24 Mayıs 2019 04:13

TÜPRAŞ’ta verilen kazanılmış haklar mücadelesi

TÜPRAŞ işçileri Koç Holdingin dayatmalarına karşı mücadelelerini sürdürüyor.

Fotoğraf: Petrol-İş

Paylaş

Birkan BULUT
Kırıkkale

TÜPRAŞ işçileri ile Koç Holding arasındaki toplusözleşme süreci, patronun 3 yıllık sözleşme, mazeret izinlerinin azaltılması ve vardiya sisteminde değişiklik dayatmaları yüzünden tıkandı. Dayatmaları kabul etmeyen TÜPRAŞ işçileri ise İzmir, Kocaeli, Kırıkkale ve Batman’da bulunan 4 rafineride eylemlerini sürdürüyor. TÜPRAŞ Kırıkkale Rafinerisinde konuştuğumuz işçiler kazanılmış haklarına sahip çıkacaklarını vurgularken, Petrol-İş Kırıkkale Şube Başkanı Murat Kaya da patronun krizin acısını işçilerden çıkarmak istediğini ifade etti. Diğer iş kollarında da patronların göz diktiği bu hak gasplarına yönelik dayatma aşılırsa, ücret zammı için mücadele başlayacak.

İŞÇİNİN EŞİ MAAŞ BORDROSU SORDU

11 yıldır çalışan bir işçi, patronun çeşitli gazetelerde sarf ettiği “Ücretlerine yüzde 75 zam istiyorlar. Şimdi zaten 10 bin TL ücret alıyorlar” yalanına tepkili. Hatta bir arkadaşlarının durumu eşine açıklayamadığını belirten işçi, “Biz işyerinde kimin ne kadar aldığını çok sorgulamayız. Arkadaşımız akşam eve gittiğinde, haberleri okuyan eşi maaş bordrosunu sormuş. Patron ailemize kadar bizi bölmeye çalışıyor. Ben de bir gün eylemden çıkıp eve gittiğimde babam ‘Ne eylemi arpanız az mı geldi’ demişti” dedi.

‘İŞÇİLER 5 AYDIR DOLDU’

Eskiden TÜPRAŞ işçilerinin aldığı maaşın polisten 2-3 kat fazla olduğuna dikkat çeken bir işçi, “O dönem Kırıkkale’de evlenmek isteyen biri TÜPRAŞ’ta, MKE’de çalıştığını söylediğinde aileler gönül rahatlığıyla izin veriyordu” dedi. Ancak yıllar içerisinde TÜPRAŞ’ta çalışanların bu itibarı yitirdiğini, ücretlerinin eridiğini belirten işçi, bugünkü durumu şöyle anlatıyor: “İşçiler uzayan toplusözleşme yüzünden 5 aydır dolmuş durumda. Birçok yerde yüzde 25-30 zam verildi ama biz hâlâ zam alamadık. Hatta konuşamadık bile. Kredi borcu olan çoğu arkadaşımız toplusözleşmede verilecek zam ve farka bel bağlamış durumda.”

Fabrikaya kapandıklarında müdürün yanlarına geldiğini söyleyen işçi, müdürün sosyal medyada boykot ile ilgili yapılan paylaşımları kastederek, “Yaptığınız paylaşımlara dikkat edin” dediğini aktardı.

PATRONUN GÖZÜ VARDİYADA

Başka bir işçi ise patronun özellikle vardiya sistemindeki değişikliği önemsediğini belirtiyor. Haftada beş gün ve 5 vardiya şeklindeki çalışma sisteminin 4 vardiyaya indirmek isteyen patron, işçilerin çalışma saatini 45’e çıkarmak istiyor. Bununla birlikte mazeret izinlerinin düşürülmek istendiğini belirten işçi, bu üç dayatmanın TİS sürecinde ücret konusunu da geciktirdiğini söylüyor.

Toplusözleşme sürecine ilişkin de bilgi veren işçi, Kırıkkale’de sendikanın işçileri yeterince sürece dahil edemediğini anlatıyor. Toplusözleşme taslağının işçilerle hazırlanması, görüşmelerin işyerinde tartışılıp birlikte karar alınması gibi mekanizmaların yeterince işletilmediğini belirten işçi, ayrıca sendikanın seçim döneminde olmasının da kendileri açısından bir dezavantaj olduğunu söylüyor.

2 YILLIK SÖZLEŞME KAZANILMIŞ BİR HAK

Petrol-İş Sendikası Kırıkkale Şube Başkanı Murat Kaya da sürece ilişkin sorularımızı yanıtladı. Ocak ayından bugüne 11 toplantıdan 8’inin boş geçtiğini belirten Kaya, bunun en büyük sebeplerinden birinin sözleşmedeki üç madde olduğu söyledi. Toplusözleşmede daha 17-18 tane madde olduğunu kaydeden Kaya, “Biz sözleşmenin masada bağıtlanmasını istiyoruz. Ancak işveren yüksek hakem tehdidiyle bizi masaya çekip isteklerini kabul ettireceğini sanıyorsa yanılıyor. Vardiya sistemine dair talepleri aslında toplusözleşme maddesi değil. 2 yıllık sözleşme süresinin nasıl alındığını genel müdür belki bilmiyor ama bizden önceki arkadaşlarımızın bize bıraktığı bir hak. Mazeret izinlerine baktığımızda ise zaten işçi zamanında fedakarlık edip, 10 günlük mazeret iznini 8 güne düşürmüş. Fakat işverenin düşüncesi krizin acısını işçiden çıkarmak” dedi.

Yüksek Hakem Kurulunun vereceği kararın patronların elini daha da güçlendireceğini belirten Kaya, “YHK’ye giderse 30 yılın getirdiği haklar için savaş başlar. TÜPRAŞ grev yasağı olan bir işyeri. ‘Grev yaparız’ demiyoruz ama canımız yandığında, haklarımız gasbedildiğinde neler yapacağımızı kimse düşünemez.”


BAHSEDİLEN ÜCRETİ HAYAL BİLE EDEMİYORUZ

Bir TÜPRAŞ işçisi
İzmir

30 Ocak 2019 itibariyle ilk oturumuyla başlamış olan ve 2019-2020 yıllarını kapsayacak TİS sürecinde gelmiş olduğumuz durum hem TÜPRAŞ hem de Türkiye işçi sınıfı adına içler acısı bir durum olmuştur. Şu ana kadar 2’si ara bulucu ile yapılan toplam 11 oturum yapıldı. 22 maddenin 3 tanesi işverenin değişiklik yapmak istediği maddeler (sözleşme süresi, mazeret izinleri ve vardiya sistemi) ve 19’u maddi taleplerimizi içeren maddeler. Bu durumla ilk kez karşılaşıyoruz ki bunda KİPLAS’ın da etkisinin olduğunu düşünüyoruz.

İşverenimiz geçmişte mücadele ederek kazandığımız, gerektiğinde bedeller ödediğimiz haklarımıza göz dikmiş durumda… Bu durumdan dolayı tıkanmış olan TİS sürecinde kendince bahaneler üreterek gerek basına açıklamalar yaparak gerekse birim birim dolaşıp yalanlar anlatarak haklı duruma geçmeye çalışıyor. Bizleri baskı ve tehditlerle bu haklı mücadelemizden vazgeçirmeye ve sindirmeye çalışıyor.

Biz çalışanlar olarak hem nice bedeller ödenerek kazanılmış haklarımızın korunmasını hem de iyi bir ücret zammı almayı istiyoruz. Ve işverenin algı yaratmaya yönelik yaptığı açıklamalarda bahsettiği ücretleri hayal etmekte bile zorlanıyoruz. Bizim amacımız son yıllarda yükselen enflasyon karşısında eriyen ücretlerimizin insanca yaşanabilir bir düzeye çıkarılmasıdır.

Bizi yönetenler rafineri koşullarını bilmiyorlar. Tüm amaçları biz emekçilerin çalışma saatlerinde, izin günlerinde değişiklik yaparak daha fazla kâr elde etmek. İşveren bizim ne şartlar altında çalıştığımızı bilmiyor. Vardiyalarda ömrümüz tükenmekte, hemen hemen bütün işçi arkadaşlarım fiziki ve psikolojik sıkıntılar yaşamakta… Bu psikolojik sıkıntıları yalnız kendimiz değil, ailelerimizle birlikte yaşıyoruz. Maalesef TÜPRAŞ’ta çalışan her işçinin gerek dolabında gerekse el çantasında mutlaka bir ilaç bulunuyor.

Rafinericilikten anlamayan ama bizleri ve bu şirketi yönettiklerini iddia eden yöneticilere şunu sormak isteriz. Hiç vardiyalı çalışmışlar mı? Evlerinde aileleri ile otururken elektrikler kesildiği zaman, oda karanlık olduğunda yerlerinden zıplayıp, ne yapacaklarını bilemedikleri olmuş mu? Evet, bizler bu durumu defalarca yaşıyoruz. Bu gibi durumlar biz çalışanların, ekmeğimizi kazandığımız iş yerimize sahip çıkmak için nasıl diken üzerinde olduğumuzun bir göstergesidir.

Biz işvereni bu hassasiyet ile davranmaya Evrensel gazetesi aracılığıyla davet ediyoruz. Biz TÜPRAŞ işçileri olarak bizim anayasa kitapçığımız olan TİS kitapçığımızda yazan hiçbir maddemizin virgülüne dahi dokunulmadan yaşanabilir bir ücret talebimizi yeniliyoruz. Çünkü bazı basın kuruluşları üzerinden algı yaratmaya çalıştıklarının farkındayız ve bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını bir kez daha söylüyoruz. Sonuna kadar sendikamız Petrol-İş’in arkasında duracağımızı bildirmek isteriz. Biz işçiler diyoruz ki haklıyız, kazanacağız.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

SES: OHAL Komisyonu 8 yıl öncesinde suç arıyor

SONRAKİ HABER

Haftann filmleri: ‘Ve Sonra Dans Ettik’ ile ‘Kraliçe Lear’

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa