Her alanda çok sesliliğe düşman

Her alanda çok sesliliğe düşman

Bu sene yapılan müfredat değişikliği de AKP-Erdoğan’ın uyguladığı “kültürel geriye gidiş” politikalarıyla paralel eksende seyrediyor.

Berkay YEGİN
Elazığ

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Siyasi iktidar olduk ama sosyal ve kültürel alanlarda iktidar olamadık.” sözüyle birlikte, kapitalizm menşeli orta çağ kültürünün inşası için; AKP bürokrasisine, cemaatlere, tarikatlara ve Türk-İslam sentezli “trollere” start vermiş oldu. 
12 Eylül darbesiyle İmam Hatip liselerinin yaygınlaşması, din derslerinin zorunlu hale getirilmesi gibi uygulamalarla eğitimde oluşturulmaya çalışılan muhafazakarlık, son kertede insanlığın birikmiş mirası olan bilimi eğitimden uzaklaştırdı, müfredatı da dini değerlerle süsleme noktasına geldi. Son zamanlarda üzerine çokça da konuşulmuştu; Biyoloji dersi müfredatından -yüzeysel olarak geçen- evrimin, sosyoloji dersi müfredatından Marx’ın kaldırılması, din dersi saatlerinin arttırılması, derslerin daha da formelleştirilmesi vs. 
Bu sene yapılan müfredat değişikliği de AKP-Erdoğan’ın uyguladığı “kültürel geriye gidiş” politikalarıyla paralel eksende seyrediyor. Müfredatın geneline dair dergimizde çokça yazı yayınlandı. Fakat müzik dersi müfredatı daha özel bir durum. Bu özel durum genel durumun daha iyi anlaşılması bakımından da önemli bir örnek. 

MÜZİK DERSİ MÜFREDATI ÜZERİNDEN AKP’Yİ GÖRMEK

Değiştirilen müzik müfredatında: ilkokul 1.sınıftan itibaren ilahi, 7. sınıftan itibaren salat-ı ümmiye, ortaöğretim 9.sınıfta Türk müziği usulleri, dini müzikler, mehter marşı, 10. sınıfta milli bilinç adı altında hamaset yayan marşların seslendirilmesi var. “Yerli ve milli” söylemlerin bir aldatmaca olduğunun göstergesi olarak; Mahzuni Şerif’in, Neşet Ertaş’ın müfredattan çıkartılıp yerine 19.yy.’nin musikişinas Osmanlı padişahlarının getirilmesi, milli bilinç kazandıran marşların ve kahramanlık türkülerinin seslendirilmesi, Türk sanat müziği ve dini müzik eserlerinin dinlettirilmesi, Enderun, mehter, Mevlevihanelerin müzik alanında verdiği eğitimlerinin yer alması ve bunların yanında ders kitaplarında dini değerlerin sıkça kullanıldığı görünüyor.Yeni müzik dersi müfredatı da gösteriyor ki; zorunlu din dersi saatlerinin artması yanında bir de tüm derslerin islami çerçevede düzenlenmesi problemi var.

ÇOK SESLİLİĞE TAHAMMÜLSÜZLÜK

Özellikle dikkat çeken değişiklik müfredattan çok sesliliğin dışlanması oldu. Klasik batı müziği -çok sesli müzik- ile demokrasi arasındaki doğrudan bağlantı birçok üniversitede ders olarak okutuluyor. AKP›nin 15 yıllık iktidarı sürecinde hayatın her alanında çok sesliliğe müdahalesinde tanık olduk ki; AKP hükümeti, müzikte çok sesliliği kaldırırken hayatın her alanında çok sesliliğe tahammül edemediğini de gösteriyor. Aslında tek adam rejimine sadece bu özelden bakmak bile onun bukarakteristik özelliğini görmeye yeter.

FRANCO’DAN BUGÜNE

Franco faşizmi ve İspanya iç savaşını anlatan Rodrigo’nun gitar konçertosunda faşizm ile özdeşleştirdiği davul; şarkının ilk kısmında öyle gür duyulur ki artık gitar sesini bastırmıştır. Sonrası sadece davulun sesi sonrası sessizlik... Ardından tek bir gitarın inceden inceye yükselen sesi sonra başka gitarlar ve başka enstrümanlar... 
Müzisyenler darp edilse de, konserleri iptal edilse de, müfredat gericileştirilse de müzik muhalif kimliğini taşımaya devam edecek. Ülkenin tüm ilerici unsurlarının görevi, şimdilik tüm farklı sesleri bastıran “davulun” karşısında farklı sesleri birleştirmek.“Davul”un sesi şimdilik tüm sesleri bastırmış olsa da, hayatın her alanında her yerinde; kadının, öğrencin, işçinin sesinin duyulabilmesi için inceden inceye yükselen sesiyle bir “gitar” olalım, seslerimizi birleştirelim!

www.evrensel.net