Badem gözler


27 Nisan 2012 10:34

Önceki hafta, Turgut Özal’ın ölüm yıldönümüydü. Epey bir güzelleme dinledik, onun ne mübarek birisi olduğunu öğrendik. Ekranlarda onun oğlu Ahmet Özal konuşuyor, nazik sunucular da o aileye olan hürmetini iki lafın arasında bir dile getiriyor.
Ülkenin nüfus yoğunluğu 30 yaş altında kümelenince, Özal’ı allayıp pullamak kolaydır. Çoğunluğunun bütün derdi merakı cep telefonları olan böyle bir kümeye, Özal’ı Türkiye’ye cep telefonunu sokan kişi olarak tanıtırsanız, bu iş daha da kolaydır. Medyanın kolaya kaçmasını yadırgamıyoruz, ama Özal’ı ve yaptıklarını hiç ama hiç unutmuyoruz.
Yaşı otuzun altında olup da memlekete kafa yoranlara bir şeyler anlatayım.
Turgut Özal, bu ülkede yaşanan ekonomik ve ahlaki tahribatın en büyük mimarıdır. Daha önceleri tarikatçı bir devlet memuru iken, 1960’lı yıllarda ABD’nin himayesinde önce özel sektöre, sonra da derin devlete monte edilen Özal’ın, çağdaşlaşmanın öncüsü gibi gösterilmesi ise tam bir kandırmacadır. Cuntacılarla birlikte, devlet bürokrasisi içindeki tarikatçı ve gerici yapılanmayı sağlamlaştıran, Turgut Özal’dır.
Özal’ın icraatları ile, 24 Ocak 1980 kararları dolayısıyla tanışmaya başladık. O dönemde Demirel hükümetinin Başbakanlık müsteşarı ve DPT müsteşar vekili olan Özal’a; IMF, TUSİAD ve hükümet  tarafından bir ekonomik karar paketi hazırlattırıldı. Özelleştirmelere, yağma ve soyguna yol veren bu kararlar arasında yer alan korkunç devalüasyon ise, halkın alım gücünde yüzde kırka varan oranda azalmaya neden olmuştu. Turgut Özal’ın ülke yönetiminde bulunduğu sonraki yıllarda da bu kararlar eksiksiz ve ağırlaştırılarak uygulandı; halk yoksullaşırken, ülkenin emekle yaratılmış bütün değerleri yağmalandı.
Özal, “Ben zengini severim” lafını edebilmiş biriydi, zenginler de zaten onu çok severdi.. Papatyalar, prensler, soyguncular, bilumum şaklabanlar, işte hep o zengin güruhtan türedi. Koca koca patronlar kendilerini ve eşlerini Özal familyasının arkasına sakladı, saltanat sürdüler hep birlikte.. “Hasbahçe’de sonbahar”, hediye edilen Jaguar otomobil gibi olaylar ve aile sırları ortalığa dökülüp saçılınca, tepki olarak kurulan “Davulu delen Jaguar Partisi” seçimlerde yüzde 1.5 oy bile almıştı…
Özal, mühendisti ve onun döneminde yapılan otoyollar, kimi çevrelerce mühendislik eseri olarak anılıyor. Plansız ve projesiz başlatılan otoyolların güzergahı, Turgut Özal’ın, müteahhitlerle çıktığı helikopter gezilerinde belirlenmişti. O otoyolların her bir kilometresi ise, dünya ortalamasının 3 katı fiyata yapıldı ve bu halk yıllarca onların kredi borcunu ödedi. Bu anlattığım, onun dönemindeki soygunun mertebesine işaret eden örneklerden sadece bir tanesidir…
Turgut Özal’ın faziletleri üzerine söylenenleri dinleyince, onun rüşveti aklayan “Benim memurum işini bilir” sözünü, devlet adamlığını belgeleyen “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz” deyişini, velhasıl bir sürü şeyi hatırladım..
Liberallerin ve Kürt sermayedarların sık sık dillendirdiği rivayetlerin aksine; Turgut Özal’ın demokratlığı da, Kürt sorununa çözüm arayışı da külliyen yalandır. Onun; devletin başında bulunduğu dönemde idam edilen devrimcileri, zincirli cezaevi sevklerini, işkenceleri, Kürt köylülerine dışkı yedirilmesini, Didar Abla’yı, gözaltında kaybedilenleri de hatırladım; onu tanımayanlara demokrat diye yutturulmaya çalışılan zalim yüzünü de...

evrensel.net
www.evrensel.net