06.10.2017 08:10

Meriç Eyüboğlu: İmzacıları yalnızlaştırmaya çalışıyorlar

Barış için Akademisyenler Grubu Hukuk Komisyonundan Avukat Meriç Eyüboğlu: Bir iddianamede karşılaşmamızın absürt olduğu durumla karşı karşıyayız

Meriç Eyüboğlu: İmzacıları yalnızlaştırmaya çalışıyorlar

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Barış Bildirisine imza atan akademisyenlere açılan davalara tepki gösteren Barış için Akademisyenler Grubu Hukuk Komisyonundan Avukat Meriç Eyüboğlu, barış bildirisinin Türkiye’nin önemli bir sorununa işaret eden, temel olarak bir konuda fikir açıklayan bir metin olduğunu vurguladı. Tek bir metin söz konusu olduğu halde imzacılara ayrı ayrı davalar açıldığını ifade eden Eyüboğlu, “Yani tek tek yargılanacakları şekilde bir dava sirkülasyonu var. Henüz İstanbul Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesindeki imzacılara dava açılmış durumda. Sıra dahilinde diğer üniversitelere de açılacak” dedi.

Akademisyenlerin bir bölümü için iddianamenin henüz kabul aşamasında olduğu bilgisini veren Eyüpoğlu, “İlk etapta şu anlaşılıyor; 1128, hatta ikinci imzacılarla 2212 sayıda imzacının eğer ortada bir ‘suç’ varsa kuşkusuz ki beraber bir davada yargılanması gerekir bu beklenir hukukta. Fakat tek tek davalar açılarak imzacıların yalnızlaşması, kendilerini yalnız hissetmesi ağır ceza mahkemesi yargılamasında bunun verdiği bir baskıyla karşı karşıya kalmaları planlanıyor. Yani ‘Barış için Akademisyenlerin hep birlikte olmaktan kaynaklanan dayanışma gücünün bölünmesi de planlanıyor” dedi.

İddianamenin, 10 Mart 2016 tarihli ikinci bildiriden sonra haklarında dava açılan Akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy’un iddianamesinin çerçevesini aynen taşıdığını ifade eden Eyüboğlu, “Ondan farklı olarak arada geçen 1 buçuk yılda yaşanan bir dizi başka şeyi bir hikaye ve öykü olarak aktarmış. Bir iddianamede karşılaşmamızın absürt olduğu durumla karşı karşıyayız. Suç isnadı olarak nitelendirilemeyecek pek çok sayıda şey, iddianameye ‘suçmuş’ gibi girmiş” diye eleştirdi. 

‘DAYANIŞMA SUÇLAMA İÇİN HUKUKİ GEREKÇE OLABİLİR Mİ?’

İddianamede akademisyenlere yöneltilen, “Ulusal ve uluslararası kamuoyunda Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını zedeleme” suçlamasının  komik ve absürt olduğunu ifade eden Eyüboğlu, “Zaten metin aslında yaşanan ağır hak ihlallerinin yaşam hakkı başta olmak üzere mutlaka bir denetime, denetlemeye, bağımsız gözlemcilerin raporlarına ihtiyaç duyduğunu söylüyordu. Doğal olarak metnin sonrasındaki süreçte yaşanan hak ihlallerinde uluslararası hak örgütlerinin gözü hep bu davada ve bu süreçte oldu” dedi. Barış bildirisinin yayımlanmasının ardından imzacı akademisyenlerin dava, yargılama, gözaltı tutuklama, ihraç, ölüm tehditlerine maruz kaldığına dikkat çeken Eyüboğlu, “Bu kadar açık ve kocaman bir ihlalin yurt içinden de, yurt dışından da fark edilmemesi mümkün değildi” dedi.  Duruşmalara ve diğer yapılan toplantılara, etkinliklere çok sayıda akademisyenin yanı sıra hak örgütü temsilcilerinin de katıldığını, yurt dışındaki akademisyenlerin de protesto ve dayanışma maksadıyla barış bildirisine imza attığını da söyleyen Eyüpoğlu, “Tüm bunların bir rahatsızlık yarattığını tahmin etmek zor değil. Peki bu hukuki bir gerekçe midir? Hayır. Terör örgütü propagandasının unsurlarından biri midir? Hayır değildir. Türkiye’nin yurt dışındaki itibarını zedeleyen bizatihi hükümetin tutumudur zaten. Eni boyu, altı üstü bir metinden oluşan Türkiye’nin önemli bir sorununa işaret etmenin dışında aslında temel olarak bir konuda fikir açıklayan bir metnin bu kadar çok gürültü koparması ve hukuki diyemiyorum böyle bir politik sürecin izlenmesi ile yurt dışında Türkiye’nin itibarını ayaklar altına alan imzacılar değil onlara böyle bir süreç yaşatanlardır” diye devam etti.  Bildirinin İngilizce halinde birkaç kavramın değiştiği iddiasının da yanlış olduğunu ifade eden Eyüboğlu, “İddianamede, metnin içinde terör örgütü propagandasının unsurları var. Unsurlar da şiddeti övmek, teşvik etmek diye sıralanıyor. Terör örgütü propagandasından ceza vermek için de bu unsurların olması aranıyor. Fakat şu düzlemde bakarsak iddianame zaten böyle bir çaba içinde değil. İddianame başka bir öykü anlatıyor” dedi. 

SOKAK DERSLERİ BİLE İDDİANAMEYE SOKULDU

Bildiriye İstanbul ve Galatasaray Üniversitesi’nden imza atan akademisyenler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 7,5 yıl hapis cezası istendi. İddianamede hem 11 Ocak 2016 tarihli “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi hem de akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy’un 40 gün tutuklu kalmasına gerekçe gösterilen 10 Mart 2016 tarihli “Barış talebinde ısrarcıyız” bildirisi suç konusu yapıldı. İddianamede “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı  bildiriye “sözde barış bildirisi” ifadesini kullanan savcı, “PKK/KCK’nin alenen propagandası mahiyetinde” olduğunu öne sürdü.  İddianamede bazı yabancı kuruluşların daha önceden Türkiye’de yapmayı planladıkları etkinlik ya da organizasyonları Türkiye’de akademisyenlere karşı yapılan baskı ve hak ihlallerini gerekçe göstererek Türkiye’yi uluslararası kamuoyunun hedefi haline getirmek amacıyla iptal ettikleri öne sürüldü.

Savcı bu iddiasının ardından “Türkiye Cumhuriyeti devletini ve hükümetini yüzde yüz haklıyken haksızmış gibi göstermeye yönelik propagandayı daha da sansasyonel hale getirmeye yönelik bu tür eylemlerin kendiliğinden geliştiğini ve birbirinden bağımsız olduğunu düşünmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. İhraç edilen akademisyenlerin yaptığı alternatif dersler de iddianamede suçlamaya konu yapıldı.

İddianame savcısı, Akademik nöbet ve sokak derslerinin “sorunu tırmandırmaya yönelik olduğu”nu ve “yapılan propaganda ile kamuoyunun ve üniversite gençliğinin işlenen suça ortak edilmek istendiği”ni savundu. 

{{334411}}

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
31.01.2026 16:39

Vergi istisnası Resmi Gazete'de: Yük yurttaşa, muafiyet büyük organizasyonlara

YİKOB’ların taşınmaz satışları ile UEFA organizasyonları kapsamındaki teslim ve hizmetler KDV’den muaf tutuldu. Geniş kesimler artan dolaylı vergiler altında ezilirken, kamu varlıkları ve büyük spor organizasyonlarına yeni ayrıcalıklar tanındı.

Vergi istisnası Resmi Gazete'de: Yük yurttaşa, muafiyet büyük organizasyonlara

Fotoğraf: UEFA

01.02.2026 16:08 / Güncelleme: 02.02.2026 10:49

Londra’da on binler soykırıma ve savaşa karşı sokağa çıktı

İsrail’in ateşkese rağmen hâlâ Gazze’yi bombalaması, Trump’ın oluşturduğu “Barış Kurulu” ve İran’a yönelik savaş tehdidine tepki gösteren on binlerce kişi İngiltere’nin başkenti Londra’da sokağa çıktı.

Londra’da on binler soykırıma ve savaşa karşı sokağa çıktı

Fotoğraf: Evrensel

01.02.2026 23:00

İsrail'den F-35 iddiası: Türkiye uçakları teslim alamayacak

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Türkiye'nin ABD'den F-35 savaş uçaklarını teslim alamayacağını savundu.

İsrail'den F-35 iddiası: Türkiye uçakları teslim alamayacak

F35-Adir savaş uçağı | Fotoğraf: İsrail Hava Kuvvetleri (CC BY-SA 4.0)

01.02.2026 15:47 / Güncelleme: 02.02.2026 09:29

Trump’tan İran açıklaması: Neler olacağını göreceğiz

Trump, İran’la nükleer program konusunda müzakere yürüttüklerini söyledi, olası bir saldırıya ilişkin ise “ne olacağını göreceğiz” dedi.

Trump’tan İran açıklaması: Neler olacağını göreceğiz
Fotoğraf: Celal Güneş/AA
02.02.2026 10:19

Babak Zamani’nin ’Buluttan Sonra’ romanını Türkçeye Çeviren Mojtaba Nahani: Adaletsizliğin kökü, insanın ‘sayı’dan ibaret görülmesinde yatıyor

İran’da çok satanlar arasında yer alan Buluttan Sonra’yı Türkçeye çeviren Mojtaba Nahani, bugün de adaletsizliklerin sürdüğünü, ancak şiddetin biçim, dil ve araç değiştirerek devam ettiğini söylüyor.

Babak Zamani’nin ’Buluttan Sonra’ romanını Türkçeye Çeviren Mojtaba Nahani: Adaletsizliğin kökü, insanın ‘sayı’dan ibaret görülmesinde yatıyor

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!