Selçuk Yula


12 Ağustos 2013 16:52

Bugün size dertleneceğim dostlar, çünkü dertliyim.. Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta ünlü futbolcu Selçuk Yula’yı kaybettik, ansızın çekip gitti aramızdan. O benim gençlik arkadaşımdı, lise yıllarında ilk gençliğimiz onunla birlikte geçmişti. Dostluğumuz ise hiç bitmedi. Son sıralarda dertleşemedim onunla, şimdi derdim ondandır...
Yıl 1975, Mayıs ayı başları... Bir grup lise öğrencisi 6 Mayıs’ta Deniz’lerin anmasına hazırlanıyorlar... O zamanki hazırlanma ne olacak; elde doğru dürüst malzeme yok, birçok insan neyin ne olduğunu bilmiyor, ama olsun, yine de bir hazırlık sürüyor... Dönemin sosyalist partilerinden alınan afişlerle, geceleri lastik matbaayla basılan pullarla, okulumuz Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi, 6 Mayıs günü sabaha karşı bir güzel donatıldı. Bürokrat çocuklarının okuduğu dönemin gözde lisesinde ilk kez rastlanan ve kimsenin beklemediği bu olay, okulun faşist idarecilerini ayağa kaldırdı. Lisede devrimcilerin de var olduğunu gösteren bu basit eylem, giderek genişleyen bir halka oluşturdu ve semte yayıldı.
Selçuk Yula işte o devrimci öğrencilerden birisiydi, demokrat yapısını da hiçbir zaman bozmadı. Şekerspor genç takımında futbola başlamıştı, daha sonra A takımına girdi. Futbolun sadece futbol olmadığını bilirdi, futbolu ve hayatı sorgulardı. Spor emekçilerinin sendikalaşma hareketinin öncüleri olan Metin Kurt ve Kaleci Eser’i izler, onların çabalarını bize aktarırdı.
Devrimci Gençlik dergisinin ilk sayısını onun elinde gördüğümü hatırlıyorum, dergiyi okur ve dağıtırdı. Ünlü bir futbolcu olduğunda belki dergi dağıtıp duvarlara afiş asmadı ama, aramızda hep Devrimci Gençlik dergisi okuru olarak bilindi, öyle anıldı.
Yaşamın, bizleri ülkenin değişik yerlerine savurmasına rağmen gönül yoldaşlığımız bitmedi, çevremizden ve birbirimizden kopmadık. Şöhretin yuttuğu isimlerden olmadı Selçuk, en ünlü olduğu ve gazetecilerin peşinde olduğu dönemde bile hapisten çıkan arkadaşlarını unutmadı, onlarla buluşup kucaklaştı.
Selçuk Yula, hayatını kazandığı sektöre hep farklı bir pencereden baktığı için, parlak hayat, ünlü olmanın sarhoşluğu gibi negatif etkenleri kolayca savuşturabilmiş birisiydi.
Yıllar önce TMMOB’nin Yiğit Başkanı Teoman Öztürk’ü kaybetmiştik. Başkanımızı yıldızlara uğurlamaya giden biz bütün TMMOB’liler cenaze töreninde toplanmışken, hiç beklemediğim bir ismi, Selçuk Yula’yı bir kenarda sessizce dururken gördüm. Selçuk iktisat okumuştu, TMMOB’li değildi; sadece Teoman Öztürk ile İstanbul’da kurduğu dostluğa saygısından, kalkıp Ankara’ya, onun cenaze törenine gelmişti. Onun için çıkarsız bir dostluğun, dost kalmanın ve esnaf olmanın bir önemi vardı.
Gösterişin ve ticarileşmenin egemen olduğu futbol dünyasına, kültürel birikiminden gelen izleri bırakan çok az futbolcu olduğunu biliyoruz. Okuyan, kafa yorup sorgulayan  birisiydi Selçuk Yula, hep de öyle kaldı.
Kişiler, yitirdikleri dostlarını farklı aidiyetlerle hatırlamakta özgürdür. Çoğunluk onu Fenerbahçe Kaptanı Selçuk Yula olarak ansa da, bu sıfata saygımı eksiltmeden ben onu sınıf ve mahalle arkadaşım, Devrimci Gençlik okuru Selçuk olarak bilirim.
Güle güle sevgili dost, bıraktığın izler çok insana yeter.

evrensel.net
www.evrensel.net