindeki soruyu da, "Tülin hanım ve eşine ait. Ev bana tahsis edilmiş bir ev değil. Can güvenliğim nedeniyle adres söylemiyorum" dedi.

Oktar, "Basılan insanlar o gün o evde yakalandılar. Evli insanların gecenin 3'ün 4'ünde kocalarının yanında olmayıp orada olmaları normal mi" sorusunu ise, "Arkadaşlarımız evliliklerini Allah rızası için yapıyorlar. Allah rızası için evlenen insanlar. Kur-an'ı yaymak, İslamı yaymak için evleniyorlar. Bana evli olan da geliyor, bekar olan da geliyor. Evli olmak ona ayrı bir hukuk getirmez. Evli arkadaşlara çocuk yapmayın, diye bir talimatım yok. Zaten ortalık çok korkunç. Çocukları kaçırıyorlar, ırzına geçiyorlar. Dehşet bir ortam" sözleri ile yanıtladı.

Ergenekon ve Balyoz davalarında davalara müdahil olmak için yaptığı başvurular sorulan Oktar, "Benim haberim yok" diye yanıt verdi. Oktar, "Yaşadığınız lüks hayat ve televizyonun uydu kirası nasıl ödeniyordu" sorusu üzerine de, "Müslümanlar bir hayır işi olduğunda hep beraber ona yönelirler. Mesela kitap alıp dağıtacaksın. İnsan açtır gidip yemek alınır. Para biriktirme yoktur. Benim hiçbir malvarlığım yoktur" diye yanıtladı.

Oktar, örgüt içinde hiyerarşik yapı olup olmadığına ilişkin bir soruyu da, "Öyle bir şeye ihtiyaç yok" sözleri ile yanıtladı. Örgüt içinde, "Bacı", "Erkek" gibi tabirlerin kullanıldığının hatırlatılması üzerine Oktar, "Bacı nezaket ifadesi. Bacı, Anadolu'da kullanılan bir tabir. Benim de hoşuma giden saygı ifadesi" şeklinde konuştu.

Oktar, "Dragos olarak adlandırılan yerde kalanların maaşını nasıl ödüyorsunuz. Bu hizmeti gönüllü mü yapıyorlar" sorusu üzerine de, "Yok. Ben Allah rızası için yaşayan bir insanım. Allah rızası için yapıyorlar. Ben Allah rızası için yaşamayan bir insanla yaşayamam" şeklinde konuştu.

FETÖ İLİŞKİSİ

FETÖ bağlantısı ve Fetullah Gülen'e yönelik, "Fetullah Gülen beni çok sever ben de onu severim" sözleri sorulan Oktar, şunları söyledi:

"FETÖ bağlantıma siz inanmamışsınızdır. Kafa olarak çok zıtız. Yaptığı çılgınlık ve delilikler, o kadar şehit vermemizden akıl dengesinin yerinde olmadığı bellidir. Aslında o devirde benden nefret ediyorlardı. O sözü söylediğimde daha da çok kızdılar. Daha fazla pislik yapmasınlar diye yaptım. Kitaplarımı yayınevlerinde satmıyorlardı. Allah çok büyük bela verir başınıza. Halbuki nefret ederdim. Herkes el öpmeye gidiyordu, gazetelerini alıyordu, ben bunların hiçbirini yapmadım. "

Oktar, diz üstü bilgisayarında herkul.org klasörüne ilişkin olarak, "İnternet çok geniş bir alem. Herkül deyince pazulu, mazulu bir şey anlaşılır. Bu adamın bize karşı olduğunu herkes bilir. İnternette falan kin kusuyorlardı bize. Merak etmiş girmiş olabilirim. Bir çok site var. En anormal sitelere bile girilebiliniyor. Mühim olan oraya girip FETÖ'ye hizmet etmiş mi? Biz adamın ekibinden nefret ederiz. Bu adam ne yapmış, ne etmiş, merak etmiş olabilirim" sözleri ile yanıtladı.

ÖRGÜT ÜYELERİNE "SİLAHLARI KULLANABİLİRSİNİZ" TALİMATI SORULDU

Örgüt üyelerine silah kullanma yönündeki talimatı sorulan Oktar, "Benim silahım yok. Devlet diyor ki arkadaşım sen o kadar sağlamsın ki hiçbir örgütle bağlantın yok, sana güvenerek silahı veriyoruz diyor. Güvenip veriyor. Hakim, polis, savcı, işadamının silahı var. Legal bir şey. Saldırı olabileceğini zannederek, tehlike anında gerekiyorsa çeker ama havaya doğru tutar. Canı çok ciddi tehlikeye giriyorsa kaçar" diye konuştu.

Cinsel ilişkiye yönelik söylemleri hatırlatılan Oktar, "Ben tüm kadınlara aşığım. Hepsini çok seviyorum. Allah aşkı olarak. Şefkat duyuyorum" dedi.

Adnan Oktar'ın çapraz sorgusunun ardından sanık Ulviye Didem Ürer savunma yaptı. Ürer, "Bir örgüt kurmaya ihtiyacımız yok. Biz dünyevi imkanlarımızı bırakıp Allah için yaşayan insanlarız. Biz birbirimizi çok seven, menfaatleri olmayan insanlarız. Ben ve arkadaşlarımız namusumuz ve iffetimiz için yaşarız. Aynı Meryem Ana'ya iftira atıldığı gibi bize de iftira atıldı." şeklinde savunma yaptı. 

Ürer'in savunmasını tamamlamasından sonra duruşma yarına ertelendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 226 sanık ile 125 mağdur-müşteki yer alıyor. İddianamede Adnan Oktar Suç Örgütü'nün kuruluşu, yapısı, kuralları, örgüt içi evlilikler, örgütün tarihsel gelişimi, ideolojisi, amacı, örgütün cinsel-mali sömürü düzeni, örgütün gelir kaynakları, silahlanma yapısı, örgütün hukuk grubu, propaganda faaliyetleri ve FETÖ ile ilişkisine ayrıntılı olarak yer veriliyor.

24 AYRI SUÇTAN CEZALANDIRILMALARI TALEP EDİLİYOR

İddianamede, sanıklar hakkında istenen cezalar şöyle:

"Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme, cinsel istismar, cinsel saldırı, 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, şantaj, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, hakaret, 3628 Sayılı mal varlığı bildiriminde bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, dolandırıcılık, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme, 5607 Sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak."

İddianamede, Adnan Oktar hakkında ise ''Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'', ''Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme'', ''Terör örgütüne (FETÖ)  üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek'', ''Kasten adam öldürmeye teşebbüs'', ''5607 sayılı Kaçakçılık Kanununa Muhalefet Etmek'', ''Resmi belgeyi yok etmek'', ''Resmi belgede sahtecilik'', ''Nitelikli cinsel saldırı'', ''Çocuğun nitelikli cinsel istismarı'', ''6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Etmek'', ''Eğitim öğretim hakkının engellenmesi'', ''Eziyet etme'', ''Şantaj'', ''Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama'', ''Dolandırıcılık'', ''3628 Sayılı Kanuna Muhalefet'', ''Hakaret'', ''Tehdit'', ''Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek'', ''Suçluyu kayırma'' ve ''Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması'' suçlarından toplam 420 yıldan 871 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, 11 müşteki-sanık hakkında ise sadece ''Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma'' suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Diğer sanıklar hakkında ise benzer suçlardan hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

ARAMALARDA 79 TABANCA, 23 TÜFEK VE 17 BİN 596 ADET FİŞEK ELE GEÇİRİLDİ

İddianamede, örgüt üyelerinin ev aramalarında 79 tabanca, 23 tüfek ve 17 bin 596 adet fişek ele geçirildiği belirtiliyor. İddianamede, 11 Temmuz 2018 tarihinde örgüte yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, "Dragos"  olarak tabir edilen örgüt merkezinde arama işlemlerini gerçekleştiren kolluk personeline yönelik olarak, hâli hazırda tutuklu bulunan örgüt mensubu Mert Sucu tarafından Özel Harekat Şube Müdürlüğü görevlisine 2 adet ateş açıldığı ancak çelik yelekten dolayı herhangi bir ölüm olay yaşanmadığı ifade edildi.

24 AYRI SUÇTAN CEZALANDIRILMALARI TALEP EDİLİYOR

İddianamede toplam 226 şüphelinin "Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs", "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme", "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" ve "Cinsel istismar" gibi toplam 24 ayrı suçtan cezalandırılmaları talep ediliyor. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Hekimler Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti, 14 öneri sundu

SONRAKİ HABER

İngiltere'de kamyon içinde 39 cansız beden bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa