İİT zirvesi: Doğu Kudüs, Filistin devletinin başkentidir

İİT zirvesi: Doğu Kudüs, Filistin devletinin başkentidir

İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı'nda Doğu Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğunun altı çizildi.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi 'Kudüs' gündemiyle gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması sonrası düzenlenen zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İsrail'e "terör devleti" ve "işgal devleti" dedi. Erdoğan, "İslam ülkeleri olarak Filistin devletinin diplomatik sahada tam temsili konusunda daha güçlü bir irade ortaya koymalıyız. Bugün buradan bunun çıkması gerekmektedir" ifadesini kullandı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, "Bütün gücümüzle artık işgal altındaki Filistin'in devlet olarak tanınması için çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Zirvede Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olduğunun altı çizildi. İslam ülkeleri, İsrail işgali altındaki kentin Filistin'in başkenti ilan edilmesi için dünyadaki tüm ülkelere çağrıda da bulundu. Bildiride ayrıca, "ABD (Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararından) geri adım atmazsa tüm sonuçlarından sorumlu olacaktır" ifadesinin de yer aldığı bildirildi.

Yayınlanan "İstanbul Deklarasyonu"nda “İslam İşbirliği Teşkilatı olarak, başkenti Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin mücadelesinde başta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas olmak üzere tüm Filistinli kardeşlerimize tam desteğimizi teyit ediyoruz" denildi. 

İSTANBUL DEKLARASYONU 

Deklarasyonda şu ifadelere yer verildi:

“13 Aralık 2017 tarihinde Türkiye'de düzenlenen olağanüstü İslam Zirvesi'nde bir araya gelen İslam İşbirliği Teşkilatı'na (İİT), üye ülkelerin kralları ile devlet ve hükümet başkanları olan bizler, (ilk kıblemiz ve İslam'ın üç mukaddes mescidinden biri olan Harem-i Şerif'in yer aldığı, isranın ve miracın vuku bulduğu Kudüs'ün tarihi statüsüne ilişkin Trump yönetimi açıklaması ve sonrasındaki gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunmuş olarak, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bahse konu açıklamanın yapıldığı gün İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve dönem başkanı sıfatıyla dünya kamuoyuna yaptığı çağrıyı dikkate alarak, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın ana kurulma gayesini teşkil eden Filistin ve Kudüs davasının savunulmasının tüm insanlık bakımında merkeziliğini vurgulayarak, Kudüs'ün ve Harem-i Şerif'in kutsiyetini ve tarihi statüsünü muhafazasının tüm İslam ümmeti için taşıdığı hayati önemi bir kez daha teyit ederek, İslam ümmetinin dünya sathındaki davalarını ancak birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğinde güçlü şekilde savunabileceğini vurgulayarak, İslam İşbirliği Teşkilatı şartı, BM şartı ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlılığımızı belirterek, İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi ve Dışişleri Bakanları Konseyi tarafından Filistin ve Kudüs davası bağlamında kabul edilmişi kararlara atıfta bulunarak, Filistin ve Kudüs hakkında BM tarafından kabul edilmiş olan kararları, özellikle de 1980 tarihli 478 sayılı Güvenlik Konseyi kararını hatırlatarak Başta Kudüslüler olmak üzere tüm Filistin halkının Temmuz ayında Harem-i Şerif'te yaşanan fütursuz tecavüz teşebbüsü karşısında sürdürdükleri ve pek çok fedakarlıkla başarıya ulaştırdıkları muazzam barışçı direnişi selamlayarak, ABD Başkanı Trump'ın açıklamasına karşı hem fikir tüm uluslararası ortaklarla birlikte, uluslar arası hukuk ve meşruiyet temelinde mücadele edilmesinin ve her türlü şiddet eyleminden kaçınılmasının önemini vurgulayarak, Ürdün Haşimi Hanedanı'nın Kudüs'teki kutsal mekanların hamisi olarak rolünün ve Ürdün İslam Vakfı'nın bütünüyle bir İslam mabedi olan Harem-i Şerif'in kutsiyetinin ve tarihi statüsünün muhafazasındaki kararlı duruşunu destekleyerek, İsrail'in işgal altında tutmakta olduğunu Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşim faaliyetlerine, kamulaştırmalarını, ev yıkılarını ve aşırı güç kullanımını kınayarak, Gazze'de 10 yılda fazla süredir 2 milyon Filistinli kardeşimizi, Filistin'in ve dünyanın geri kalanından izole halde, hürriyetlerinde ve medeni bir hayatın gereklerinden mahrum yaşamak zorunda bırakan insanlık dışı ambargonun sona ermesi ve Gazzeli kardeşlerimizin hürriyetlerine ve medeni bir hayat imkanına kavuşması için ortak çabaların devam ettirileceğini kaydederek, Filistinli mültecilerin haklarının adil ve kalıcı bir çözüm bulunana değin takipçisi olacağımızı ve bu çerçevede 1949 yılından bu yana Filistinli mültecilerin hayatlarını idame ettirebilmeleri için gerekli temel hizmetleri sağlayan BM yakın doğudaki Filistinli mülteciler için Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) destek verilmesinin önemini vurgulayarak, Başkan Trump'ın Kudüs'e ilişkin kararının sadece BM kararlarına değil, Kudüs'ün asırlara sari kadim karakterine de aykırı olduğunun, dolayısıyla uluslararası hukukla birlikte, tarihi, sosyal ve kültürel gerçeklerin de hiçe sayılması anlamına geldiğinin altını çizerek, İtidal ve barış içinde bir arada yaşama dini olan İslam'ın kadim hoşgörü anlayışının tarihi bir neticesi olan 3 semavi dinin kutsal mekanlarının bir arada yer aldığı Kudüs'ün bu karakterinin muhafazasının tüm insanlık için önemini vurgulayarak, Kudüs'te Filistin'in BM kararlarıyla defalarca tasdik olunmuş haklarını yok sayan her adımın, farklı dinlere mensup insanların bir arada yaşama idealine vurulmuş çok ağır bir darbe olduğunu kaydederek, Geçmişte, Kudüs'ün özel dini yapısına ve bundan kaynaklanan mahremiyetine saygı duyulmadığında yaşanan derin acılara hatırlayarak, Kudüs'e sahip çıkmanın gerek bölgemizde, gerek tüm dünyada, vicdanın, adaletin, karşılıklı saygının tesisinin ve sürdürülebilmesinin mihenk taşı olduğunu belirterek, Herkes için hakiki barışın, ancak Doğu Kudüs, Batı Şeria, Gazze'deki İsrail işgali sona erdiğinde ve Filistinliler kendi yurtlarında hür olabildiğinde mümkün olacağını hatırlatarak, Tüm dünya bu ve bu tür tüm gayri hukuki adımların karşısında durularak, gelecek nesillerin barış ve güvenliğine sahip çıkılması gereğini vurgulayarak, Bugün, haklı davalarında Filistin halkının ve Kudüslülerin yanında olmanın her dinden, her milletten, her inançtan sağ duyu ve vicdan sahibi tüm insanların ortak vazifesi olduğunu teyit ederek, Türkiye Cumhuriyeti ile Türk halkının ümmetin bu önemli davasına ilişkin olağanüstü İslam Zirvesi'ne ev sahipliği yaptıkları için, özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı olağanüstü zirve çağrısı için takdir ederek, 

1. ABD yönetiminin Kudüs'ün statüsüne ilişkin hukuk dışını açıklamasını reddediyor ve kınıyoruz.

2. İsrail'in Kudüs'ü ilhak kararı, bu çerçevede yaptığı tüm işlemler ve uygulamalar nasıl hiçbir zaman kabul görmemişse, bu açıklamanın da aynı şekilde gerek vicdan, gerek hukuk, gerek tarih önünde, hükümsüz olduğunu ilan ediyoruz. 

BM, AB ve uluslararası toplumun tüm üyelerini, Kudüs'ün statüsüne ve buna ilişkin tüm BM kararlarına sahip çıkmaya davet ediyoruz. 

3. Bölgedeki huzur ve güvenliğin şartı olarak gördüğümüz 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen ve bağımsız Filistin Devleti talebinden vazgeçilebilmesinin asla mümkün olmadığını vurguluyoruz. 

4. Başta BM olmak üzere uluslararası platformlarda Filistin davasına ve Kudüs'e sahip çıkmak üzere işbirliği ve eş güdüm içerisinde hareket edeceğimizi beyan ediyoruz. 

5. Filistin Devleti'nin ve kurumlarının her sahada güçlendirilmesi için tüm insanlık adına seferber olacağımızı bildiriyoruz.

6. 1988 yılında ilan edilen ve Filistin halkının hür yaşama iradesinin eseri olan Filistin Devleti'ni henüz tanımamış tüm ülkelere, vuku bulan gelişmeler ışığında artık bölgede aklıselimi ve adaleti ayakta tutacak bir dengenin sağlanabilmesi bakımında zaruri hale gelen bu önemli adımı atmaları ve derhal Filistin Devleti'ni tanımaları çağrısında bulunuyoruz. 

Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti'ni tanıdığımızı teyit ediyor, tüm dünyayı Doğu Kudüs'ü Filistin Devleti'nin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyoruz. 

7. Filistinliler arası uzlaşının mevcut şartlar altında daha fazla geciktirilmeden karşılıklı saygı, güven ve özveri dahilinde tam bir milli birlik şuuru içinde hızla hayata geçirilmesinin Filistin Davası'nın geleceği bakımından zaruri olduğunu hatırlatıyor ve bu çerçevede desteğimizi yineliyoruz. 

8. Trump yönetimini bölgede kaosu tetikleyecek bu hukuk dışı kararı gözden geçirmeye ve attığı hatalı adımı geri alamaya davet ediyoruz.

9. İslam İşbirliği Teşkilatı olarak, başkenti Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin mücadelesinde başta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas olmak üzere tüm Filistinli kardeşlerimize tam desteğimizi teyit ediyoruz."

ERDOĞAN: 'KARAR, FİLİSTİNLİLERİN CEZALANDIRILMALARI ANLAMINA GELİYOR'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı (ITT) Olağanüstü Zirvesi'nin açılış töreninde konuştu.  Erdoğan, ABD'nin Başkanı Donald Trump'ın, uluslararası hukuku hiçe sayan bir tutumla Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını belirterek, "Hiç uzun söze gerek yok. Kudüs'te bu kadim şehrin sokaklarında birkaç dakika dolaşan herkes, orasının işgal altında olduğunu anlayacaktır. Zaten, işgal altında olan bu şehirle ilgili böyle bir kararın açıklanmasının, hiçbir hükmü olamaz. Amerika Birleşik Devletleri'nin veto yetkisine sahip olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1980 tarihinde aldığı 478 sayılı karara göre, hiçbir ülke, Kudüs'te büyükelçilik bulunduramaz. Nitekim Amerika'nın bu hukuksuz kararına, sadece Kudüs'ü işgal altında tutan İsrail destek vermiştir. Bu gayrimeşru kararı kabul etmeyen tüm ülkelere teşekkür ediyoruz. Sayın Papa dahil olmak üzere, şu ana kadar yaptığım tüm görüşmelerde Kudüs ile ilgili bu kararlı duruş teyit edilmiştir" dedi.

Erdoğan, “İslam ülkeleri de ilk andan itibaren ve en açık şekilde Amerika Birleşik Devletleri'nin Kudüs ile ilgili kararını külliyen reddetti. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olarak, aynı gün dünya kamuoyuna bir çağrıda bulunarak, bu kararın vicdan, hukuk, ahlak ve tarih önünde hükümsüz olduğunu ilan ettik. Bu karar, her şeyden önce, şiddet yerine barıştan yana tavrı koyan, barışı isteyen taraf olduğunu defalarca ispatlayan Filistinlilerin cezalandırılmaları anlamına geliyor" şeklinde konuştu.

'FİLİSTİN CİDDİ MANADA KÜÇÜLÜYOR, İSRAİL İSE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir Filistin haritası göstererek, "1947'den bu yana Filistin'de neler oldu, bunu görmenizde büyük faydalar var. 1947, Filistin ne durumda ve İsrail ne durumda... Sene 1947, Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı. Bu paylaşım planında Filistin ciddi manada bir küçülme yaşıyor, İsrail ise büyüyor. Sene 1949-67 arasına bakıyoruz, Filistin ciddi manada küçülüyor, İsrail ise büyümeye devam ediyor. Ve geliyoruz bugüne, işte buyurun şu anda bakınız 1947'de İsrail ne ise şimdi de Filistin ne yazık ki aynı duruma getirildi. Böyle bir taksimi inanın kurt-kuzu mücadelesinde, kurt bile yapmaz. Ama bu taksim burada yapıldı" şeklinde konuştu.

'İSRAİL, BİR İŞGAL DEVLETİDİR'

Erdoğan "İsrail, bir işgal devletidir. Bunun yanında İsrail, aynı zamanda bir terör devletidir. 'Erdoğan niye böyle söylüyorsun?' Nasıl söylemeyeyim. 10 yaşında çocukları, o terörist askerler alıyor, gözaltına ve demir kafeslerin içine bunları yığıyorlar. 14 yaşında çocuklar, 20 kadar asker, polis neyse tarafından gözleri bağlanıyor ve 14 yaşında çocuk dipçikleniyor. Öbür tarafta bir yavru, kız çocuğu, annesi yavrusuna sarılıyor, annesinin yavrusuna sarıldığı o tabloda bakıyorsunuz anne dipçikle dövülüyor ve o çocuk elinden alınıyor. Yani bu işgalci değil de bu terörist değil de nedir, bunun izahı var mı? İnsan olan, vicdan sahibi olan buralardan gerekli dersi alması lazım. Şuraya bakın. 20'ye yakın asker, işte o çocuk gözleri bağlı, 14 yaşında, bakınız yüzü kan revan içinde. Bunu ispat etmek için ey Trump sana daha neyi anlatalım? Her şey ortada. İsrail'e zaten bir şey anlatmamıza gerek yok. Gerçekler ortada, bunları biliyorlar" dedi.

'EĞER HAKLI DEĞİLSENİZ ŞUNU BİLİN Kİ HİÇBİR ZAMAN GÜÇLÜ OLAMAZSINIZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sadece bugün Birleşmiş Milletler'in üyesi, 196 üye var. Bütünüyle bu karar içerisinde şüphesiz ki ben 196 dünya ülkesinin buna tavır koyacağına inanıyorum. Siz Amerika olarak güçlü bir ülke olabilirsiniz, silahlarınız olabilir, 16 nükleer başlığa sahip bir Amerika olabilirsiniz, bol miktarda silahlarınız, uçaklarınız olabilir ama bunlar sizin güçlü olduğunuzu ifade etmez. Eğer haklıysanız güçlüsünüz. Eğer haklı değilseniz şunu bilin ki hiçbir zaman güçlü olamazsınız. Barışı isteyenlerin değil, barışı imkansız hale getirenlerin yanında duran Amerika Birleşik Devletleri, terörizmle yoğun mücadelenin yürütüldüğü böyle bir dönemde tüm fanatiklerin ekmeğine yağ sürmüştür. İşte bunu Suriye'de de gördük. Suriye'de YPG, PYD terör örgütlerini yanına, DEAŞ'a karşı mücadele etmek üzere o terör örgütlerini yanına alarak onlarla beraber böyle bir mücadelenin içerisine girmiştir. Sayın Trump, kendilerine bunu anlattığımız için rahat rahat konuşuyorum. Niye? Bir terör örgütünü, bir başka terör örgütüyle yok edemezsiniz ve sadece Kuzey Suriye'ye 4 bin tırı aşkın zırhlı taşıyıcılar, tank, top, mühimmat nakledilmiştir. Peki Kuzey Suriye'ye 4 bin tırı aşkın bu silahlar acaba niçin geldi? Neden getirildi? Demek ki orada bulunan terör örgütlerine bu destekler veriliyor."

'MEDENİYETİMİZE DE İNDİRİLMİŞ AĞIR BİR DARBEDİR'

Erdoğan, “Kudüs kararıyla ateşlenen fitil, Amerika ve İsrail ile birlikte tüm insanlığa yönelik tehditlerin kapısını açmıştır. Bölgemizde yaşanan diğer sorunlar, Filistin meselesini bize ve insanlığa asla unutturamaz. Filistin meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmadan, bölgesel ve küresel ölçekte kalıcı barış ve istikrardan söz edilemez. Hukuku çiğneyen, vicdanları yaralayan bu tür adımlar, uluslararası sisteme ve Birleşmiş Milletler'e yönelik güveni de dinamitliyor. Hepimizin geleceğini ilgilendiren bu duruma seyirci kalamayız. Amerika'nın Kudüs kararı, uluslararası hukuku çiğnemenin yanında, medeniyetimize de indirilmiş ağır bir darbedir. Ecdadımız, Kudüs'ün tüm ihtiyaçlarını gidermek için, bu mukaddes beldeye özenle hizmet etmiş, hiçbir ayrım gözetmeden tüm şehir halkının refahını, emniyetini ve ibadet özgürlüğünü garanti altına almıştır. Ecdadımız Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı'nın Kudüs surlarında inşa ettirdiği El Halil Kapısı'na 'La İlahe İllallah İbrahim Halilullah' lafzının kazınmış olması medeniyetimizin Kudüs'e bakışının en güzel ifadesidir" şeklinde konuştu.

'KUDÜS'Ü FİLİSTİN DEVLETİNİN İŞGAL ALTINDAKİ BAŞKENTİ OLARAK TANIMAYA DAVET EDİYORUM'

Erdoğan, "Buradan uluslararası hukuka, hakkaniyete sahip çıkan tüm ülkeleri Kudüs'ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum. Artık daha geç kalamayız diyorum. İslam ülkeleri olarak başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız Filistin Devleti talebinden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi.

'SÖZDE İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜ SAVUNURKEN…'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kudüs fatihi Selahattin Eyyubi'nin şu altın tavsiyesi hepinize rehber olmalıdır: 'Dostlarıyla uğraşanlar, hasımlarını yenemez.' Henüz Filistin devletini tanınmamış olan ülkelerin artık bu önemli adımı atmaları, bölgede aklı selimi ve adaleti ayakta tutacak bir dengenin sağlanabilmesi açısından şarttır. Özellikle Avrupa'nın, İsrail'in bir taraftan yerleşimleri genişletirken, diğer taraftan Filistin devletini tanımayıp 'çünkü barışa mani oluruz' söyleminin esiri olmaktan vazgeçmesi gerekiyor. İşgale devam ettiren devlet kabul görürken, barış isteyen 1967 sınırlarını, yani tarihi Filistin topraklarının neredeyse beşte birinde yaşamayı kabul eden tarafın tanınmıyor olmasının hiçbir makul sebebi yoktur. Amerika'nın bu açıklamasından sonra barış zemini başka türlü canlı tutulamaz. İsrail'in işgal ettiği Filistinlilere ait topraklardan daha da fazlasına el koyabilmek için dünyayı oyalamasına pirim verilmemelidir. Sözde iki devletli çözümü savunurken, uygulamada İsrail'in bu imkanı her geçen gün biraz daha ortadan kaldırılmasına göz yumulması kabul edilemez" ifadesini kullandı.

'FİLİSTİN DEVLETİNİN DİPLOMATİK SAHADA TAM TEMSİLİ KONUSUNDA DAHA GÜÇLÜ BİR İRADE ORTAYA KOYMALIYIZ'

Erdoğan, "İşgal eden ile işgal edilen arasında tarafsız kalmak zulme destek vermektir. Bunun için en azından Filistin'in uluslararası anlaşmalara ve kuruluşlara dahil olma süreci hızlandırılmalıdır. İslam ülkeleri olarak Filistin devletinin diplomatik sahada tam temsili konusunda daha güçlü bir irade ortaya koymalıyız. Bugün buradan bunun çıkması gerekmektedir. Vicdan sahibi, gelecek nesiller adına mesuliyet sahibi herkesin maddi ve manevi tüm imkanlarını Kudüs için seferber etmesini istiyoruz" dedi. Erdoğan ABD'yi attığı adımdan geri dönmeye davet etti.

MAHMUD ABBAS: FİLİSTİN'İN DEVLET OLARAK TANINMASI İÇİN ÇALIŞMALIYIZ

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinde konuştu.

"Donald Trump, Kudüs'ü İsrail'e hediye olarak takdim etmek istiyor" diyen Abbas, "Sanki kendi ABD eyaletlerinden birisini İsrail'e hediye ediyormuşçasına böyle bir davranış içine giriyor. Sanki dünyada tek karar sahibi kendisi, istediğini yapar, verir davranışı içinde. Ancak ilk defa tarihte bütün dünya ülkeleri, tek bir duruş göstererek, hatta öyle ki ABD'nin yanında yer alamaya alışmış olduğumuz ülkeler dahi bu defa ABD'nin yanında yer almadı" ifadelerini kullandı.

"Bizler bugün burada bütün ümmeti, Müslümanları, bölgemizdeki ve dünyadaki tüm halkları arkamıza alarak Kudüs'ün işgaline karşı durmak için bir aradayız" diyen, "ABD son olarak uluslararası hukuku hiçe sayıp bütün insanlığın vicdanını zedeleyecek bir karar almıştır. Bizler buradan çok net bir ifadeyle şunu söylemek istiyoruz; Kudüs eskiden olduğu gibi, halen devam ettiği gibi ve gelecekte olacağı gibi Filistin devletinin başkenti olacaktır" şeklinde konuştu.

Abbas, "Şüphesiz bu büyük suça, büyük tehlikeye karşı bizler artık çok net, sağlam kararla bu zirvemizi tamamlamalıyız. Hem Müslümanların, hem de Hristiyanların kutsal mekanlarını korumak adına bunu yapmalıyız. Bütün gücümüzle artık işgal altındaki Filistin'in devlet olarak tanınması için çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

KİMLER KATILDI?

Öğlene kadar sürecek olan zirveye 16’sı lider düzeyinde 48 ülkeden katılım oldu. Afganistan, Azerbaycan, Bangladeş, Endonezya, Filistin, Gine, İran, Katar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Somali, Sudan, Togo, Ürdün ve Yemen’den cumhurbaşkanı, devlet başkanı ya da kral, Cibuti, Malezya ve Pakistan’dan da başbakan düzeyinde katılım gerçekleşti. Komorlar devlet sekreteri, Umman başbakan yardımcısı seviyesinde temsil edildi. Kazakistan ve Özbekistan’dan ise meclis başkanları zirveye katıldı. Gözlemci ülkelerden KKTC’yi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, misafir ülke statüsünde bulunan Venezuela’yı da zirvede Devlet Başkanı Nicolas Maduro temsil etti. (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Aralık 2017 20:28
www.evrensel.net