Sözüm bürokratlaradır


06 Mayıs 2013 15:35

Cin şişeden çıktı, İstanbul için planlanan üçüncü havalimanı ihalesi yapıldı. Şimdilik uçaklar uçmuyor ama, milyarlarca avro havada uçuşuyor. El alemin parasında gözüm yok, varsa gözüm çıksın.
Biz, gözümüzü bu ihaleyi yapan bakanlığa ve onun bürokratlarına diktik. ÇED süreci tamamlanmadan hiçbir ihalenin yapılamayacağı yasalara bağlanmışken, hukuka aykırı olarak bu ihaleyi yaptılar. Gazetemiz de önceden bunu kamuoyuna duyurdu. İhalenin yapıldığı 3 Mayıs tarihinden önce, 29 Nisanda duyarlı bir meslektaşım bu ihalenin iptali için yargıya başvurdu. Üyesi olduğum TMMOB Çevre Mühendisleri Odası da yine ihaleden önce, 30 Nisan günü, ihale işleminin durdurulması ve ardından iptal edilmesi için yargıya başvuruda bulundu. Her iki başvuruda da gerekçeler oldukça sağlamdır, bu iş ihale makamının ayağına dolanacak gibi görünüyor. İhalenin iptali halinde maraza çıkacak, çünkü bu ihaleye katılan firmalar bu işe az buz para dökmediler. Sadece ihale dosyasını 100 bin liraya sattı devlet onlara. Onun dışında teminat mektubu masrafları var, ihaleye hazırlanma masrafları var, var oğlu var. Firmalar boşa giden bu masraflarını devletten talep ederler, orta yerde bırakmazlar.
Geçen hafta uyduruk rapor yazan meslektaşlarıma seslenmiştim, şimdi ise sözüm bürokratlaradır.
Biz, sizlerle beraber okuduk, birlikte iş hayatına atıldık. Bizi bildik nedenlerle kamuya falan almadılar, kapısından bile sokmadılar, ama sizleri aldılar. İlenmedik, yerinmedik, ekmeğimizi piyasadan çıkartmaya çalıştık, sokak kedisi olduk.  Ama şimdi sizden çok da fazla bir farkımız yok. Aynı semtlerde, benzer şekilde yaşıyoruz, çocuklarımız aynı okullara gidiyor. Bazılarınızla komşuyuz, onu da sabahları apartmanın kapısında bekleyen siyah plakalı makam araçlarınızdan anlıyorum. Sizinle tek farkımız, diklenebilme gücünü taşımaktır. Sokaktan, hem de sokağın en çamurlu yerinden geldiğimiz için biz dikleniriz, biz sorgularız.
Siz de sorgulayın, önünüze gelen her kağıda imzanızı basmayın. Memuriyette ahde vefa olmaz, bakın sizi yakarlar. Üst düzey bürokratların attığı her imza paraya tekabül eder ve kişisel sorumluluğu vardır. Makamınızda otururken, elinize bir gün sarı renkli bir zarf ulaşır. Bu meşhur  “Sarı zarf”, bürokratlar tarafından iyi bilinir; ya soruşturma ya da zimmet bildirimidir. Altında imzanızın bulunduğu usulsüz bir işlemden doğan zararı devlet tutup sizden ister, hiç gözünüzün yaşına bakmaz. Böyle bir durumda ne sizin amirleriniz, ne de müteahhitler; hiç kimse arkanızda durmaz, tek başına kalırsınız. Ailenizin, çoluk çocuğunuzun rızkını işte o sarı zarfa bağlamak zorunda kalırsınız. Ödeyemeyeceğiniz tutar olursa da hapse gireceğiniz kesindir. Yatacağınız koğuşun adı bile bellidir , “Beyler koğuşu” derler oraya.
Bizler, yapılan usulsüzlüklere diklenirken işin bu boyutunu da düşünürüz ama devlet düşünmez. Biz sizi uyarırız; devlet uyarmaz, devlet size dediğini yaptırır.
Kamu görevlilerine cephe almış değiliz. İster üst, ister orta düzeyde olsun bütün kamu görevlileri ile aynı devlet baskısı altındayız, benzer sıkıntıları yaşıyoruz. Bürokratların düşünmeden ve sorgulamadan attığı her imza bu sıkıntıları daha da artırıyor, çünkü o imzalar ülkenin geleceğini bağlıyor.

evrensel.net
www.evrensel.net