Dersim’de öğrenci olmak

Dersim’de öğrenci olmak

Munzur Üniversitesi öğrencisi Muhammed Erkiz Evrensel'e yazdığı mektupta yaşadıkları sorunları yazdı.

Muhammed Erkiz
Dersim

İsmim Muhammed, 23 yaşındayım. Munzur Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ikinci sınıf öğrencisiyim. Dersim’de okumanın benim için bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Dersim’in büyüleyici doğası, okuma-yazma oranının yüksek olması, kültürlü bir toplum yapısına sahip olması ve politik bir kent niteliği taşıması nedeniyle kendimi daha iyi geliştireceğime inanıyorum. Fakat şunu da söylemek gerek; 40 yıldır süren bir savaşın acı gerçeği ve savaşın bu bölgede halen aktif olması, sosyal ve ekonomik açıdan Dersim halkı ve öğrenciler için dezavantaj oluşturuyor. 

AÇIK CEZAEVİ GİBİ ÜNİVERSİTE

Munzur Üniversitesi’nin şehir merkezine biraz uzak olması, yüksek bir tepede bulunması ve üç tarafının ırmak yatağı olması sebebiyle muhteşem manzaraya sahip olduğunu söyleyebilirim. Fakültelerin birbirine yakın olmaları öğrencilerin kaynaşması için de iyi bir olanak. Ama üniversitemizin yüksek derecede güvenliğe sahip olması, her fakültenin önünde bir mobese kamerasının olması “açık bir cezaevi” görünümü vermekte. Bunun da öğrenciler üzerinde psikolojik baskı yarattığını söylemek yerinde olacaktır. Bir bilim ve araştırma merkezinin bu kadar çok güvenlik kamerasına sahip olması, hırsızlık ya da kargaşa olduğu anlamına gelmiyor. Bunun daha çok öğrencileri göz altında tutma amacıyla kurulmuş olduğunu düşünüyorum.

ÖĞRENCİLER GEÇİM SIKINTISI KISKACINDA 

Munzur Üniversitesi’ni tercih eden öğrencilerin çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden ve genelde orta veya düşük gelirli ailelerin çocukları. Dolayısıyla dar ekonomik gelire sahip ailelerin çocukları, ailelerine yük olmamak için okul dışı zamanlarda part-time işlerde çalışmak istiyor. Fakat Dersim’in az nüfuslu ve küçük bir kent olması nedeniyle iş olanakları çok kısıtlı. Bu durum öğrencileri daha çok emek gücünün ağır olduğu inşaatlara ya da Dersim’in kışın yakıt ihtiyacını karşılayan “kara elmas” kömür taşımacılığına yönlendiriyor. İş ihtiyacı olan öğrencilerin, kömür torbalarını belinde taşıyarak apartman bodrumlarına indirmeleri öğrenciler için bir gelir kaynağı. Tabi çoğu öğrencinin eline bu tür işler bile geçmez! Devletin verdiği 425 liralık burs öğrencilerin ihtiyacını karşılayamadığı için ne yazık ki iş güvenliği ve insan sağlığının hiçe sayıldığı bu tür ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor öğrenciler. Özellikle geçim sıkıntısı çeken öğrenci arkadaşlarımız bu tür işlerde çalışıyor. 

Üniversite okuyan bir öğrencinin boş zamanlarında kitap okuması gerekirken, araştırma-inceleme yapması gerekirken; tam tersine ileriki yaşlarda sağlık sorunları yaşayabileceği ağır işlerde çalışıyorlar. Bir devletin öğrencisine kitap vereceği yerde kazma, kürek vermesi ya da araştırma inceleme yapacak materyaller sunmak yerine öğrencileri kömür torbalarının altında erimeye mahkum etmesi ne kadar kabul edilir? Bu çelişki, ülke insanının ne kadar sağlıklı ve birikimli bir toplum yapısına sahip olabileceğinin ya da olamayacağının da işareti. 
 

www.evrensel.net