'Türk tipi yöneticilik' başarısızlığı: Kombinelere %100 zam

'Türk tipi yöneticilik' başarısızlığı: Kombinelere %100 zam

Faruk Ayyıldız, Galatasaray yönetiminin EuroCup başarısının ardından basketbol kombinelerine yüzde 100 zam yapmasını yazdı.

Faruk AYYILDIZ
İstanbul

“Pahalı maç biletleri” tartışması her daim tribünlerin gündemindeki yerini korudu. İngiltere ve Almanya başta olmak üzere birçok farklı ülkede tribün grupları, pahalı biletlere karşı kampanyalar yürütürken, maçlar esnasında pankartlar açmaya da devam ediyorlar.
Bu tartışma, özellikle futbolun endüstrileşmesinin başkenti konumundaki İngiltere’nin merkezinde bulunduğu şekilde devam ediyor. İngiltere’de taraftarlar, pahalı maç biletlerine karşı başlattıkları “Twenty is Plenty” (20 pound fazla bile) kampanyasını 3 yıldır devam ettirirken, çeşitli sokak eylemleri ve yürüyüşlerle de kulüp yönetimlerine tepki göstermişlerdi. “Bitti”, “Tükendi” şeklinde yorumlara maruz kalan İngiltere tribünlerinin bu ısrarı, Premier Lig’i yönetenlere geri adımlar attırdı. Deplasman taraftarları için bilet tavan fiyatları 30 sterline sabitlenirken, birçok kulüp önümüzdeki sezon kombine bilet fiyatlarına zam yapmayacaklarını açıkladı. Bu açıklama, yönetimlerin “iyi niyeti” sonucu yapılmadı tabi ki.
6 Şubat 2016’da oynanan Liverpool – Sunderland maçında ev sahibi takımın taraftarı, gelecek sezon bilet fiyatlarının 77 sterline çıkarılmak istenmesine karşı tribünleri boşaltmış, kulüp yönetimi bu protesto sonrasında özür dileyerek, biletlere zam fikrinden vazgeçtiklerini açıklamıştı. 
Yine Almanya’dan örnek verecek olursak, Borussia Dortmund’un dünyaca ünlü kale arkası tribünündeki taraftar grubu The UNITY’nin 2012 yılında başlattığı “Kein Zwani für en steher” (Kale arkasına asla yirmi avro vermem) kampanyası başarıyla sonuçlanmış, kampanyanın ardından deplasman bilet fiyatları 16 avroya kadar düşürülmüştü. Kuşkusuz, benzer şekilde sayısız örnek sıralanabilir. Güncelliğini yitirmeyecek “pahalı bilet” tartışmalarında protesto ve tepki kültüründen vazgeçmeyen taraftarların, kazanım elde ettiği somut örneklerle önümüzde duruyor.

BİZDEKİ DURUM...
Dünya örneklerinin ardından Türkiye’ye gelirsek, maalesef passolig ile beraber tamamen dibe vurmuş tribün kültürünün, “pahalı maç biletleri” şeklinde bir gündemi yok. Stadyumlarda hegemonyasını kurabilmeyi başarmış tribün gruplarının, gerek kulüp yönetimleriyle bedava bilet/kombineleri de kapsayan ilişkileri, gerekse yönetilme biçimleri itibariyle protesto kültüründen uzak oluşları pahalı biletlere karşı örgütlü bir kampanyanın önünde büyük engel olarak durmaya devam ediyor.
Bu yazının kaleme alınmasını sağlayan son gelişme ise taraftarı olduğum Galatasaray’la ilgili. Futbol takımı çok kötü bir sezon geçiren Galatasaray, seyirci ortalamasını 10 ila 15 bine kadar düşürmüş durumda. Pahalı bilet, ulaşım zorluğu ve passolig boykotu nedeniyle futbol maçlarına gitmeyi bırakan bir grup taraftar, diğer branşlara ilgi göstermeye başlamış ve iki sezondur Abdi İpekçi’nin merkezinde olduğu bir kültürün tohumları atılmıştı. Bu süreçte Galatasaray Erkek Basketbol Takımı, EuroCup’ta başarı yakalayınca, Abdi İpekçi’ye gelen taraftar sayısı hızlıca artmış, final karşılaşmasını da 20 binden fazla insan izlemişti. Galatasaray mevcut yönetiminin vizyonsuzluğu ve yetersizliği, futbol takımının geleceği adına yaşanan belirsizlik ile birleşince Galatasaray Basketbol Takımı birçok Galatasaraylı için futbol takımının önüne geçti. Öyle ki basketbol takımının gelecek yıl Euroleague’de boy gösterecek olması, bazı taraftarın kombine-bilet önceliğini basketbola kaydırdı. 

ARABA FİYATINA KOMBİNE
Basketbol adına böylesi olumlu bir hava yakalandığı ortamda kulüp yönetiminin daha çok taraftarı, daha düzenli şekilde Abdi İpekçi’ye çekecek projeler geliştirmesi beklenirken, “Türk tipi yönetme biçimi”ne uygun skandal bir karara imza atıldı. Bu yıl öğrenci indirimiyle 200-350 TL arasında olan kombineler için gelecek yıl öğrenci indirimi de kaldırılarak 1300 - 2250 TL arasında fiyatlar belirlendiği açıklandı. Saha içi kombineler içinse gelecek yıl fiyatları 5000 - 35000 TL arasında belirlenmiş durumda. Kombinelere yüzde 100’ün üzerinde zam yapan mevcut Galatasaray yönetiminin, Türkiye ve dünya gerçeklerinden habersiz olduğu aşikar. Ekonominin sürekli kötüye gittiği, toplumda alım gücünün düştüğü bir ülkede böylesi bir karara imza atılmasının nedenleri var elbette.
Bunlardan ilki, tribünlerin protesto kültürüne sahip olmamasına bağlı olarak oluşan “Lümpen kitle” görüntüsü. Futbolu ve kulüpleri yöneten kravatlıların, taraftarlara ilişkin sahip oldukları, “Ne yaparsak, ne söylersek, ne fiyat koyarsak kabul ederler” algısı bu kararların rahatça alınmasına sebep oluyor. Çünkü tribünler, bu tarz meselelerde yöneticiler üzerinde “caydırıcı” bir imaja sahip değil. Passolig çıkarken de, passoligde ısrar edilirken de bunu yaşadık. Ancak passolig  projesi, örgütlü kampanyalar sonucu olmasa da kendiliğinden duvara tosladı ve tribünlerin boşalmasına sebep oldu. “Biz ne yaparsak yapalım, tribünler dolar” diyenler tribünleri dolduramadı, insanlar ekstra külfet ve masrafla uğraşmadı, kötü yönetimlerin etkisiyle de tribünler boşaldı. Futbol stadyumları için bu yaşanmışken, henüz tam seyircisini bul(a)mamış basketbol için daha beterinin yaşanması, Abdi İpekçi’nin tamamen boşalması yüksek ihtimal.

‘NE YAPARSAK, YAPALIM...’
Ayrıca taraftar kitlelerinden kopuk, genellikle de spor yöneticiliğiyle akademik bir bağı olmayan kulüp yöneticileri, “Başarı varsa zam yapılır” saçmalığına inanıyor. Öyle ki bu yöneticiler, Avrupa’da EuroCup şampiyonu olunmasının, kombinelere yüzde 100 zam yapılabilmesi için yeterli olduğunu düşünebiliyorlar. Önümüzdeki yıl, Euroleague’de mücadele edecek Galatasaray Erkek Basketbol Takımı için 10 milyon dolarlık bir bütçenin gerekliliği tartışılırken, sponsor bulamayan başarısız yönetim, taraftarı kazık bilet fiyatlarıyla bu bütçeye sponsor yapmaya çalışıyor.
Tribünlere gelenlerin (Büyük çoğunluğunu öğrenciler ve gençler oluşturuyor) yaşam koşullarından habersizce alınan bu zam kararının duvara toslayacağı çok açık. Taraftar grubu ultrAslan da bir açıklama yayınladı ve kombine fiyatlarının düşürülmesini istedi. Yönetim, bu çağrı karşısında geri adım atmazsa, ultrAslan protesto örgütler mi şimdiden kestirebilmek zor. Galatasaray yönetimi ise aldığı bu skandal karardan geri döner mi, dönerse hangi ölçüde döner bilmiyoruz ama bu durum şimdiden; “yönetici başarısızlıkları” kategorisinde kendine unutulmayacak bir yer bulmuş gibi görünüyor.  

www.evrensel.net