12 Nisan 2017 05:49

Darbe iddianamesindeki İçişleri Bakanı kim?

'Yurtta Sulh Konseyi' iddianamesinde Gülen Cemaatinin üzerinde nüfuz kullandığı bir İçişleri Bakanından bahsedildiği ortaya çıktı.

Paylaş

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Darbe Araştırmaları Komisyonu Başkanı Reşat Petek, “Darbenin siyasi ayağını tespit edemedik” demişti ancak “Yurtta Sulh Konseyi” iddianamesinde Gülen Cemaatinin üzerinde nüfuz kullandığı bir İçişleri Bakanından bahsedildiği ortaya çıktı. İddianame içinde “Mülkiye imamları”nın anlatıldığı bölümde, “FETÖ, örgüt dışından seçilen bir iki kaymakamın neden alındığının hesabını, bakana sormaya cüret edecek hale gelmiştir” denildi.
Ancak iddianamede bu bakanın adı açıklanmadı. AKP hükümetleri döneminde 15 Temmuz’a kadar İçişleri Bakanlığı yapan 5 isimden Abdülkadir Aksu ve Beşir Atalay partinin ağır toplarındandı. İdris Naim Şahin, Muammer Güler ve Efkan Ala da görevde oldukları dönemde “Erdoğan’ın güvendiği isimler” olarak anılıyordu. Şahin dışındaki isimlerin hepsi AKP’de görevlerine devam ediyor. 

ÇATI İDDİANAME BİR ANDA DEĞİŞTİ

15 Temmuz darbe girişimi günü Genelkurmayda yaşananlara odaklanan ve “Yurtta Sulh Konseyi” iddianamesi diye bilinen iddianame ilk açıklandığında darbe girişiminin çatı iddianamesi olduğu belirtilmişti. İddianamede Gülen Cemaatinin devlet ve ordu içindeki örgütlenmesine ilişkin genel geçer ifadeler yer almış, tarif edilen dönem ağırlıklı olarak AKP hükümetleri dönemini işaret etse de iddianamede muğlak ifadelerle sorumluluğu olan siyasetçiler adeta saklanmıştı. Ancak buna rağmen hükümet iddianameden rahatsız olmuştu. İddianameyi hazırlayan Ankara Anayasal Düzene Karşı Suçlar Bürosu Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen kızağa çekilirken, bu sefer Akıncı Hava Üssü iddianamesi “çatı iddianame” olarak yansıtılmıştı. 

BAKANA İKİ KAYMAKAMIN HESABINI SORMUŞLAR

İşçimen’in hazırladığı iddianamede AKP’yi rahatsız eden bölümlerin önemli bir kısmını Gülen Cemaatinin Mülkiye yapılanmasına ilişkin yazılanlar oluşturuyor. Örgütün “Mülkiye imamları”nın anlatıldığı bölümde “FETÖ’nün İçişleri Bakanı üzerinde nüfuz kullandığı” belirtildi.  İddianamede, “İçişleri bakanı üzerinde nüfuz kullanan örgüt, kaymakam seçimi ve tayinleri ile valiler kararnamelerinde özellikle etkili olmuş, örgüt dışından seçilen bir iki kaymakamın neden alındığının hesabını, bakana sormaya cüret edecek hale gelmiştir. Ancak mülkiyede uzun zamandır örgütlenme tamamlandığı için mülkiye imamlığı mahrem hizmetler sınıfından çıkarılmıştır” denildi.

Ancak iddianamede tarihlerin muğlak bırakılarak, bu tür bir ilişkiye hangi bakanla girildiği adeta saklanıyor.  

İŞTE İÇİŞLERİ BAKANLIĞI YAPAN AKP’Lİ İSİMLER

AKP’nin ilk iktidar olduğu dönemde kurulan 58. hükümetten bu yana şu isimler İçişleri Bakanlığı yaptı: Abdülkadir Aksu (2002-2007), Beşir Atalay (2007-2011), İdris Naim Şahin (2011-2013), Muammer Güler (ocak 2013-aralık 2013), Efkan Ala (2013- ağustos 2016), Süleyman Soylu (ağustos 2016’dan bu yana görevde).  İsimlerin hepsi ya AKP’nin ağır topları ya da Erdoğan’ın özel güvenine sahip olduğu bilinen kişiler. Bu isimlerden Şahin dışındakiler hâlâ AKP içinde yer alıyor. Seçim dönemlerinde ve 1 Kasım öncesi kurulan geçici hükümette bürokrasiden atanan İçişleri Bakanlarının da Erdoğan ve AKP’li isimlerin özel güvenine sahip kişiler olduğu biliniyor. Bu bakanlardan hangisi ya da hangileri üzerinde Gülen Cemaatinin nüfus kullandığı sorusu hâlâ yanıt bekliyor. 

ORTAKLIK DERSHANE KARARIYLA BOZULDU

“Yurtta Sulh Konseyi” iddianamesinde, dershanelerin kapatılmasıyla su yüzüne çıkan kapışmaya da şu ifadelerle yer verildi: “Siyasal iktidarın yakın dönemde aldığı bir karar, FETÖ’nün ‘her yere yayılma ve her yerde olma’ prensibine aykırı bir durum oluşturmuştur. Örgütün varlığı açısından önemli gördüğü ve uzun süredir yurt genelinde yayıldığı dershanelerin özel okula dönüştürülmesi siyasi kararı, bu temel anlayışına aykırılık oluşturmuştur (...) İktidarın bu siyasetinin insan kaynağını kesintiye uğrayacağı endişesi taşıyan örgüt, hedeflerine ulaşmak için şartların kötüleşeceğini düşünerek ’90’larda rüşvet dağıtırken 2012 yılında başlayan 2013 yılı sonuna kadar devam eden süreçte, siyasi iktidara karşı savaş açarak bu durumdan kurtulmanın çaresini aramıştır. Dolayısıyla cihat, en genel ifadeyle örgütün özel iletişim dilinde ‘FETÖ’nün siyasi, ekonomik ve toplumsal hedeflerine ulaşma yolunda verdiği mücadele’ anlamına gelmektedir.”

BÜTÜN İDDİANAMELER  İRTİBATI ORTAYA KOYUYOR

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, siyasi izlerin 15 Temmuz iddianameleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekerek iki örnek verdi: 

*İlk açılan “FETÖ Çatı Davası” iddianamesinde savcı, bir KHK ile TÜBİTAK’ın kurum başkanı ve kadroların değiştirilmesinin sağlandığını ve ardından Gülen Cemaati’nin TÜBİTAK’a sızdığını anlattı. Bu kararnamenin altında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dönemin bakanlarının imzası bulunuyor. 

*2016 yılı başlarında Bakanlar Kurulu’nun sunduğu kanun tasarısı ile 27 AKP milletvekilinin verdiği kanun teklifiyle askeriyede erken emeklilik düzenlemesi yapıldı. Savcı bu düzenleme için “ Bu kanun teklifini siyasi otoriteye FETÖ yaptırdı” tespitinde bulundu.” 

Dolayısıyla bütün iddianamelerde siyasi ayakla irtibat kurulacak pek çok olay olduğunu söyleyen Gök, “FETÖ AKP iktidarına istediğini yaptırmıştır. Ve iktidar da Fetullah Gülen’in  her istediğini yerine getirmiştir” dedi. İktidarın Gülen Cemaatini palazlandırıp, koruduğunu dile getiren Gök, iktidarın “FETÖ davaları ve soruşturmaları” üzerinde baskı kurduğunu belirtip şöyle konuştu:  “TÜBİTAK iddianamesini düzenleyen savcıyı görevden aldılar. İktidar, savcıların iddianamelerini mahkemeye sunmadan önce Adalet Bakanlığına sunmalarını istiyor. Savcılar üzerinde bir baskı kuruluyor. Ama ne olursa olsun mızrak çuvala sığmaz.” 

İDDİANAME SAVCISI KIZAĞA ÇEKİLDİ

ANKARA Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın Genelkurmay (Yurtta Sulh Konseyi) iddianamesi açıklandıktan sonra yaptığı yeni iş bölümü tartışma yaratmıştı. Ankara Anayasal Düzene Karşı Suçlar Bürosu Başsavcı Vekili Necip Cem İşçimen,  iddianameyi 3 Mart 2017 tarihinde açıklamış, 17 Mart’ta  kızak görev sayılan Bilişim Suçları Bürosunun başına getirilmişti. İşçimen’in görevde olduğu dönemde, 20’si darbe girişimine ilişkin olmak üzere toplam 69 ayrı “FETÖ” davası açılmış, Akıncı Üssü, Mahrem Yapı ve Muhafız Alayındaki darbecilere  ilişkin soruşturmaların da sonuna gelinmişti. İşçimen’in kızağa çekilmesinin ardından “Akıncı Üssü” iddianamesinin Adalet Bakanı Bekir Boğdağ’ın onayına sunulduğu, darbe yapılanmasının siyasi ayağına işaret edecek bölümlerin iddianameden çıkarılarak kamuoyuyla paylaşıldığı iddia edilmişti. Bu sefer “Akıncı Üssü” iddianamesinin “darbe girişiminin çatı iddianamesi” olduğu belirtilirken, Yurtta Sulh Konseyi iddianamesi “Genelkurmay iddianamesi” diye anılmaya başlanmıştı. 

SİYASİ AYAK YOK DEMİŞLERDİ

DARBE girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı ve AKP Burdur Milletvekili Reşat Petek, 11 Mart tarihinde yaptığı açıklamada komisyon soruşturması sonucunda darbe girişiminin siyasi ayağının tespit edilemediğini ileri sürmüştü. Petek, “15 Temmuz darbe girişimini araştırdığımızda 141 kişiyi dinledik. Yurtta Sulh Konseyinde anılan 38 isim var. Bununla ilgili Ankara’da kamu davası açıldı. Darbenin siyasi ayağı ile ilgili yapılan incelemelerde iktidardan ve muhalefetten bir isim tespit edilmiş değil” demişti. 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “AK parti içerisinde ByLokçular var” iddiasını sert bir dille yalanlamış ve “Hükümet bunu açıklasın diyorlar. Olmayanın neyini açıklayacağız? Yalandan öte iftira yapıyor Kılıçdaroğlu” demişti. 

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Fransız sağında yolsuzluk bataklığı ve yeniden yapılanma 

SONRAKİ HABER

Bodrum'da atletizm skandalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa