Kılıçdaroğlu:Tüm ailem hakkında önerge verin

Kılıçdaroğlu:Tüm ailem hakkında önerge verin

Kemal Kılıçdaroğlu Ataşehir Belediye Başkanı'nın görevden alınmasına ilişkin konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ataşehir Belediye Başkanına ilişkin iddiaların asılsız olduğunu savunarak "Bir belediye başkanının ağzından eğer bir lokma haram lokma inerse o belediye başkanını yaşatmam arkadaşlar, yaşatmam" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis Genel Kurulu'nda bütçe görüşmelerinde konuştu. Kılıçdaroğlu konuşmasında Reza Zarrab davasına ve Ataşehir Belediye Başkanı’nın görevden alınmasına değindi. 

‘BİNALİ YILDIRIM BEY'E AÇIK ÇAĞRI YAPIYORUM: RIZA ZARRAB DOSYASINI YENİDEN AÇALIM’

Kılıçdaroğlu, ABD'de Reza Zarrab'ın tanık olarak ifade verdiği davaya ilişkin şunları söyledi: "Rıza Sarraf denen şarlatan, rüşvetçi, dönemin 3 bakanını ve bir kamu bankasının genel müdürünü parayla satın almıştı. 700 bin liralık saatler, ayakkabı kutuları, dinleme kayıtları, para sayma makinaları, çikolata kutuları; bunların hepsi gündemdeydi ve bu Parlamento bir soruşturma komisyonu kurdu ve üzülerek ifade edeyim: Bu soruşturma komisyonu dosyayı kapattı, savcı da kapattı, hâkim de kapattı. Amerika'da görüşülen davadan rahatsızım. Türkiye'de işlenen bir olayın kirliliği Amerika'da temizlenmemeli, burası temizlemeli, bizler temizlemeliyiz. Bizim aklımız yok mu? Bizim ahlakımız yok mu? Bizim adalet duygumuz yok mu? Ahlakımız varsa, adalet duygumuz varsa, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyorsak Binali Yıldırım Bey'e açık ve net çağrı yapıyorum: Gel kardeşim, bu dosyayı yeniden açalım. Ayıptır günahtır ya, ayıptır günahtır. Başka bir şey daha: Rıza Sarraf'ın dosyaları kapatıldı, havuz medyasına çıkarıldı Rıza Sarraf. Arkasında, bu milletin namusu olan bayrağı fon olarak kullanıldı. Bir sahtekârın arkasına Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağını fon olarak kullanacaksın ve diyeceksin ki: "Ey Kılıçdaroğlu, sen hiç konuşma." Niye konuşmayayım? Bayrak sevgisi hepimizin ortak sevgisidir. Siyaseten farklı düşünebiliriz, bu gayet doğaldır ama bayrak hepimizin ortak değeridir, vatan hepimizin ortak değeridir. Bayrağı korumak benim görevim, sizin de görevinizdir. Değerli arkadaşlarım, bir ayıptan Türkiye'yi temizlemeliyiz. Dünyada rüşvete faiz ödeyen tek ülke biziz; rüşvete faiz ödeyen, rüşvetini iade edip üstüne de faizi veren tek ülke biziz. Bundan, Türkiye'nin bu ayıptan kurtulması lazım. O ayakkabı kutusunu verdik, üstüne bir de faiz verdik. E, bir de şeref madalyası taksaydınız. Öyle ya, dünyada örneği yok. Dünyada rüşvet dolayısıyla.  Hem rüşveti alacak hem aklanacak hem de faizini alacak; vallahi böyle bir adama şeref madalyası takmak lazım, kim takar bilmiyorum. Havuz medyasına söyleyelim: "Buyurun beyler, gidin onlara da bir şeref madalyası takın. Nasıl olsa genel müdür burada, takın ona şeref madalyası." Ve öyle ağırıma gidiyor ki değerli arkadaşlarım, bu "sahtekâr" denen genel müdürü bir de aldık, Ziraat Bankasının Yönetim Kuruluna tayin ettik. Akıl yani akıl alacak şey yok, aklımızı mı yedik bilmiyorum. 

‘BİR BELEDİYE BAŞKANININ AĞZINDAN EĞER BİR LOKMA HARAM LOKMA İNERSE O BELEDİYE BAŞKANINI YAŞATMAM ARKADAŞLAR, YAŞATMAM’

Kemal Kılıçdaoğlu, Ataşehir Belediye Başkanına ilişkin iddialara yönelik şunları söyledi: "Daha önce havuz medyasında haberler çıktı Ataşehir'le ilgili olarak. Haberleri ben de okudum. Açtım telefonu Ataşehir Belediye Başkanına "Nedir bu olaylar?" dedim. "Efendim, bunlar gerçek değil." "Kardeşim, o zaman doğrudan doğruya gideceksin, kendin, ailen için cumhuriyet savcılığında suç duyurusunda bulunacaksın." Evet, gitti cumhuriyet savcılığında suç duyurusunda bulundu. "Buyurun, benim hesaplarımı inceleyin, ailemin mal varlığını inceleyin." Ne zaman? 13 Mayıs 2015'te. Siz nasıl beklediyseniz biz de bekledik "Nedir bu olaylar?" diye. Karar 3 Ağustos 2017'de çıktı, hiçbir şey yok. Kimin kararı? Savcının kararı, mahkemenin kararı "Bir şey yok." diyor. Güzel, demek ki bir şikâyet var, denetlenmiş ilgili birim tarafından. "Yakın, akraba, haksız mal edinme ve gizleme suçu yok." diyor, güzel. Karar? Karar kesinleşti. Havuz medyasının "Buz Rezidans" olarak takdim ettiği… Orada da ihbar oldu. Güzel, Bakanlık müfettişlerini gönderdi. Gayet güzel, gönderir tabii, bir yerde iddia varsa Bakanlık da denetim elemanını gönderecektir, "Bunu inceleyin." diyecektir. İncelendi, "Soruşturma açılmasına gerek yoktur." diye 4/2/2013'te karar verildi. Kim veriyor? Devletin denetim elemanı. Olay nereye intikal ediyor? Bakanlığa intikal ediyor. Bakan da diyor "Soruşturmaya gerek yoktur." diye ama AK Parti'nin Ataşehir belediye üyeleri bu karara itiraz ediyorlar, Bakanın kararına itiraz ediyorlar. "Hayır, bu beraat edemez. Burada mutlaka incelenmesi lazım." Hakları var mı? Var tabii, kimse diyemez ki: "Niye itiraz ediyorsun arkadaş?" O da itiraz ediyor. E dosya nereye gidiyor? Danıştaya gidiyor. Danıştay "Soruşturmaya gerek yoktur." diyor. Sonra, Erguvan Barış Parkı… Güzel, şikâyet gene gidiyor. Olur, şikâyet olur. İhbar gidiyor, gene olur tabii. Nereye gidiyor? İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine. Ne oluyor? Görüşülüyor. Ne çıkıyor? "Bir şey yok burada." deniyor, beraat ediyor. Değerli arkadaşlarım, "Ruhsata aykırı yapı. Niye yıkmadın?" Kendisi belediye başkanı olmadan Ataşehir'deki gecekondular… Ya, şunu sormadan edemiyorum: Gecekonduyu gecekonducunun başına yıkmak için soruşturma açacaksın, 16/9 olunca da ağzına bant çekeceksin, elin kalem tutmayacak. Ya, burada insaf var mıdır, ahlak var mıdır burada? 16/9'u yıkamıyorsun, "Gecekonduyu neden gecekonducunun başına yıkmıyorsun?" diye, çok eskilerde olan gecekonduya diyorsun ki: "Soruşturma açacağım." E, açabilirsin. Ne oluyor? Mahkemeye gidiliyor. Ne oluyor? Beraat ediyor. Şimdi, siz kalkıyorsunuz, bununla ilgili, Belediye Başkanını açığa alıyorsunuz. İtiraz ettiğimiz budur. Bunları görmeseydim ben de sizler gibi "Ne oluyor?" diye derdim ama gördüm. Bu mahkeme kararlarının tamamını İstanbul'da basın mensuplarına dağıttık, arzu eden her milletvekili arkadaşıma bu mahkeme kararlarını verebiliriz. Hiçbir tereddüdümüz yok. Açık ve net söylüyorum, açık ve net: Bir belediye başkanının ağzından eğer bir lokma haram lokma inerse o belediye başkanını yaşatmam arkadaşlar, yaşatmam. Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkı için oradayız. Her gittiğim yerde de şunu söylüyorum: Bir: Her kuruşun hesabını vereceksiniz. İki: Her vatandaşa eşit davranacaksınız. Öyle "Bizim partili, ona torpil, buna bunu…" yapmayacağız. Bunu söylüyorum. Sonra döndüler benimle ilgili kızım bir daire almış. Buradan söylüyorum, CHP milletvekillerine söylüyorum: Benim ailem, çocuklarım, torunum, damadım, hatta ve hatta dünürlerim, hepsi için araştırma önergesi verin ve hepsi araştırılsın, hepsi araştırılsın.  Hiçbir tereddüdüm yok. Beş kuruş bulursanız beş kuruş, gelip bu kürsüden özür dileyeceğim, beş kuruş bulursanız. Ama ben bu, Ankara'daki beylere de seslenmek isterim. Benim gösterdiğim cesareti siz gösterebilir misiniz? Buyurun siz de gösterin. Allah kimseyi zalimin elinde emir kulu yapmasın. Zalimin elinde emir kulluğu yapanlar en çok döneklerdir, bunu da kimse unutmasın."

‘İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MEŞRUİYETİNİ YİTİRMİŞTİR’

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin sözlerini eleştirerek, “ İçişleri Bakanlığı hukuksal meşruiyetini yitirmiştir” dedi. 
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Engin Altay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin sözlerini eleştirerek şöyle konuştu:

“Kamuoyuna herkesin ibretle şaşkınlıkla dinlediği ve çok yadırgadığını laflar. AK Parti FETÖ’yü taşeron olarak kurduğu kumpaslarına şimdi de geçmişte Erdoğan’a ağza alınmayacak küfürler savuran Soylu’yu taşeron olarak kullanmaya devam ediyor. Artık AK Parti denince  aklımıza sadece kumpas geliyor. Bu noktadan sonra İçişleri Bakanlığı hukuksal meşruiyetini yitirmiştir” (Ankara/DHA) 

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Aralık 2017 22:00
www.evrensel.net