Tetikçi misin hukukçu musun?..


18 Mayıs 2012 10:21

Evlere şenlik bir Danıştay Başkanına kavuştuk. Onu bize bağışlayan, 2010 yılında yapılan anayasa referandumudur. Referandum sürecine seyirci kalanlara, “Yetmez ama evet” diyenlere; bu başkandan dolayı ayrıca minnet borcum var, bir gün elbet öderim...
Referandum sonucunda AKP’nin istediği anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte HSYK’nın yapısı iktidar lehine döndü, yeni seçilen HSYK üyeleri de Danıştaya ilginç bir başkan seçti. Danıştay Başkanlığına Hüseyin Hüsnü Karakullukçu’nun seçilmesi en çok Bülent Arınç’ı sevindirmiş olmalı ki, seçildiğini öğrenince “Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor” demişti. Doğru, verdikçe veriyor...
Danıştay Başkanı da bu sevgiyi karşılıksız bırakamazdı elbet. Törenlerde iktidara övgüler, şiirler, soğuk espriler gırla gidiyor... Başkan, sık sık incilerini döküyor.
Geçenlerde “Başkanlık sultanlık değildir, tartışılmalıdır. Başkanlık bir gelsin de beğenmezseniz değiştirirsiniz” diye tuhaf bir beyanda bulundu. Bu ibretlik sözler, yargının siyasi iktidara teşne olmasının en belirgin işaretidir. Onun bu sözleri, kendisini o makama taşıyan güce olan derin sadakatini gösteriyor.
Danıştay Başkanı en vahim açıklamasını ise geçtiğimiz günlerde yaptı. Nükleer santrallere ilişkin soru üzerine,  “Ne varsa durduruyoruz. Yok, durdurma yok artık. İlerleme var. Ben espri yapıyorum siz ciddiye alıp yazıyorsunuz. Devletin,  milletin lehine ne varsa yapılacak. Bunun lamı cimi yok. Öyle bir şey mi var? Onu durdur, bunu durdur. Durdurduk da ne oldu? Bir şey görelim, beğenmezsek..” diye birtakım garip laflar etti.
Ülkenin kaderini etkileyen bir yargı kurumunun başındaki şahıs, ağzından çıkan sözlerin nereye gittiğini iyi bilmelidir; bulunduğu makamın belli bir ağırlığı ve saygınlığı vardır.  Danıştay Başkanı, başında bulunduğu kurumun aldığı ve alacağı kararlar hakkında taraf olmuştur.
Birkaç yıl önce, kamu malı olan Seydişehir Alüminyum Tesisleri özelleştirilip bir şirkete devredilmişti. Bu özelleştirme ihalesine karşı TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası Danıştaya dava açtı; hem yürütmeyi durdurma, hem de satışın iptali davasını kazandı.  Davaların sonuçlandığı 2007 yılından beri o tesisler, o şirket tarafından hukuksuz bir şekilde işletiliyor. Danıştay kararlarını uygulamayan Başbakan, o dönemin beş bakanı ve iki bürokratı ise yargı kararlarını uygulamadıkları için tazminat ödemeye mahkum oldular.
Bu yazdığım, Danıştayın uygulanmayan kararlarından sadece bir tanesidir. Balıkesir SEKA arazisi var, Kuşadası Limanı var, neler yok ki…
Ayrıca, birçok HES projesi için açılan davalarda, Danıştayın yürütmeyi durdurma kararları verdiğini biliyoruz. Bu yatırımların inşaatı sürerken, işçiler iş cinayetlerinde can veriyor. Yargı süreci olumsuz sonuçlanan birçok maden işletmesi, devletin gözü önünde yıllardır korsan olarak çalıştırılıyor.
Bunları bilmiyor mu o başkan?..  
Danıştay Başkanı talihsiz beyanatlar verip, başında bulunduğu kurumun onurlu yargıçlarını baskı altına alacağına, oturup bu kararların neden uygulanmadığının peşine düşmelidir. Uygulatamıyorsan eğer, yoksun demektir; o zaman da çekip gitmek düşer onurlu insana.
Sonuçta; ya tetikçi olacaksın, ya da hukukçu…
Yandaş basında tetikçiden geçilmiyor, yani şimdilik tetikçi kadroları dolu…
Hukukçuya ihtiyaç var.

evrensel.net
www.evrensel.net