07 Mart 2015 14:49

İkiyüzlü hassasiyet

Evden alelacele çıkıp minibüse bindim. Minibüsün camında köşesi katlanmış, üzerinde geçen hafta şehirlerarası minibüs şoförü tarafından vahşice öldürülen Özgecan Aslan’ın fotoğrafı vardı...

Paylaş

Elif Bengüsu ARIK
Evden alelacele çıkıp minibüse bindim. Minibüsün camında köşesi katlanmış, üzerinde geçen hafta şehirlerarası minibüs şoförü tarafından vahşice öldürülen Özgecan Aslan’ın fotoğrafı vardı. Gözleri nasıl da parlak. Afişin üzerinde “Kadına şiddete hayır” yazıyordu. Altında ise Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası’nın imzası vardı. Yüzümde istemsizce buruk bir gülümseme belirdi. Kendimi bir hafta öncesini düşünmekten alıkoyamadım.
Okul çıkışı ev arkadaşımla Güvenpark duraklarına yürüyordum. Günümüzün nasıl geçtiği hakkında konuşuyorduk. Yorucu bir gündü. Uzunca içimi çektim. Tam konuşmaya başlayacağım anda arkamdan gelen çığlık sesiyle ikimiz birden irkildik. Omzumun üstünden arkama bakmaya fırsat kalmadan yerde bir kadının yüzü kanlar içinde ağladığını fark ettim.
Afallamıştım. Olayın ilk şokunu atlatamadan ev arkadaşımla soluğu kadının yanında aldık. Ev arkadaşım, ben ve meraklı yaşlı bir amca dışında iş çıkışı saati olmasına rağmen parkta kimse oralı değildi. Ona vurduğunu düşündüğümüz kişi gerilmiş çenesi ve belirginleşmiş boyun damarlarıyla “Sadece konuşmak istiyorum” diye bağırırken kadının yara bere içindeki yüzü bunun aksini kanıtlar haldeydi. Saldırgan arkadaşları tarafından uzaklaştırıldığı anda kadının koluna girip minibüs duraklarına doğru hızlıca yürümeye başladım.
ERKEK EGEMENLİĞİNİN KUŞATMA ALANI
Güvenpark... Ankara’da en çok takım elbiseliyi ve polisi bir arada görebileceğiniz yegâne yer. Gerek minibüsçülerin yoğunlukta oluşu, gerek mobil karakol haline gelişiyle erkek egemenliğin kuşatma alanı. Hep, birazdan karışması beklenen, çoğunlukla da karışan, çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği yer. Dünyanın belki de en eli silahlı parkı...
Duraksamıştım. Bu yüzden mi parkın ortasında bir kadına atılan yumruk bu kadar olağan bir şekilde sindirilebiliyordu? Bu yüzden mi iş çıkışı arkadaşıyla yürüyen bir kadının halihazırda şehrin göbeğini kuşatmış erkeklik tarafından cezası bu kadar derinden ve sessizce onaylanıyordu?
Eski sevgilisi tarafından takip edilen ve şiddet gören kadına kalan, dolmuş labirenti içinden başı önde yürümek miydi? Anlattığına göre ona vuran eski sevgilisiydi. Yumruğun etkisiyle hareket ettirmekte zorlandığı dudaklarından mırıldanarak “Daha önce bir kadına vurmayı bırak, ağzından kötü tek bir söz çıktığını görmedim” demişti.
Birden ne kadar süredir camdaki afişe baktığımı fark ederek kendime geldim. Nabzım hızlanmıştı, öfkeliydim. Geçen hafta yaşanan bu olayın, Özgecan Aslan cinayetindeki ortak erkek şiddetine rağmen yine aynı minibüsçüler tarafından sessizce karşılanmasının nedeni neydi? Onu takip eden, ona vuran hakaret eden erkeğe tepki göstermek için toplumsal şiddet ölçer yeterli ibreyi göstermemiş miydi?
Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası’nın Özgecan Aslan cinayetinde böyle bir tutum alması son derece iyi niyetli de olsa bu durum geçmişle bugün arasındaki ikilemi gözler önüne seriyor. Her ne olursa olsun bu afişin geçmişten dersler çıkarmak adına iyi bir adım olacağını umuyorum. Yoksa sadece erkek olmayı bile ayrıcalık olarak görenlerin ikiyüzlü hassasiyetleri işin içine girince her şey sonunda sadece seri katilin sağ kaldığı korku filmlerine dönüşüyor. O sırada kapı açıldı. Basamaklardan inerek Güvenpark’a doğru yürümeye başladım.

ÖNCEKİ HABER

Toplu taşıma araçlarına ölüm korkusuyla binmeyelim

SONRAKİ HABER

ÇÜ Hukuk Kulübü, "Çukurova Hukuk Zirvesi" düzenledi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa