Türkiye’de ev işçisi olmak: Düşük maaş, fazla mesai

Türkiye’de ev işçisi olmak: Düşük maaş, fazla mesai

Sesleri çalıştıkları evin duvarlarının ötesine geçmeyen ev işçileri ‘İşçi bile sayılmıyoruz, bu nedenle bizim de bir sıfatımız olsun istiyoruz’ dedi. 

Sadiye ESER

Sesleri çalıştıkları evin duvarlarının ötesine geçmeyen ev işçilerinden  Arzu Çelebi, 33 yıldır ev işçiliği yapıyor. Çelebi, “İşçi bile sayılmıyoruz, bu nedenle bizim de bir sıfatımız olsun istiyoruz” dedi. 

Türkiye’de işçi ve işverenlerin çalışma ortamlarındaki haklarını ve sorumluluklarını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun  kapsamı dışında kalan ev işçilerinin çalışma alanını doğrudan düzenleyen herhangi bir yasa yok. Sadece 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun iş sözleşmesine ilişkin hükümleri ve genel hükümleri ev hizmetleri için geçerli. Borçlar Kanunu, ev işçilerine İş Kanunu’ndakine benzer bazı haklar getirmekle birlikte ev işçileri ve onların işverenleri bu kanun hükümlerinden haberdar değil. Özellikle temizlik işlerinde çalışanlar açısından işçi sağlığı ve güvenliği ciddi bir sorun yaratırken, cam silerken düşüp hayatını kaybeden herhangi bir ev işçisi için bir hak talep edilmemesi ise buna en iyi örnek.

YASANIN HAYATTA KARŞILIĞI YOK

Ev hizmetlerinde ücretli ve sürekli çalışanlar 1977 tarihli 2100 sayılı yasa ile sigorta kapsamına alınmış, sürekli çalışmayanlar kapsam dışında bırakılmıştı.  Ancak, 2008-2011 tarihleri arasındaki dönemde sosyal sigortalar konusunda yapılan çeşitli yasal düzenlemelerle aynı işverene haftanın tamamında değil, belli günlerinde kısmen çalışılması durumunda dahi hizmette süreklilik unsurunun gerçekleştiği kabul edildi. Böylece haftanın bir ya da birkaç gününde aynı eve giderek çalışan işçilerin, işverenleri tarafından sosyal sigortasının yapılması gerekirken, eksik kalan günler için ise işçinin kendisinin sağlık sigortasının primlerini yatırmakla yükümlü olduğu 2012 yılında hükme bağlandı. Durum böyle olsa da bu yasanın gerçek hayatta hiç bir karşılığına rastlamak mümkün değil. Zira ev işçileri çalıştıkları ev sahiplerine "sigortamı yap" talebinde bulunduğunda, ya hiç işe alınmıyor ya da işten atılıyor. 

TÜRKİYE ANLAŞMAYI İMZALAMADI 

Yemek pişiren, temizlik yapan, çocuklara ve yaşlılara bakan ev işçilerinin, özel mülklerin içindeki kapalı kapıların ardında, yasal hakları neredeyse yok. Ev işçileri için 16 Haziran 2011'de Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), dünya çapında bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma ev işçilerinin haklarını belirleyen ilk yazılı belgeyken ülkelere, evde çalışanlara günlük ve haftalık dinlenme süreleri, çalışma saatleri, fazla mesai tazminatı ve ücretli yıllık izin konularında diğer çalışanlarla aynı haklara sahip olmalarını şart koşuyor ve şiddete karşı yeterli koruma talep ediyor.  22 ülke tarafından imzalanan anlaşmaya, Türkiye ise hala imzalamış değil. 

SESLERİ EVDEN ÖTEYE GEÇMİYOR

Türkiye'de ev işçisi olarak çalışan kadınların tamamı neredeyse düşük maaş, fazla mesai, tehdit, zorbalık, taciz ve fiziksel şiddetle karşı karşıya kalıyor. Bunun yanı sıra sigortasız çalıştırılan ev işçileri, iş tanımları olmadığı için birçok işi yapmak zorunda kalıyor. İzin ve çalışma saatleri de belli olmayan ev işçileri, temizlikte kullandıkları kimyasal maddeler nedeniyle astım, kanser, bel fıtığı, kireçlenme, romatizma, menüsküs gibi hastalıklarla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Sesleri, çalıştıkları evlerin duvarlarından öteye geçemeyen ev işçilerinden Ev Emekçileriyle Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) üyesi Arzu Çelebi, 33 yıldır ev işçiliği yaparak geçimini sağlıyor. Çelebi, ayrıca daha önce kansere yakalanmış ve bunu atlatmış.  

'HİÇBİR HAKKIMIZ YOK'

Kamu emekçisi olmadıklarını ve sigortasız çalıştıklarını kaydeden Çelebi, “Bayram izinlerimiz yok. Haklarımız yok. Çay, kahve vakitlerimiz yok. Dinlenme diye bir şey yok. Köle gibi sabah gir ayakların, bacakların kopana kadar çalış. Çalıştığın evin işlerini gördükten sonra, senin işin bitiyor. Hastalansan,  sakatlansan, başına bir şey gelse, paraya ihtiyacın olsa o zaman arkanda kimse yok. Sadece gittiğin zaman paranı alıyorsun. Gitmediğin zaman destekçi değiller. İlk başta 'Sana şu kadar maaş vereceğiz' diyen sözlerin hiçbiri tutulmuyor" dedi. Çelebi, “Ev işçilerinin en büyük sıkıntısı, işten çıkarmak istediklerinde hırsızlıkla suçlamalarıdır. Bu şekilde de ev işçileri birçok şeye maruz kalabiliyor” ifadelerini kullandı. 

‘İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ’

Çelebi ev işçilerinin taleplerini şöyle sıraladı: “Biz de kamu işçisi olmak istiyoruz. İşçi bile sayılmıyoruz,  bu nedenle bizim de bir sıfatımız olsun istiyoruz. Dava açmak istiyoruz; ancak işçi olarak görünmediğimiz için açamıyoruz. Sigortalı olmak ve can güvenliğimizin sağlanmasını, çalışma saatlerimizin düzenlenmesini ve izinlerimizi kullanmak istiyoruz. Yani; 
insanca yaklaşmalarını istiyoruz.”

'EVİD-SEN’E ÜYE OLUN'

52 yaşındaki Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) üyesi Elif Han (52) ise, çok sayıda haksızlık ile yüz yüze kaldıklarını söyledi. Ev işçisi kadınları EVİD-SEN’e üye olmaya ve beraber haksızlıklara göğüs germeye çağıran Han, sigortalı olmak ve çalışma koşullarının düzeltilmesini istediklerini söyledi. (istanbul/MA)
 

www.evrensel.net