Parasıyla değil mi?..


13 Mayıs 2011 12:08

Gazetemizde okudunuz, Kütahya’daki  Eti Gümüş AŞ tesislerinin atık depolama barajlarında meydana gelen çökme nedeniyle çevre köyler ve tüm Türkiye büyük bir tehlike altında bulunuyor. Çünkü bu barajlarda siyanür zehri taşıyan maden atıkları depolanıyor. Siyanürlü atıkların yer altı suyuna veya yüzey sularına karışması durumunda ciddi bir tehlike yaşayacağız.   
Kütahya Gümüşköy’de halen yaşanmakta olan bu siyanür sızıntısı tehlikesine karşı Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun açıklamalarını basında izledik. Süren tehlikeyi tamamen göz ardı eden Bakan, bilim dışı cümlelerle,korku içindeki halkı suçladı ve bölgede hiçbir sorun olmadığını, riski sıfıra indirdiklerini söyledi. Bakan, ayrıca bir gram siyanürün dahi yer altı suyuna karışmadığını açıkladı, yapılan uyarıların muhalefetin seçim oyunu olduğundan falan bahsetti..
Mühendislikte sıfır risk olmaz, mühendislik risklerle mücadele sanatıdır; bakan bunu unutuyor. Herhangi bir ortamda siyanür bulunup bulunmadığının tespiti için yapılacak kimyasal analizler, Bakanlığın belirlemiş olduğu analiz yöntemlerine göre bir hafta sürer, Bakan bunu da unutuyor. Ölçüp biçmeden ve erken konuşuyor, bakanlık  ona ağır geliyor.
Kişilerin kullandığı akademik unvanların, zaman zaman bağımsız ve tarafsız bir bilim kurulu tarafından gözden geçirilip sorgulanması gerektiğini savunuyorum. Kullandığımız otomobillerin bile iki yılda bir muayenesi yapılıyorsa, unvan muayenesi neden olmasın?.. Profesör unvanlı bir kişinin böyle bilim dışı söylemlerde bulunması akademik anlamda düşündürücüdür, ibret vericidir.
Siyanür sızıntısı tehlikesini sadece Kütahya’da yaşamıyoruz. Bergama’da, Uşak Kışladağ’da, Turgutlu’da, Erzincan İliç’de, Gümüşhane’de ve siyanürle maden işleme yöntemi uygulanan başka birçok yörede bu tehlike ile karşı karşıyayız. Tehlikeyi halk görüyor, bilim insanları görüyor; ama devlet görmüyor. Devletin valisi, ekranlarda “Allah bilir” deyip kurtulmaya çalışıyor, yetkililer acizliğin batağında boğuluyor.
Çevre Bakanı Veysel Eroğlu son yaşanan olayda,başarısızlığına tavan yaptırmıştır, istifa etmelidir. Kütahya Valisi ve uyarılara yıllardır kulak tıkayan yerel yöneticiler derhal görevden alınmalıdır.
Söyleyecek başka çok şey var, çünkü hak eden çok adam var. Ne yazık ki, yazıp söyleyeceklerimiz çoğu zaman boğazımızda düğümleniyor.
Cavit Çağlar’ı hatırlarsınız, eski politikacıdır, çok zengin adamdır. Bir gün tutup dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’a “yavşak” demişti. İş mahkemeye düştü, Cavit Çağlar’a o dönemin parasıyla yüklü bir tazminat cezası kestiler. Cezayı ödeyen Çağlar, “Parasıyla değil mi birader, yine söveceğim” diyordu.Zenginlik, işte böyle durumlarda iyidir. Ama öyle bir köşede duran üç-beş kuruşla olmaz bu işler; zulanda birkaç milyon dolar olacak ki tadını çıkartacaksın, bozdurup bozdurup bunlara harcayacaksın.
Paranın da, parasızlığın da gözü kör olsun!..

evrensel.net
www.evrensel.net