01 Aralık 2019 05:55

Erkekler değil kadınlar nafaka mağduru

Kadın Dayanışma Vakfı’nın 140 dava dosyasını inceleyerek hazırladığı "Yoksulluk Nafakası Araştırması"nda görev alan Avukat Huriye Karabacak ile nafaka mağduriyetini konuştuk.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Derya KAYA
Ankara

Boşanan ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen kadınlar için oldukça önemli bir hak olan yoksulluk nafakasının kaldırılması ya da sınırlandırılması ile ilgili tartışmalar sürerken nafaka gündeminin yakında Meclis gündemine gelecek İkinci Yargı Paketi içerisinde yer alacağı açıklandı. Kadınların şiddet gördüğü evliliklere mahkûm olması gibi ağır sonuçları olacağına dikkat çeken hukukçular ve kadın örgütleri, nafaka konusunda herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığının altını çiziyor. Geçtiğimiz günlerde Kadın Dayanışma Vakfı’nın 140 dava dosyasını inceleyerek hazırladığı Yoksulluk Nafakası Araştırması çalışmasında yer alan Avukat Huriye Karabacak da nafaka konusundaki asıl sorunun miktarların düşüklüğü ve bu düşük miktarların bile ödenmemesi olduğuna dikkat çekiyor.

NAFAKA YALNIZCA NAFAKA DEĞİL

Türkiye’de son yıllarda sık sık gündeme getirilen ve tartışmaya açılan bir konu nafaka mevzusu. İncelediğiniz dosyalarda mahkemeler nasıl kararlar vermiş? Kadınlara nafaka bağlanma konusunda durum nedir?

Yoksulluk nafakası hakkında her an bir değişiklik teklifinin Meclise gelme olasılığı var. Bu nedenle 2 ay gibi kısa bir zamanda baktığımız 140 dosya üzerinden bir rapor hazırlayıp kamuoyu ile paylaştık. Aslında nafaka dahil Türkiye’de son yıllarda sık sık gündeme getirilen ve tartışmaya açılan şey bir bütün olarak kadınların hakları. Nafakayı tartışanların aynı zamanda İstanbul Sözleşmesini de ve/veya çocuk yaşta erken yaşta ve zorla evlilikleri de, yani cinsel istismarcıların affını da tartıştıklarını görüyoruz. Kamuoyuna yanlış bilgileri verenler de bunlar. Biz bunun farkında olarak ve “nafaka mevzusu”nun sadece nafaka mevzusu olmadığı bilinciyle bu çalışmayı yürüttük ve aslında kadınların kendi deneyimlerinden bildiklerini kanıtlar göstererek görünür kılmaya çalıştık. 140 dava dosyasına baktığımızda kadınlara hiç de kamuoyunda söylendiği miktarlarda nafaka bağlanmadığını, esas olarak boşanma ile velayetleri kendilerine bırakılan müşterek çocuklarına nafaka bağlandığını, kadınların da genellikle çocukları için kendilerine de nafaka istediklerini, bağlanan nafaka miktarlarının asgari ücretin ve açlık sınırının çok altında olduğunu, çoğunluğunun 500 TL’den aşağıda olduğunu ve ortalamasının 262 TL, 500 TL’nin üstündekiler de dahil edildiğinde ise hepsinin ortalamasının sadece 370 TL olduğunu görüyoruz. Dosyaların yarısında da bu miktarların ödenmediğini, icra yolu ile bile nafakaların tamamının tahsil edilemediğini ve nafaka konulu davalarda da kadınlara yoğun olarak şiddet uygulandığını görüyoruz.

KADINLAR NAFAKA TALEBİNDEN VAZGEÇİYOR

Kadınların nafaka talep etmesinde/etmemesinde neler etkili? Erkekler nafaka vermemek için neler yapıyor?

Öncelikle kadınların şiddetten bir an önce kurtulmak için bir talepte bulunmadıklarını, nafaka istemediklerini yine kendilerinin biraz olsun gelirleri olduğunda, çocuksuz olduklarında ve eşlerinin geliri olmadığında nafaka talep etmediklerini görüyoruz. Nafaka talebi bulunmayan dosyalarda davaların bir kısmında başlangıçta nafaka talepleri olmuşsa da kadınların yüzde 5’i anlaşabilmek için, yüzde 4.3’ü şiddetten kurtulmak amacıyla bir an önce boşanabilmek için, yüzde 3.6’sı ihtiyacı olmadığı için, yüzde 0.7’si ise tekrar şiddet görmekten korktuğu için nafaka talep etmediğini belirtmiş.

Erkekler ise nafaka vermemek için kadınları şiddet uygulamakla tehdit ediyor, mal kaçırıyor, işten çıkıyor, bazen de nafaka ödememe suçundan hapis cezasının çıkmasını bekleyip sadece 3 aylık nafakaları ödeyerek diğer birikmiş nafakaları ödemekten kurtulmaya çalışıyorlar.

ERKEKLERİN MAĞDURİYETİ DAYANAKTAN YOKSUN

Nafaka düzenlemesi gündeme geldiğinden bu yana “Erkekler mağdur oluyor” diyenlere, hükümet nezdinde bu düzenlemeye arka çıkanlara “Elinizde bu mağduriyeti gösteren bir veri var mı? Durum nedir?” soruları hep geçiştirildi. Sizin çalışmanız aslında bir veri oluşturdu. Bu çalışmanın verilerinin nafaka düzenlemesi tartışmaları bakımından etkisinin, anlamının ne olacağını düşünüyorsunuz?

Araştırmamızın, yoksulluk nafakası tartışmasının sosyo-hukuki araştırma verileri çerçevesinde yürütülmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Erkeklerin mağduriyet iddiaları bilimsel araştırma ve verilere dayanmadığı gibi hukuken de dayanaktan yoksun. Yoksulluk nafakası konusunda bizim araştırmamızın yanında mevzuat ve içtihada yönelik doktrinel hukuk araştırması bu konuda yeni düzenlemenin gerekli olmadığını savunan görüşü destekleyen sonuçlar sunuyor. Esas olarak kadınların yaşadığı mağduriyetlere odaklanılması gerektiğine dikkat çekeceğini düşünüyoruz.

DOSYALARIN YÜZDE 82.9’UNDA ŞİDDET İDDİASI VAR

Araştırma sonuçlarında boşanma, nafaka ve şiddet arasındaki ilişkiye dikkat çekiyorsunuz? Nasıl bir ilişki ortaya çıkıyor?

Araştırmada boşanma ve nafaka davaları ile cinsiyete dayalı şiddet arasında önemli bir ilişki tespit ettik. İncelenen boşanma davası dosyalarının yüzde 40 gibi önemli bir oranı şiddetli geçimsizlik iddiası ve yüzde 36,5’i evlilik birliğinin sarsılması iddiası ile açılmış. TMK 162. maddede özel boşanma nedeni olarak yer verilen ve kanun uyarınca ağır şiddet gerekçe gösterilerek “hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış” nedeni ile açılan boşanma davaları incelenen dosyaların yüzde 1.4’ünü oluşturuyor. Diğer boşanma sebepleri ise yüzde 12.8 oranında. Boşanma sebepleri farklılık göstermesine ve farklı şekilde ifade edilmesine rağmen incelenen dosyaların yüzde 82.9 gibi büyük bir oranında kadına yönelik şiddet iddiası mevcut. Söz konusu şiddet iddialarının yüzde 75.7’si psikolojik, yüzde 47.1’i ekonomik, yüzde 52.1’i fiziksel, yüzde 15.7’si ise cinsel şiddet.

Birçok dosyada kadınlar, eşlerinin kendilerini öldürmek için camdan atmaya çalıştığını hamile iken fiziksel şiddet gördüklerini, müşterek çocuklarının cinsel yönden istismar edildiğini, erken yaşta ve zorla evlendirildiklerini ve evlilik içi tecavüze maruz kaldıklarını dile getirerek farklı şiddet iddialarında bulunmuşlardır. İncelenen dava dosyalarının yüzde 9,3’ünde 6284 sayılı Kanunun uygulaması doğrultusunda verilmiş kararlara rastlandı. Dava dosyalarının yalnızca yüzde 21,4’ünde ise boşanma konusu olaylara ilişkin ceza soruşturması yahut kovuşturması mevcut.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Sesinin duyulmasını isteyen Arzerbaycanlı kadın: Korkarak yaşamak istemiyorum artık

SONRAKİ HABER

1938 Dersim Katliamı'nın tanığı Dengbêj Silo Qiz hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa