Birlikte yürümek


15 Nisan 2011 12:53

Bizim milletin bir huyu vardır, Avrupa toprağına ayak bastığı anda birden janti takılır. Kırmızı ışıkta bekler, kadınlara yol verir, yolda kimseye omuz atmaz, kuyrukta kaynak yapmaz. Yani bir başkadır onların memleketi.

Başbakan Erdoğan ise bırakın jantiliği, AKPM (Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi) toplantısında yine esti gürledi, olmadık laflar etti. Başbakan sanki Konya mitinginde konuşuyor.

Kendisini Müslüman ülkelerin lideri sanan Başbakan’ın Avrupa’da yaptığı sert çıkışlar, hayatın pratiği içinde yumuşak inişlere dönüşüyor. Avrupa Birliği sevdasındaki iktidarın, AB ilerleme raporlarında yediği fırçalar ve AB yaptırımlarına uyma çabası, bu yumuşak inişlerin göstergesidir. Sonuçta inse de, çıksa da, ona artık kimse inanmıyor.

Başbakan, baskıcı zihniyetini Avrupa’da da açık etti. İnsanların trende, metroda elinden düşürmediği kitap ile bombayı eşdeğer tutması, baskıcı yasaları savunması, Avrupa cenahını elbette şaşırtmıştır. Biz ise şaşırmıyoruz; tüpgaz ile nükleer santral patlamasını ayıramayan bu zihniyetin, bomba ile kitabı bir tutmasını da doğal karşılıyoruz. Özgür toplum yerine karşısında tebaa görmek isteyenler böyle konuşur. Vaktiyle İdi Amin de böyle laflar ederdi. Ama onun ayrı bir özelliği daha vardı, kabinedeki bakanlarından birini oturup gerçekten yemişti.

Türkiye halkları elbette bir kabile toplumu niteliğinde değil, Başbakan orada yanılıyor. 12 Haziran seçimlerinde de karşısında kabile toplumu değil, ciddi ve anlamlı bir muhalefet görecek. Muhalefet derken, kastımız sadece ana muhalefet partisi değildir; hedefimiz ve sevdamız başka bir muhalefettir.

Karşımızda, asker ve sivillerden oluşan, kemikleşmiş bir blok duruyor. Bu blok bileşenleri patronlar, askerler, yargı mensupları ve iktidardır. Zaman zaman aralarında ufak itişmeler ve ayrışmalar yaşansa da, bu blok bölünmez bütünlüğünü koruyor.

Toplumu cendereye alan bu blok karşısında, bazı siyasi partiler ve kuruluşlar yeni bir blok oluşturdu; 12 Haziran seçimlerinde birçok ilde ortak adayların desteklenmesi kararlaştırıldı. Halk güçlerini temsil eden farklı kesimlerin, bu tür ittifaklar yapma hakkı vardır ve bu hakkın kullanılmış olması desteklenmelidir. Oluşturulan, nihai bir yapılanma değildir, bir güç birliğidir. Bloktaki kimsenin adres değiştirip başka yere gittiği yok, herkes kendi yerinde duruyor. Blok içindeki bir kesimin diğer kesimlerle her konuda uyuşması da gerekmiyor. Kaldırımdan atılan laflara rağmen, demokrasi güçlerinin sokakta birlikte yürümesi değerlidir, önemlidir.

İktidarın aday kadroları zaten bellidir, uzun lafa gerek yok. Ana muhalefet partisinin ülke yönetmeye soyundurduklarına baktığımda ise, sokakta birlikte yürümemizin önemini daha iyi kavrıyorum. Cebinde parası olanını, tescilli faşistini, tefecisini, tırnakçısını getirip halkın önüne sosyal demokrat kadro diye yutturmaya çalışan CHP; her şeyden önce oturup sosyal demokrasinin ne olduğunu öğrenmelidir. Eskiden sosyal demokratlığın bir raconu vardı, CHP onu dahi bilmiyor.
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku üzerine derin teorik analizler yapacak değiliz. Tek söyleyeceğimiz, elimizin taşın altında olduğudur.

evrensel.net
www.evrensel.net