04 Temmuz 2019 20:13

Opera Festivali’nde büyülü bir Çin masalı

10. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, Puccini’nin, efsaneler çağında Çin’de geçen eseri "Turandot" ile başladı. 6 ve 7 Temmuz’da ise "Troya" operası ilk kez İstanbullu sanatseverlerle buluşacak.

Fotoğraf: Devlet Opera ve Balesi

Paylaş

Özlem ERTAN

‘Turandot’, İtalyan Opera Bestecisi Giacomo Puccini’nin Uzakdoğu’da geçen iki operasından biri. ‘Madam Butterfly’da Amerikalı bir denizciye gönlünü kaptırıp ondan çocuk sahibi olan, ancak sonra sevdiği adam tarafından terk edilen Japon kızı Cio Cio San’ın dramını duygulu ve romantik müziğiyle anlatan Puccini, ‘Turandot’ta ise bir Çin masalına imza atmıştı. Özellikle operanın üçüncü perdesindeki tenor ses için yazılmış ‘Nessun Dorma’ aryasıyla tanınan bu eser, 2 Temmuz akşamı, Zorlu Performans Sanatları Merkezinde, 10. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin açılışında sahnelendi. 3 Temmuz’da da izleyicilerle buluşan bu görkemli eser, gerek müziğindeki Çin etkisi, gerekse dekorları, atmosferi, etkileyici aryaları ve düetleriyle müzikseverlerin hafızasında güzel bir iz bıraktı.

‘Turandot’ta esere adını veren Çin prensesini Koreli Soprano Lilla Lee, Calaf’ı Tenor Efe Kışlalı, Liu’yu Soprano Tuğba Mankal Dekak, Timur’u Bas Özgür Savaş Gençtürk, Ping’i Bariton Çetin Kıranbay, Pong’u Tenor Arda Doğan, Pang’ı Tenor Emre Akkuş, Çin imparatorunu ise tenor Cem Akyüz oynadı. Vincenzo Grisostomi Travaglini’nin sahneye koyduğu eserde Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrasını ise genç ve başarılı Şef Murat Cem Orhan yönetti.

EFSANELER ZAMANINDA…

Efsaneler çağında Çin’in Pekin kentinde geçen ‘Turandot’un intikam, aşk ve fedakarlıkla örülmüş bir konusu var. Güzel Çin Prensesi Turandot, yüzlerce yıl önce yaşamış büyük annesi Luiling’in kuşaktan kuşağa aktarılan acıklı öyküsünü asla aklından çıkarmaz. İyi bir yönetici olan Prenses Luiling, ülkesini refaha kavuşturmuştu. Ancak bir gün kuzeyden gelen düşmanlar her tarafı yakıp yıkmış, sonra da Prenses Luiling’i öldürmüştü.

İşte bu yüzden Turandot, çocukluğundan beri yabancı prenslerden nefret ediyordu. Sonunda intikam almak için aklına güzel bir fikir geldi. Onunla evlenmeye talip olan prenslere üç zor soru soracak ve cevapları bilemeyenlerin kellesini alacaktı. Turandot’un güzelliğine vurulan pek çok yabancı prens bu tuzağa düşüp mağrur başını kılıca teslim etti. Bunlardan biri olan Pers prensinin idam edileceği gün Turandot’u gören ve o an kıza aşık olan Moğol Prensi Calaf, yaşlı babası Timur’un ve ezelden beri ona aşık olan Liu’nun itirazlarına rağmen üç soruyu cevaplamaya gönüllü oldu. Calaf’ın gençliğine acıyan Çinliler bile onu bu sevdadan vazgeçirmeye çalıştılarsa da başarılı olamadılar. Zira aşk Calaf’ın gözünü kör etmişti ve Turandot’un sevgisini kazanmak için ölümü rahatlıkla göze alabildi.

Calaf’ın aşkını kalbinde taşıyan Liu’ya ise fedakarlıkta bulunmak düştü. Peki, Calaf’ın aşkı Prenses Turandot’un kalbini yumuşatabildi mi? Bunu operayı izlediğinizde öğreneceksiniz.

GÜZEL VE GÜÇLÜ SESLER

Türkiye’nin dünya çapındaki tenorlarından Efe Kışlalı, Calaf rolünde başarılıydı. Özellikle de operanın üçüncü perdesindeki ‘Nessun Dorma’nın sonunda çok alkış aldı ve aryayı ikinci kez seslendirdi. Sadece Puccini’nin besteledikleri arasında değil, genel anlamda opera repertuvarında da özel bir yeri olan bu eşsiz arya hem teknik hem de artistik açıdan tenorlar için bir hayli zorlayıcı. Öte yandan seslerini ve yorum güçlerini göstermelerine imkan tanıması açısından da önemli. Efe Kışlalı, güçlü ve tizlerde pırıl pırıl duyulan sesiyle ‘Nessun Dorma’yı güzel yorumladı.

Prenses Turandot’u oynayan Koreli Soprano Lilla Lee de başarılıydı. Güçlü ve dramatik bir sesi olan Lee’nin repertuvarında ‘Turandot’un yanı sıra Aida ve Tosca gibi spinto lirik soprano rolleri var.

Calaf’a aşık, fedakar Liu rolünde izlediğimiz Soprano Tuğba Mankal Dekak ise yumuşak sesiyle kulaklarımıza hitap etti. Her ne kadar bu üç rol ön planda olsa da diğer şancılar da ortalamanın üzerindeydi. Ping, Pang ve Pong karakterlerinin operanın komik, eğlenceli tipleri olduğunu ve İtalyan Commedia dell’Arte kahramanlarını anımsattıklarını da belirtmeliyim. Aslında Puccini’nin bu büyülü Çin masalını bestelemek istemesinin nedenleri arasında dramla komediyi birleştirmesi de vardı. Puccini, Venedikli Yazar Gozzi’nin tiyatro oyunu ‘Turandot’u izleyip bu yönünü çok beğenmiş ve onu opera sahnesine taşımıştı. 

‘Turandot’un Çin kültürüne özgü unsurları başarıyla yansıtan görkemli dekorlarının Özgür Usta’nın imzasını taşıdığını, koroyu Giampaolo Vessela’nın, çocuk korosunu ise Sercan Gazeroğlu’nun yönettiğini de söylemeden geçmeyelim.

FESTİVALDE SIRA ‘TROYA’DA

Bu arada Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin en dikkat çekici eseri 2018 Troya Yılı nedeniyle hazırlanan ‘Troya’ operası. Bujor Hoinic’in bestelediği, konusunu Troya Savaşı’nı anlatan ‘İlyada Destanı’ndan alan ‘Troya’ opera ile baleyi buluşturan epik bir eser. ‘Troya’, 6 ve 7 Temmuz akşamları 20.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezinde ilk kez İstanbullu sanatseverlerle buluşacak. 10 Temmuz’da teatral bir açıdan yeniden ele alınan ‘Yunus Emre Oratoryosu’nu, 13 ve 14 Temmuz akşamları ise Bolşoy Tiyatrosu solistlerinin gala konserini izleyebilirsiniz.

İstanbullu sanatseverler bu güzel festivali kaçırmasın.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

CHP’li Sertel: Basın kartının rengini bırakın gazetecilerin sorunlarına bakın

SONRAKİ HABER

Haftann filmleri: ‘Ve Sonra Dans Ettik’ ile ‘Kraliçe Lear’

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa