Darbe iddianamesi


03 Şubat 2012 09:24

12 Eylül darbecileri hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi ve dava açıldı. Şimdi anladık ki, bu darbeyi yapanlar hepsi hepsi iki kişiymiş.
Dava açılması ile birlikte, çürümüş liberaller, solcu eskileri ve cemaat yazarları elbirliğiyle sosyalistlere yüklenmeye başladılar. İddianamenin kabul edilmesine yeterli tezahüratı yapmadığımız için bizi suçluyorlar. Dava darbecilere açıldı ama suçlanan yine biziz;bu ne iştir, anlamadık gitti be birader !..
Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş, AKP iktidarına bağlama çalan mahcubiyet ve memnuniyet dolu bir yazısında, sosyalistlerin bu dava karşısında neden heyecansız durduğunu merak ediyor ve bu ilgisizliğin ahlaken de sorunlu olduğunu söylüyor.
Madem ki Taraf yazarından da ahlak dersimizi aldık, ben de oturup bir-iki kelâm edeyim…
Darbeciler hakkında hazırlanan iddianameyi okudum. İddianame eleştirmeni falan değilim ama iddianamenin nasıl bir şey olduğunu iyi bilirim...
12 Eylül döneminde devrimciler hakkında hazırlanan iddianamelerin bile kendi içinde bir mantığı vardı, en azından biz her şeyden suçlanırdık... Yaptığımızı, yapmadığımızı, artık ne denk gelirse ha babam yazardı askeri savcılar... Adaletin sembolü olan kadın resminin gözündeki bağın aslında ne anlama geldiği, işte o iddianamelerden rahatlıkla anlaşılırdı...
Şimdi bir bu iddianameye, bir de vaktiyle hakkımızda yazılana açıp bakıyorum; arada dünya kadar fark var.
Darbeciler hakkında hazırlanan bu iddianame bana şey geldi, yani yavan geldi ne bileyim işte... Ortada müebbet hapis cezası istenen iki cuntacı var, ama insanlık suçu işleyen yok... Cuntacılar insanlık suçuyla değil, sadece Anayasayı ve TBMM’yi ortadan kaldırmakla suçlanıyor. Yani, insan değil, yine devlet korunuyor. İşkenceler ve katliamlar anlatılıyor, ama bunları yapanların adı sanı yok... Katiller, katliamcılar iddianamede aklanıyor, üstelik mağduru ve mazlumu oynuyor. Fatsa operasyonu övülüyor ve Fatsa’da devrimcilerin belediye yönetimi, darbenin haklı gerekçelerinden biri sayılıyor. Gericilerin12 Eylül’den birkaç gün önce Konya’da yaptığı mitingin de aklandığı gözlerden kaçmıyor. Cunta yönetiminin ülkeye huzur ve barış getirdiği bile hissediliyor o belgede...
Özetle; bu iddianamede devlet var ama; insan yok insan. İşte böyle bir iddianamedir yazılıp tartışılan.
İddianameye bazı “sol”cu dostlarımız da tepki gösterdi. İddianamenin antikomünizm koktuğunu söylüyorlar. Ne kokusu bekliyordunuz dostlar? Bu memlekette sosyalizmi öven bir iddianame gördünüz mü hiç? Varsa eğer, gidip onu yazan savcının yanında oturalım, mürekkebini hep beraber dolduralım.  
2010 yılının12 Eylülü’nde yapılan referandumun yol açtığı yarılmanın giderek derinleştiğini görüyoruz. O gün AKP’nin demokratlığına inanıp “evet” diyenler, şimdi her fırsatta iktidara teslim olduklarını itiraf ediyorlar. Bu itirafçılar, şimdi de itirafçı olmadığımız için bizi suçluyor. İtirafçılık böyledir işte; önce bilincin dağılır, çözülünce de nereye ve kimlere toslayacağını bilemezsin. İtirafçıların freni yoktur, sonu da yoktur. İtirafçılığın,  argoda bile karşılığı bulunmuyor.
Her neyse dostlar, bu 12 Eylül iddianamesi beni hiç ama hiç sarmadı, yani gençlerin moda deyimiyle frekansımız tutmadı. .
Ben en iyisi bizim iddianame ile idare edeyim, en azından oturur iman tazeleriz. 

evrensel.net
www.evrensel.net