Yurtdışı bir kaçış olabilir mi?

Yurtdışı bir kaçış olabilir mi?

Geride bıraktığımız sene içinde üniversite çağında okumak üzere yurt dışına giden gençlerin sayısı %30 oranında arttı.

Hazal GÖÇMEN
ODTÜ

Türkiye’de geçen senelere kıyasla gün geçtikçe gençlerin geleceğe dair kaygılarının arttığını, umutsuz kesimlerin sayılarının çoğaldığını söylemek mümkün. Bizlerin taşıdığı endişeler elbette ekonomik kaygılardan veya hükümetin gençleri de önemli ölçüde etkileyen baskı politikalardan bağımsız değil.
Geçtiğimiz Temmuz ayında Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı rapora göre Türkiye’de genç işsizlik geçen sene %19,8 iken şimdi 21,1 düzeyinde. Oranın yüksekliğinden de anlaşılacağı üzere gençler işsiz kalma endişesi taşıdıkları için esnek, güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya razı olmak zorunda kalıyor. Disk-Ar’ın geçen hafta yayınladığı araştırmada 1 milyon 800 bin gencin kayıt dışı çalışmak durumunda kaldığı belirtiliyor. Gençler arasında her geçen gün pekişen ekonomik kaygılar genç kadınlar arasında neredeyse iki misli ölçüde yakıcılığını sürdürüyor. Genç kadınların işsizlik oranı %27 iken, üniversite mezunu genç kadınların işsizlik oranı %21. AKP Hükümeti genç işsizliği çözme yollarını kayıt dışı işçi çalıştırmak, esnek çalışma koşullarını yaygınlaştırmak gibi politikalara bağladığı ölçüde bu istatistiki verilerin düşmesini beklemek hayalperestlik olacak.

OHAL KAYGILARI ARTTIRIYOR

Bir diğer taraftan da gençler OHAL ile sonu tahmin edilemeyen karanlığa hızla sürüklenmeye devam ediyor. Senelerdir hazırlandıkları sınav bir gecede tek bir adamın sözüyle kaldırılıyor, üniversiteye giriş sınavları herhangi bir altyapı olmadan değiştiriliyor. Eğitim müfredatı dini eğitim haline getirilirken üniversite gençliğinin bilimsel ve özgür düşüncenin üretilmesi gereken alanlardan biri olan üniversitelerin KHK’lerle baskı altına alınmaya çalışıldığı bir atmosferde eğitim hayatları gölgeleniyor. Genç kadınlar ise çalışma yaşamlarında olduğu gibi gündelik yaşantılarının her alanında da hükümet politikalarını oldukça yoğun hissediyorlar. Son olarak müftülüklere nikâh yetkisinin verilmesi ardından da boşanmalarda arabuluculuk usulünün gündeme gelmesi kadınların sahip oldukları güvencelerin kaybedilmesi anlamına da geliyor.

KURTULUŞ NEREDE?

Tablo bu şekilde çizilince bu tablonun içinde bulunan gençlerin tek isteği bir an önce bu resimden çıkmak oluyor. Peki, bu kargaşadan çıkıp bir diğerine geçmek, yurt dışında yeni bir hayat kurmak bizler için bir kurtuluş olabilir mi? 
Geride bıraktığımız sene içinde üniversite çağında okumak üzere yurt dışına giden gençlerin sayısı %30 oranında arttı. Özellikle Avrupa Birliği’ne üye ülkeler yaşamak üzere giden ço ğunluğun ortak düşüncesi refah seviyesinde yaşamını devam ettirmek. Oysa bu refah devletlerinde gerçekler pek de göründüğü/anlatıldığı gibi değil. Eski bir araştırmaya göre diploma sahibi göçmenlerin %20’ye yakını iş bulamıyor. Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsünün açıkladığı raporda 25 yaş altındaki gençlerin işsizlik oranları yetişkinlerin işsizlik oranının iki katı. Gençler arasındaki işsizlik oranı azalmış görünürken esasen esnek ve güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaştığı biliniyor. Önemli sayıda genç ise ya yarım günlük işlerde çalışıyor ya da süresi belirli işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Aynı zamanda kadın çalışanlar ve erkek çalışanların maaşları arasındaki uçurum Avrupa ülkeleri açısından da geçerliliğini koruyor.

AVRUPA’DA EMEK SÖMÜRÜSÜ

Merkezi Viyana’da bulunan AB Temel Haklar Ajansı tarafından 2016’da yayınlanan, AB üyesi ülkelerde 616 uzman ve 217 vaka üzerinden yaptığı “Avrupa Birliği’nde emek sömürüsü” konulu raporda göçmen statüsünde çalışan kesimlerin ise haftanın 6 günü, günde 12 saat ve 1 euronun altına çalıştırılmalarına değiniyor. 
Avrupa Birliği’nde emek sömürüsü politikaların gün yüzüne çıktığı son örnek ise Macron’un imzaladığı çalışma reformu. Çalışma reformunu kapsayan maddelerden bir tanesi 50 işçiden az çalışanın olduğu iş yerlerinde sendikal örgütlenmenin önüne geçmekken diğeri kıdem tazminatlarının düşürülmesi. Reform maddeleri incelendiğinde ortaya çıkan en açık sonuç ne Türkiye ne de Fransa hükümetinin adımlarını; işçilerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların ihtiyaç ve taleplerinin tam tersine atmaktan çekinmiyor oluşları. Aksine, yenilik olarak sundukları her uygulama bu kesimleri geleceksizliğin pençesine atmanın yollarını döşüyor. 
Bize gitmek ve kalmak arasında sunulan iki seçenekte ne bizim hayalini kurduğumuz parasız, bilimsel eğitimi ne de güvenceli iş, güvenceli gelecek imkânını sağlıyor. Öyleyse biz gençler, etrafımızı kuşatan karanlığı ondan uzaklaşmaya çalışarak değil, bulunduğumuz her alanda hayallerimiz etrafında bir araya geldikçe yenebiliriz.

Kaynakça
https://www.evrensel.net/haber/335336/issizlik-verileri-aciklandi-buyume-var-is-ekmek-yok
https://www.evrensel.net/haber/337107/avrupada-genc-issizlik-ortalamanin-iki-kati

Dipnot: ODTÜ’de yüksek lisansını tamamladıktan sonra ABD’de hem doktorasını yapan hem de çalışan bir arkadaşımızla konuşarak deneyimlerini Genç Hayat’a aktarmayı istedik. Fakat çalışma koşullarının ağırlığı ve kendine dahi vakit ayıramaması gerekçesi ile röportajı gerçekleştiremedik.

www.evrensel.net