26 Kasım 2019 04:22

Direnişteki VİP Giyim işçisi kadınlar: Kadınız, güçlüyüz, değiştireceğiz

Sendikalaştıkları için işten atılan VİP Giyim işçisi kadınlar, "Kadın olduğumuz için ezilmeye mahkummuşuz gibi davranıyorlardı" dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Dilara KANIK
Onur IŞIK
Gebze

Kiğılı, Mark&Spencer, Calvin Klein, Gritti Butto, Altınyıldız ve daha birçok ünlü markaya pantolon, ceket, gömlek üreten, kumaş tedarikçiliğini yapan VİP Giyim’de DERİTEKS’e üye olarak sendikalaşma hakkını kullanan işçiler üzerindeki baskı sürüyor. Eylül ayında 15 işçinin atıldığı fabrikada son olarak “küçülme” bahanesiyle sendika üyesi bir kadın işçi daha işten atıldı. Biz de çalışma koşullarını ve neden sendikalaştıklarını işten atılan ve fabrikanın önünde direnişe geçen Kadriye ve Nimet’le konuştuk.

Nimet Özkaya eylül ayında sendikalı olduğu için işten atılan 15 işçiden biri. 23 yıl VİP Giyim’de çalışmış. “Biz kadın olduğumuz için, bize sanki ezilmeye, köle olmaya mahkummuşuz gibi davranıyorlardı” diye anlatıyor fabrikadaki durumu.

"ZAM İSTEDİM, 5 LİRA VERDİLER"

İşe ilk girdiklerinde bulundukları semtteki en büyük ve en iyi fabrikada çalışacaklarını düşündüklerini anlatan Özkaya şöyle devam etti: “İlk zamanlar maaş durumumuz daha iyiydi. Şimdiyse neredeyse asgari ücrete çalışır durumdayız. Ben 23 sene çalıştım ve sendikalaşma nedeniyle işten atıldım. Ben atıldığımda 2 bin 260 lira maaş alıyordum. Her yıl sadece asgari ücrete yapılan zam kadar artış yapıyorlardı. Maaşımı beğenmeyip ekstra zam istediğimde sadece 5 lira zam yaptılar. Bir de ‘Biz sana 5 lira yaptık daha ne istiyorsun’ diyorlardı.”

Hem ünlü hem de oldukça pahalı markalara üretim yaptıklarını hatırlatan Özkaya, “Aldığımız ücret o kadar düşük ki. Bu adaletsizliğin daniskası. Bir firmaya iş yapıyorsun, gömlek dikiyorsun ama bir mendil bile alamıyorsun… Mesela ben ceket bölümünde çalışıyorum. Diyorum ki adam bir kere giyecek atacak, dünyanın parasını veriyor. Bizim aldığımız maaşa bak, asgari ücret. Arkadaşlarımız ne zorluklarla, kuru maaşa çalışıyorlar. Yöneticiler ise bizden sürekli adet istiyor. Zengin insanların, yarım saat, bir saat giyeceği gömlekler için bizi daha çok adet çıkarmaya zorluyorlar” diye konuştu.

VANTİLATÖR İŞÇİNİN CEBİNDEN

Kadriye, 16 yaşında çalışmaya başladığı VİP tekstile 22 yılını vermiş. Çalışma koşullarını “Kışın çok soğuk oluyordu. İçerde ısınabileceğimiz bir şey yok. Kendimiz bunu sağlıyorduk. Yazın sıcaktan nefes alamıyorduk. Hijyenik ortamlarda çalışmıyorduk. Meslek hastalığı yüzünden rapor alan çok arkadaşımız var. Herhangi bir klima yok. Herkes kendi bütçesiyle vantilatör getiriyordu. Serinlememiz için hiçbir şey yapılmıyordu. Yemekler berbattı” diye anlattı.

Sözü yeniden alan Nimet Özkaya 600 kişinin çalıştığı yerde 2 temizlik görevlisi olduğunu ve lavaboların günde sadece 1 kez temizlendiğini dile getirerek, “23 yıl sonra lavabolarda tuvalet kağıdı ile tanıştık. Ben 3. katta çalışıyordum, çatı sacdan olduğu için sıcaklık daha da fazlaydı. Sıcaktan çalışamadığımızı söylediğimizde imalat müdürüm ‘Kendi vantilatörünü getir biz burada takalım ya da kendi aranızda para toplayıp vantilatör alın’ dedi. Ben aldığım maaşla vantilatörü nasıl alayım, yani onu da ben alacaksam niye burada çalışıyorum?” diye konuştu.

"HASTA OLDUĞUMUZ HALDE AĞLAYARAK ÇALIŞIYORDUK"

Sürekli baskı altında olduklarını söyleyen Kadriye, şu örnekleri verdi: “Çocuğumuz hastalanıyordu. Bir anne olarak izin almak en doğal hakkımız. İzin vermiyorlardı. Kendimiz hasta olunca, önce işyerine gelip öyle izin almamız gerekiyordu. Ustamıza hastayım dememize ve buna inandırmak için işyerine gelmemize rağmen izin vermiyorlardı. Akşam paydosa kadar hasta bir şekilde çalışıyordum. Bir sürü arkadaşım hastayken ağlayarak çalışıyordu.”

İşçiler için sağlıklı beslenmek ve yeterli kaloriyi alabilmek çok önemliyken yemeklerin çok kötü olduğunu dile getiren Nimet “İçinden her şey çıkıyordu. Haftanın 4 günü dışarıdan yemek söylüyorduk, aldığımız maaş ona gidiyordu” dedi.

BİR GÜNLERİ NASIL GEÇİYOR

Peki kadın işçilerin bir günü nasıl geçiyor? İlk önce Kadriye yanıt verdi bu soruya: “İşyeri hep çok yoğundu. Eve gidince de yemek, ev işi ile geçiyordu. Evde aileme fazla vakit ayıramıyordum. Evdeki zaman daha kısıtlıydı. Günüm işyerinde bitiyordu. Toplamında 11 saatimiz fabrikada geçiyordu. 10 yaşında bir oğlum var. İlk çıkarıldığımı öğrendiğinde üzüldü ve çok şaşırdı. Birçok şeyden mahrum olacağını düşündüğü için üzüldü. Çalışırken hafta sonları bir şeyler yapabiliyorduk ama onlar da kısıtlıydı. Çok büyük şeyler yapamıyorduk, çay içmeye gidiyorduk, yürüyüşe çıkıyorduk. Bazen sinemaya gidiyorduk. Tabii bunlar sürekli olmuyordu, çünkü masraflı şeyler.” Eşinin de kendisine destek verdiğini ve her gün direniş yerine ziyarete geldiğini dile getiren Kadriye, işyeri önünde direnişte olmalarının fabrikadaki işçileri de cesaretlendirdiğini söyledi.

Neden sendikalı oldukları, sendikalı olunca neler yaşadıkları ve kadın işçilerin neden sendikalı olması gerektiğini konuşuyoruz. Nimet hemen söze girdi: “Biz kadın olduğumuz için, bize sanki ezilmeye, köle olmaya mahkummuşuz gibi davranıyorlardı. İçerideki ustalarımız, şeflerimiz bize baskı uyguluyordu. Artık bu baskıya, psikolojik şiddete dur demenin zamanı gelmişti. Bizim tek çözümümüz burada sendikalı olmak.”

Kadriye deBiz o kadar çok sömürüldük ki maddi ve manevi anlamda... Bizim arkamızda bizi savunabilecek insanlar istedik. Bir sıkıntımız bir derdimiz oluyordu muhatap bulamıyorduk. Ustalar başından savıyordu, personeller bizimle ilgilenmiyordu. Bizi ortada bırakıyorlardı. Hiçbir sorunumuzu kimseye söylemiyorduk, hiçbir sorunumuzu kimse halletmiyordu. Kesintilerimiz oluyordu ve karşımızda hiçbir muhatap bulamıyorduk. Biz de sendika olmasını istedik” diye konuştu.

SENDİKALAŞINCA İZNE YOLLADILAR

Sendikalaşmayla beraber baskıların da arttığını anlattı Kadriye ve Nimet. Normalde fabrikada işçilerin aynı anda, fabrikanın belirlediği tarihte 14 gün izne çıktığını anlatan Kadriye, “Benim senelik iznim 26 gün, 12 gün kalıyordu. İş azaldıkça diğer günleri kullanabiliyordum. Son beş senedir biriken izinlerimi hiç kullanamadım. 48 gün iznim olduğunu, kullanmak istediğimi söylediğimde kesinlikle olamayacağı cevabını aldım. Sendika çalışması yürüttüğüm öğrenilince üç gün bile izin vermeyen fabrika bana kalan izinlerimin hepsini kullandırttı. İş başı yaptığım gün, beni küçülmeye gidiyoruz diyerek çıkışımı vermek için çağırdılar. Ben de söyledikleri hiçbir şeyi imzalamadım, o günden beri burada direnişteyiz” dedi. İlk başta üzüldüğünü anlatan Kadriye devam etti: “Çünkü benim ömrüm burada geçti. İçeride çalışan 18 yaşındaki genç işçi arkadaşlarım daha doğmamışken ben çalışıyormuşum. Evet biraz üzüldüm ama şu an çok güçlüyüm. Arkamda sendika var. Arkamda arkadaşlarım var. Kimse bizi yalnız bırakmıyor, bırakmalarını da istemiyoruz.”

Eski çalışan olduğu için çok baskı gördüğünü anlatan Nimet, şunları dile getirdi: “Emrivakiler, kabalaşmalar, küfürler daha çoktu. Bozuk makineye oturtup, çalışamayınca; ‘Senin zaten çalışmaya gönlün yok, akşama kadar hiçbir şey yapmıyorsun, defol git’ gibi cümlelere maruz kalıyordum. Ben bir kadınım, bir emekçiyim, çocukluğumu, ömrümü buraya verdim. Bu kadar hakareti hak etmiyorum. Dayanamıyordum, sendika tek çıkış yolumdu. Ben çok düşük ücretle çalıştım çünkü ihtiyacım vardı. Bırakıp gidemezdim. Son zamana gelince artık canımdan bezmiştim.”

PROSEDÜR GEREĞİ!

DERİTEKS ile tanıştıklarını ve bu sürede sendikaya ve sendikalı olmaya dair birçok şey öğrendiklerini dile getiren Nimet “Sendika çalışmalarını öğrenince küçülmeye gidiyoruz bahanesi ile işten çıkarıldık. İnsan Kaynakları Müdürümüz beni odasına çağırdığında ‘Biz bir aileyiz, biz asla kimseye yanlış yapmayız. Sen benim kızımsın’ diyerek bana prosedür gereği bir kağıt imzalattılar. Önemli değil diyerek imzalattıkları kağıt meğerse başka bir şeymiş çünkü ben imzayı attıktan sonra gülerek ve el çırparak ‘Artık istesen de bize dava açamayacaksın’ diye dalga geçti. Ben ikale sözleşmesini psikolojik baskı altında, bilmeden imzaladım. Yoksa hakkımı asla yedirmezdim” dedi.

Fabrikadaki koşullar, yaşamın zorlukları... Tüm bunların nasıl değişeceğini sorduğumuzda ise bu sefer gülerek, “Kadınız güçlüyüz, tabii ki değişecek, değiştireceğiz. Erkekler artık kadınlar üstünde güç göstermekten vazgeçsinler, zaten bizler daha güçlüyüz” yanıtını verdiler.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İzmir'de kadınlar şiddete karşı birlikte: Eşit ve özgür bir dünyada yaşamak istiyoruz

SONRAKİ HABER

Dörtlü Zirve’de Erdoğan’a Suriye sorusu: Ne zaman çıkacaksınız?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa