Deniz gurbetçileri “Vira Bismillah” dedi

Anıl YURDAKUL
İstanbul

Av yasağının kalkmasıyla birlikte balıkçılar ağlarını onardı, ‘Vira Bismillah’ dedi ve denize açıldı. Sadık Reis-2 teknesinde 24 saat boyunca Mahmut Reis ve tayfasına eşlik ettim.

 

01 Eylül 2019 15:20

.

Paylaş

31 Ağustos sabahı, Anadolu Kavağı’ndaki Sadık Reis-2 teknesine çıkıyorum. Balıkçılar durmak bilmeyen bir çalışma temposunda ağlarını onarıyor, yeni gelenlere ne yapacaklarını gösteriyorlar. Balıkçılığı baba mesleği olarak yapan da var, gemilerde çalışıp balıkçılığa başlayanı da… 18 yaşındaki Hakan’ın teknedeki 3. günü,  25 yaşındaki Batuhan ise kuru yük gemilerinde çalıştıktan sonra ilk defa balıkçı teknesinde çalışıyor. İki genç denizci ilk defa geceleyin balığa açılacak. Tekneyi ziyaret eden 70 yaşındaki Mehmet ise deneyimli bir denizci, 7 yaşında babasıyla başlamış olduğu balıkçılığı halen devam ettiriyor. Teknenin ismi olan Sadık Reis ismi bir gelenek olarak sürdürülüyor. Reis Mahmut Toprak’ın dedesi Mahmut Reis, oğlu Sadık Reis’den sonra 65 yaşındaki Reis Mahmut Toprak balıkçılığa devam ediyor oğlu Sadık ve Tufan ile birlikte.

Paylaş

Paylaş

Paylaş

DAMATLIK DENENİYOR

Öğle saatlerinde ağ tamiri sonlanıyor, yıllar önce ünlü bir kraker reklamında oynayan aşçı Sabahattin’in çorba, fasulye ve makarnadan oluşan yemeği yeniyor. Üzerine çay molası veriliyor, ilk günün heyecanı ve stresi tayfa üzerine yansıyor. Şakalaşmalar, gülüşmeler, yer yer bağırışmalar, gençlerin tekneden denize atlamasına kızan deneyimli deniz kurtlarının sesleri, Afrikalı bir saatçinin tekneye binerek bileklik satması saatlerin geçmesini sağlıyor.

Öğle sonrasında tekne hareket ederek Beylerbeyi Sahili’ne yanaşıyor, su deposu dolduruluyor, tekne yıkanarak temizleniyor. Genç tayfa yağmurluklarını deniyor, yağmurluğun adına ‘Damatlık’ diyorlar. Sık sık çay içiliyor, kavurucu güneşin altında saatler geçmek bilmiyor… Yurt dışına giden balıkçılar genellikle Afrika’da çalışmış. Ukrayna’da çalışan olup olmadığını soruyorum. 23 yıldır balıkçı olarak çalışan 37 yaşındaki Ayhan, Ukrayna sularında balık avlayan arkadaşlarının anısını anlatıyor:

“İzinsiz olarak Ukrayna sularına girdikleri için Ukrayna hükümeti ateş açıyor, bunları tutukluyor. Tekneyi de batırıyor ama tekne bir şekilde batmamış, Türkiye’ye kadar gelmiş tekne.” Türkiye’nin Rusya’ya yanaşması Ukrayna hükümetinin balıkçılara karşı tavrını ciddileştirmişe benziyor…

Paylaş

Paylaş

Paylaş

Paylaş

SANİYELER GEÇMEK BİLMİYOR

Akşamüstü tekne harekete geçiyor, boğazdan geçerken gemiler sirenlerini çalıyor, ufak balıkçı teknelerinde balık tutan balıkçılar el sallıyor. 36 senedir balıkçılık yapan Serdar, “Sezon devam ederken bitse de eve gitsek dersin, evdeyken de sezon açılsın dersin” diyor. Ben dahil herkes saatlerin gelmesini bekliyor.

Mahmut Reis’in yanına çıkıyorum. Onlarca cihazın olduğu bölümde Boğaz’ı seyretmek şahane. ‘Para versen izleyemezsin’ diyor. Sohbete koyuluyoruz. “Balıkçılık şimdi kolay, bin metredeki balığı dahi gösteren cihazlar var ama!” diyor “Deneyim olmadan sadece dolaşırsın. Palamut mesela durmaz, kaçar. Balığın yerini bileceksin, gittiği yolu bileceksin.” Peki, bürokrasi?

“Her sene bürokrasi bize sorun çıkartıyor. Her yere av yasağı koydular. Yasaktan çıkmamız için Büyükada’ya kadar gitmemiz lazım. Kime yasak ettiler neden yasak ettiler anlamış değilim. Ben babamla bu mesleği yaparken 1 sene balık olurdu 2 sene olmazdı 2 sene olur 1 sene olmazdı, mazot alamadığımız dönemleri biliyorum. Ama kimse zorluk çıkarmazdı. Boğaz yasak diyorsun, burası yasak diyorsun nerede balık tutacak balıkçı! Afrika’ya mı gidecek? Her gün polisle mi uğraşacağız? 3 mil akıntı var, ben ağı attığım zaman nereye gideceğim belli değil? Ya da yarım saat sonra fırtına çıktı, ağı çekmek bir buçuk saat sürüyor. Aldı akıntı seni yasak bölgeye götürdü cezayı yedin ne olacak? Resif diyorlar beton atıyorlar. Balığın ne zaman geleceğini gideceğini biliyor musun? Balıkçıya sormak yok; balıkçı adam değil ya, okumuşsun ya! Denize baktığım zaman kaç derece olduğunu anlarım. Gemiye binmemişsin, vapura binmemişsin beton atıyorsun. Hiç daldın mı, suyun altına baktın mı! Abuk sabuk işler! Bizim en çok ağırımıza giden, balıkçılıkla ilgili raporlar hazırlayıp para kazananlar! Hep onlar biliyor, bizler de balıkçılığı bitiriyoruz! Zihniyet bu! Balıkçıyı kaçırsınlar, somon balığı, Norveç balığı satılsın.”

Akşam son kez yemek yeniyor, çaylar içiliyor. Hava soğumaya başladıkça tayfa kamaralara sığınıyor, yataklarına geçiyor. Son iki saat ise geçmek bilmiyor. Telefonlarla oynanıyor, maç skorlarına bakılıyor. Stresli bir hava esiyor, sık sık sigara içiliyor. Saat gece 11.30 olduğundaysa Reis’in yanına çıkıyorum. Sinirli bir şekilde tesbihiyle oynarken “İlla dakik olacak! Hava karardığında yasak kalksın işte, yok illa 12 olacak” diyor.

Stres, saat 12’ye 10 kala sonlanıyor. ‘Hazır olun’ anonsuyla herkes ağların başına geçiyor, gemi karartılıyor. Işığı gören hamsinin kaçması istenmiyor. Bağırışmalar artıyor, Mahmut Reis ise sakinleşmiş durumda; “10 kişiyi yönetmekle 1000 kişiyi yönetmek arasında fark yok. Hep idare edeceksin, devlet yönetir gibi. Zaten ilk günler acemiliğin işareti, iki üç güne her şey yerine oturur.” diye konuşuyor.

Paylaş

AĞLAR ATILDI AMA…

Reis’le beraber 21 kişilik mürettebat hızlı bir şekilde ağları denize atarak denizde torba yapıyor. Ağlar çekilmeye bağlandığındaysa hayal kırıklığı yaşanıyor, gelen hamsi değil ‘Çaça’ balığı. Mahmut Reis kahkaha atıyor, “Hamsi olsaydı parayı bulmuştuk!” Ağlar geri çekilirken çaça balığı geri silkeleniyor. Mahmut Reis’in yanındayım:

“Bir balıkçının en güzel anısı, bir balık tuttuğu zaman bir de balık tutamadığı zaman. Bir üzüntü, bir sevinç!”

Ağlar toplanıp, çaça balığı denize silkelenirken martı sürüsü avazı çıktığı kadar gecenin kör karanlığını delerek çığlıklar atıyor. Teknenin ışıkları yakıldığında ise martılar için ziyafet başlıyor.

Teknenin güvertesine indiğimde kimse üzgün değil. Önemli olan ağların atılmış olmasıymışcasına ‘Zaten bu dönemde balık olmaz’ diyorlar. Tekne bir süre daha yol kattettikten sonra sabaha karşı 4 civarı demir atılıyor ve tayfa kamarasına çekilerek yatıyor…

Sabah 7’de aşçı Sabahattin’in anonsuyla uyanılıyor. Güzel bir kahvaltının ardından mürettebat güne hazır. Teknenin üç saatlik yol alışının ardından iskeleye yanaşılıyor, akşamüstü tekrar yola devam etme kararı alınıyor.

Benim için yol burada sona eriyor. Tekneden ayrılırken herkesle vedalaşıyorum. Deniz kurtları akşamüstü demir alarak deniz üzerinde yol almaya devam edecek. Hava önümüzdeki aylarda çetinleşecek, balıkçı ve balık arasındaki mücadele babadan oğula devam edecek…

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa