Kızıl Elma


24 Ağustos 2012 10:29

Yıllar önce, Ülkü Ocakları ile ulusalcı İşçi Partisi el ele verdi, 68 kuşağının bazı solcu eskileri de peşlerine takıldı. Yapmak istedikleri, değişik soslu bir Milliyetçi Cephe kurmaktı. Bu birlikteliğe “Kızıl elma koalisyonu” adı verilmişti. Bu ismi kendilerinin vermediklerini iddia ettiler, ama temelden de reddetmediler, yani benimsediler.
Kızıl elmacılar Taksim’de kol kola girip ortak basın açıklamaları yaptılar, halkımızı “terör belası” için birlik ve beraberliğe davet ettiler. O zamanlar AKP iktidarının ilk yıllarıydı, birazcık da AKP’ye çaktılar. Bu ortak girişim kamuoyunda epey yankı bulmuştu. Saygın köşe yazarlarımız, özellikle ‘68 kuşağının medyadaki namlı dönekleri heyecanla alkış tuttular bu ortaklığa. Kurtlukta düşeni yerler. Kurt kurtluğunu gösterdi, ulusalcı solcu eskileri bu ortaklıktan çırak çıktı. O yüzden bunlar bir süre ayrı takıldılar. Yani; aynı tavrı, ayrı ayrı gösterdiler. Üniversitelerdeki devrimci öğrencilere kızıl elmanın bir gün bir yarısı, ertesi gün öbür yarısı satırlarla saldırdı.
Bu ortaklığın bazı kurucuları, o ağır adamlar şu anda Ergenekon davasından hapiste yatıyor, içlerinde dönemin çeteci rütbelileri de var. Mahkeme salonlarına girip çıkarken gövde gösterisi yaptıklarını basından takip ediyoruz.
Bu ortaklık pratikte bozulmuş gibi görünse de, ortakların gönül bağları sürüyor ve ırkçı-milliyetçi cephe bütün saldırganlığı ile karşımızda duruyor. Biz bu cephenin büyümesine şaşırmıyoruz, çünkü birçok Avrupa ülkesinde de benzer bir durum yaşanıyor, ırkçılık genelde yayılıyor. Diğer ülkelerdeki tek fark ise, bu ırkçı cephede, İşçi Partisi adı altındaki partilerin bulunmayışıdır.
Cephe genişleten ırkçılık, asker cenazelerinde olduğu kadar, kendisini medyada da gösteriyor. Biraz sol söylem, biraz da iktidar karşıtlığı ile topluma nefret aşılayan bu cephe, çeşitli sosyal medya araçlarının da etkisi ile sinsi sinsi genişliyor.
Sosyalist parti ve örgütler, bu cephenin taraflarını açık bir şekilde teşhir etmelidir. Kızıl elmanın bir yarısını, yani faşistleri çoğunluk biliyor. Elmanın diğer yarısı olan ve kendisine “ulusal sol” adı takan kesim ise, yeterince teşhir edilemediği için çoğunlukla demokrat gibi algılanıyor, sapla saman karışıyor.
Atatürk resimlerinin arkasına saklanıp ırkçılık yapan ulusal sol, yani kızıl elmanın öbür yarısı; emek ve özgürlük düşmanlığını yıllar önce de yapardı. Karanlık gazetelerinde devrimcilerin isim listesini, adreslerini, hangi örgüte üye olduklarını yayınlayıp devlete ve faşistlere hedef gösterirdi. Yaptıkları silahlı saldırılar sonucunda birçok devrimciyi katlettiler. Faşist işgal altında bulunan mahallelerde ve okullarda bunları mücadele içinde gören hiç olmadı, aksine gizliden gizliye faşistlere destek verdiler. Ağızlarından sol söylemi, antiemperyalizmi hiç düşürmediler, halen de öyleler. Gazete, dergi ve televizyon sahibiler; ama bu yayın organlarının haber kaynakları da, mali kaynakları da her zaman karanlıkta kaldı.
Adında “İşçi” kelimesi bulunan her partinin emekten ve halktan yana olmadığını, ulusal sol denen sahteciliğin gerçek yüzünü açık açık yazıp söylemeliyiz. Bunların; ülkenin birçok yöresinde süren emek, hak ve çevre mücadelelerine sızmasına engel olmalıyız.
Geçmişte, faşist teröre karşı halk saflarında bir şekilde yer almış bazı yorgun unsurların, şimdi çeşitli bahaneler üretip kızıl elma koalisyonuna göz kırpmaları ise sıkça rastlanan ayrı bir klinik durumdur. Vaktiyle ulusların kaderlerini tayin hakkı üzerine seminer verenlerin, şimdi tekçi söylemlere sarıldığını görmek bana artık ağır geliyor.

evrensel.net
www.evrensel.net