Metafizik ve ortayolculuk


27 Temmuz 2012 10:45

Metafizik, doğa olaylarının, fizik ötesi değişmez güçlere bağlanıp onlarla açıklanması anlamına gelir. Kadercidir, değişime karşıdır. Temelini ilahi güçlere dayamıştır ve her olguyu o güçlerin yönlendirdiğini savunur. Bunun da maddi ve bilimsel kaynağını hiçbir zaman ortaya koyamaz, çünkü o kaynakların peşine düşme gereğini de duymaz.
Metafizikçiye göre her şey durağandır. Evrim diye bir gerçek yoktur, sömürü ve savaşlar da toplumların değişmez kaderidir. Adaletsizlik gibi, adalet de mülkün temelidir ve mülk işte o ilahi güce aittir.
Metafizik, çalışan beyni de durdurur.   
Metafiziğin insan yaşamına en zararlı etkisi, olay ve olguları birbirinden kopuk ve bağımsız düşünmesidir. İşte bu nedenle metafizikçi devlet, dere yatağına apartman diker, 13 insanın yaşamını yitirdiği sel sonucunda da “Benim diktiğim apartmanlarda çatlak bile yok” deyiverir. Çünkü onun için, diktiği o apartman çevresinden bağımsızdır.  Ölenler de o ilahi gücün gazabına uğradığı için ölmüştür…
Bir derenin üzerine birbiri ardına 18 tane uyduruk HES kurmak, kafası çalışan her insanın karşı çıktığı nükleer santrallere güzellemeler yapmak, Çamlıca tepesine cami dikmek, bu ve benzeri bütün icraatlar, metafiziğin körelttiği beyinlere mahsustur.
Her olgu gibi, toplumların da değişmezliğini savunur metafizikçiler… Ezilmişlik,  dışlanmışlık ve ötekileştirilme, metafiziğin kalıcı etkileridir. Bu koşullara kimi zaman kendi karşıtlarını da inandırıp şartlandırır. İnandıramasa bile, karşıtını yumuşatır. Bir anlamda,  her zaman reddettiği karşıtların birliği kavramını kullanır. Metafizik işte bu yüzden çok kişiyi orta yolcu da yapar.  
Bazı aydınlar ve ileri politik unsurlar, zemin yitirmeme sevdasına, bu orta yolculuğun etkisi altına çabuk girerler. Hurafe ile metafizik akrabalığını, bilim ile diyalektiğin ilişkisine egemen kılmak isteyen birçok kesimi kendi zeminlerinde tutmak isterler. Tutmak istedikleri bu kesimlerden zarar göreceğini bile bile bu orta yolculuğa kapılmak, çoğu kez çakma politik söylemlerle açıklanır, sonunda da çırak çıkılır.
Halkı sömürenlerin ve yaşam haklarımızı yok edenlerin kapitalistler olduğunu bilip teşhir ederken, onların metafiziğin temel savunucusu olduklarını unutmamalıyız. Yaşam ve hareket alanımızı daraltan esas unsurun, bilim karşıtı metafizik olduğunu, çekinmeden açıklayabilmeliyiz.      
Metafizik, toplumun geleceğine, yerleştirdiği gerici eğitim sistemiyle müdahil oluyor.  İlköğretim okulları imam hatip okullarına, bilim yuvası olması gereken üniversiteler ise metafiziğin ana akım olduğu hurafe yuvalarına dönüşüyor. Devlet eliyle, evrim teorisi yok sayılıyor. Devlet eliyle imam, molla, mele gibi şahsiyetler halkların yaşam biçimini şekillendirmek üzere görevlendiriliyor.  
Bilimi, özgürlüğü ve çağdaş yaşam biçimini savunanların orta yolculuk yapmaya, “Benim metafizikçim iyidir” demeye hakları yoktur.
Çünkü metafizik gözleri kör, kulakları sağır eder; beyinleri ise süngere çevirir…

evrensel.net
www.evrensel.net