Düşmansan, sözün bellidir...


22 Haziran 2012 10:01

Cezaevlerinden gelen haykırışlar, dört duvar arasının12 Eylül koşullarını aratmadığını bize duyuruyor. Balık istifi koğuşlar, susuzluk, sağlıksız beslenme,tecrit ve işkence bütün cezaevlerinin ortak sorunu, ama bu sorun toplumun gündeminden düşürülmeye çalışılıyor.
Burjuva basınının bildik kalemlerine geçenlerde Silivri cezaevini gezdirdiler. Bu turistik geziden sonra tecridin işkence olduğunu yazabilen tek bir kalem çıkmadı o gezinti erbabında..
Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyeleri, ülkenin çeşitli cezaevlerine gidip, şöyle bir bakıp geliyorlar..Yolluklar işliyor, hiçbir yaptırımı olmayan raporlar yazılıp rafa kaldırılıyor..
Bu gösteriler yapılırken, geçen hafta bir cezaevi dramı yaşadık. Şanlıurfa E Tipi cezaevindeki insanlık dışı yaşam koşullarını protesto eden 13 mahpus diri diri yandı. Tanınmayacak haldeki cenazeleri ailelerine günler sonra verildi, halen de cezaevi kapısında mahpus aileleri bekleşiyor. Cezaevindeki yakınları ile görüştürülmeyen mahpus aileleri,polisin gaz bombalı saldırısına uğruyor, cezaevi kapısından sürülüyor.
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin durumu,iktidar ve ana muhalefetin pek umurunda değilse de, halkın gerçek gündemidir.
Tutuklu ve hükümlü sayısının artması, ekonomik krizin halkın üzerine tüm ağırlığıyla çökmesinin kaçınılmaz bir sonucudur. Traktör borcunu ödeyemeyen çiftçi, senedini ödeyemeyen esnaf, taksitini yatıramayan memur cezaevine atılıyor. Denetimli serbestlik yasası çıkmış olmasına rağmen cezaevleri yine hızla doluyor. Ekonomideki büyüme yalanlarının, artan cezaevi nüfusu ile ortalara döküldüğünü görüyoruz.
Gazetemizde birkaç aydır resmi ilanlar yayınlanmaya başladı. Bu ilanların çoğunun konusunun; icra, iflas, vergi borcu gibi davalarla ilgili olduğunu farketmişsinizdir. Diğer gazetelerdeki resmi ilanlar da benzer durumda.. O ilanlarda ismi geçenlerin tamamına yakını, bir süre sonra cezaevine girecek ve o zulmü çekecek..
Size güncel bir örnek vereyim..
Sulukule halkı, yıllardır yaşadığı mekandan kovuldu, onların yaşam alanı yeşil sermayeye devredilip yerlerine lüks konutlar yapıldı. Kovulan halk, devletin kendilerine gösterdiği toplu konutlara, borçlandırılarak yerleştirildi. Bu konutlar, o halkın ekmek parasını kazandığı yerlerin oldukça uzağında olduğu için insanlar işlerini kaybetti. Devlete olan borçlarını da ödeyemeyecekleri için, birçok insan yakında cezaevine girecek..
İşin vahim tarafı Sulukule’deki kentsel dönüşüm projesinin yargı yolu ile durdurulmuş olmasıdır. Rezalet yönü ise, iktidar ve belediye tarafından, yargı kararı beklenilmeden yangından mal kaçırırcasına projeye başlanmasıdır. Bu hak gaspına karşı, ekranlarda sırıtarak “Çok geç, artık tazminat öderiz” diyebilen siyasileri görüyoruz..
Halkına düşman iktidarlar genellikle kendisine karşı çıkanları cezaevine tıkarlar. AKP iktidarı ise, Sulukule örneğinde görüldüğü gibi, gözüne batanları da hapse atacak ve bu örnek giderek yaygınlaşacak..
Başbakanın ve bakanlarının,ekonomik başarı hikayeleri anlatırken,yeni cezaevleri yapacaklarını söylemeleri, bu niyetlerinin gizli bir itirafıdır..
Düşmanı olduğun halka vereceğin tek söz, cezaevi inşaatıdır..

evrensel.net
www.evrensel.net