Yıldız savaşları


05 Ağustos 2011 10:41

Çöl sıcağından memleket sınırlarına dahil olduk, baktık ki bir masa muhabbetidir almış gidiyor.  Masa deyip geçmeyin, iş hayatında masanın dört bir tarafında dolanmış biri olarak masanın anlam ve önemini bilirim, masa başında oturan her zaman haklıdır, dediği doğrudur.
Yüksek Askeri Şura toplantılarına masada çekilen o fotoğraf damgasını vurdu.  Başbakan masa başında tek oturuyor, öbür zevat da masa kenarına dizilmiş poz veriyor.  Gazete köşelerinde ise demokratikleşme ve sivilleşmenin bayramı kutlanıyor. Galiba en iyisi Irak’a geri dönmek, çöl manzarası bile bu manzaradan iyidir.
Masada oturma düzeniyle demokratikleşme arasında bağ kurmak hoş bir fantezi ama olsun, yetmez ama idare eder. Aslında masa başı kavgasına da gerek yok, koyarsınız ortaya bir tane yuvarlak masa, başı kıçı da olmaz, gelen oturur birader.
Sivilleşme iddiasında olan bir iktidar, masa başını kapma kavgasından önce, bu YAŞ toplantılarının neden yapıldığını ciddi şekilde sorgulamalıdır. Diğer kamu kurumlarındaki atama ve terfiler böyle şamatalı toplantılarla yapılmazken, askeri personele böyle bir ayrıcalık tanınmış, istisnasız her iktidar da bunu kabullenmiş. Memlekette okumuş yazmış, zor koşullarda görev yapan birçok kamu görevlisi varken ve de onların ataması sadece Resmi Gazetede yayınlanırken, bu rütbelilerin atanması bir şekilde gündemimizin ayrılmaz bir parçası yapılmış. Rütbelilerin hazırladıkları anayasalarla, bu yapı zorla önümüze konulmuş. Demokratik bir yeni anayasada Yüksek Askeri Şura denilen yapı kesinlikle yer almamalıdır.
YAŞ toplantılarında askeri personelle ilgili kararlar alınırken, onların halka karşı işledikleri suçlar hiç gündeme gelmez. Emrindeki askerleri cezalandırmak için ellerine pimi çekilmiş el bombası verenler, köyleri yakanlar, kendi yurttaşına dışkı yedirenler falan konuşulmaz. Yola döşedikleri mayınlarla askerlerinin ölümüne neden olanlardan bahsedilmez. Rüşvetler, haraçlar, komisyonlar, sınır ticaretinden alınan paylar da gündeme gelmez. Bunları masada oturanlar bilir, ama bu suçlar yine o masada kalır. Suçlular da yıldızlarını parlatıp terfi bekler.
İktidar ile rütbeliler arasındaki bu danışıklı dövüş, her yıl ağustos ayında yapay gündemimiz haline getiriliyor, cambaza bakmamız isteniyor. Savaşa ayrılan bütçe ve askeri harcamalar ülkenin belini bükerken, üç beş rütbelinin terfi edip omzuna yıldız takmasıyla halkı meşgul ediyorlar, o masada yıldız savaşları yapıyorlar. İnternet’te esip gürleyen bir avuç solcu eskisi ve yılgın ulusalcı dışında, bu danışıklı dövüşe hiç kimse ilgi göstermiyor, çünkü halkın midesi artık bunları kaldırmıyor. Omuzlara takılan yıldızların halka hiçbir faydası yok ki, aksine her yıldız halkın cebinden bir şeyler alıp götürüyor.
Masa muhabbetiniz bittiyse eğer, artık sadede gelip seçim vaatlerinize geçelim; sivilleşelim, demokratikleşelim, halkı işsizlikten, yoksulluktan kurtaralım. Masada konuştuklarınız yine masada kalsın, seneye devam edersiniz!..

evrensel.net
www.evrensel.net