Şahin sesleri


19 Ağustos 2011 10:37

Bazı hayvanlara haksızlık yapıyoruz, isimlerini hakaret anlamında kullanıyoruz. Örneğin Hindistan’da inekler kutsal sayılır. Rusya’da ise ayı, gücü simgeler ve bir çeşit iltifat aracıdır. Ama bizde, bu kelimeler yüzünden epey bir hır çıkar.
Bazı hayvanları ise gözümüzde fazla büyütüyoruz, şahin de bunlardan birisidir. Şahin, bu ülkede en çok kullanılan soyadlarından biridir, gücü temsil eder. Günlük hayatta ise, saldırganlık ve yırtıcılık anlamında kullanılıyor. Şahin yırtıcı olmasına yırtıcıdır ama genellikle böcek, fare ve küçük sürüngenleri avlar. Şahinler, şahin avına çıkmaz. Örneğin, özel harekâtçıların şefi İbrahim Şahin de hiç şahin öldürmemiştir.
Bir de doğan görünümlü şahinler vardır. Bunların parlak ambalajına kanmamak gerekir. Dikkat ettim, Başbakan şahinleştikçe o kızıl saçlı, jöle başlı yandaş gazeteciler de hemen ona uydular, ortalık şimdi şahinden geçilmiyor. Bu gazetecilerin kimisi onurlu meslektaşlarını devlete ihbar ediyor, kimisi de elinde tutuklanacakların listesiyle dolanıyor. Bazıları da halkın oylarıyla TBMM’ye giren parti ve milletvekillerini hedef gösteriyor. Eskiden bu işleri kılıksız gerici yazarlara yaptırırlardı, demek ki şimdi vizyon değişmiş, ben geride kalmışım.
Şahinlik genetik değildir, baskın ortama göre değişkenlik gösterir. Geçmişinde devrimci muhalefet izleri bulunan birçok kişinin, ülkede barışın tesisine şahin gözüyle baktığını görüyoruz, bu insanların nerelere savrulduklarını ibretle izliyoruz. Bunlar vaktiyle ulus kavramı üzerine sıkı konuşurdu, onlara kimseler yetişemezdi. Artık yürüyecek yolu ve tutunacak dalı olmayan, ulusalcılık batağındaki bu kişiler savaş çığırtkanlığından ne kazanacaklar bilmiyorum ama en azından askere gitmeyecekleri kesindir, çünkü yaşları kemâle ermiştir.
Geri dönüşü, gericiler sever. Ağzından barış sözü çıkan her kişinin örgüt üyeliğiyle ve teröristlikle suçlandığı o karanlık günlere geri dönmeyi biz reddediyoruz. Acılarla yoğrulmuş bu ülke ve bu halk, sizin istediğiniz böyle bir düzene lâyık değildir, artık o noktaya dönülmeyecektir.
Bedeninden 13 mermi çıkartılan çocukların, her gün öldürülen 5 kadının, 6 aydır Afşin’de heyelan altında bekleyen 9 madenci cesedinin bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Her gün analarımızın farklı dillerdeki ağıtlarını dinliyoruz ama tuzu kuru muktedirlerin ve onların yandaşlarının ve de o savruk ulusalcıların ağzından ölüm ve savaş dışında bunlara dair hiçbir şey duymuyoruz. Duyduğumuz ses, şahinlerin sesidir.
Şahinlerin söylemleri, savaş nidaları falan bizi bozmaz. Bizi bozacak olan aymazlıktır,  sendikaların, emek ve meslek örgütlerinin rehavetten gelen sessizliğidir. Şahin seslerini bastıracak tek gücün emekçinin ortak sesi olduğunu emekçiler iyi biliyor ama örgütleri bilir gibi davranmıyor, örgütleri sallanıyor. Çağdaş toplumlarda sokağa çıkmanın tek gerekçesi mesleki ve sendikal hakların savunuculuğu değildir. Toplumsal barışın olmadığı yerde zaten bu hakların da hiçbir anlamı ve değeri olmaz. Çağdaş insan aynı gökyüzünü paylaştığı yurttaşları için, barış için de sokağa çıkabilen insandır. Irkçılığa ve ırkçılıktan kaynaklanan çatışmalara dur demek için, barışı bu ülkede kalıcı olarak tesis etmek için, emek güçleri olarak sokağa çıkmamız gerekiyor, sokak bizi bekliyor.
Yolumuz sarptır, yolumuz uzundur ama biliyoruz ki, şahinlerin yol kesme kabiliyeti de yoktur.

evrensel.net
www.evrensel.net