Akademisyenlere destek paneli

Akademisyenlere destek paneli

Barış İçin Akademisyenler ile dayanışmak amacıyla, Eğitim Sen, SES ve TTB tarafından 'Akademi biat etmez' başlıklı panel düzenlendi.

Eğitim Sen, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza attıkları gerekçesiyle yargılanacak Barış İçin Akademisyenler ile dayanışmak amacıyla "Akademi biat etmez" başlıklı panel düzenledi. 

İstanbul Tabip Odasında gerçekleşen panelde Prof. Dr. Taner Timur, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Dr. Fatma Gök panelist olarak katıldı. Moderatörlüğünü Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Eş Genel Başkanı Aysun Gezen’in yaptığı panelin açılış konuşmasını TTB Başkanı Raşit Tükel gerçekleştirdi. Barış bildirisine imza atmış akademisyenlerin çeşitli baskılara maruz kaldığını ifade eden Tükel, “Önce üniversitelerde disiplin soruşturmaları başlattılar, daha sonra KHK’lerle ihraçlar ve gözaltılar, tutuklamalar gerçekleşti” şeklinde konuştu.

Küçük illerde yaşayan akademisyenlerin de yaşam haklarının ellerinden alınmaya çalışıldığını belirten Tükel, akademi biat etmedi, etmeyecek vurgusunda bulundu. Tükel, “İhraçlar döneminde kimse baskılara boyun eğmedi. Dayanışma gösterdi. Daha da büyüyerek dayanışma sürecek. 3’üncü aşamaya geldik. Yarından başlayarak bu süreci göreceğiz. Düşünce açıklarken de baskı altında kalınmaması gerekiyor. Şimdi olduğu gibi işini kaybetme tehditlerini tamamen dışında kullandığı zaman özgürlük alanı oluyor. Tarih, karanlık dönemlerin aşılmasının sayısız örnekleriyle doludur. Bilime, barış talebine, düşünce özgürlüğüne tahammül edemeyen, yaşam hakkın tanımayan karanlık dönemler aşılacak. KHK ile ne ihraçlar ne de yargılanmak bizleri yolumuzdan alıkoymayacak.  Emek, demokrasi ve toplumsal barış için verdiğimiz mücadeleyi sürdüreceğiz. Barışın tesis edilmesi için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu.

Ardından konuşan Prof. Dr. Taner Timur ise, üniversitelerin her dönemden daha ağır bir süreç yaşadığına işaret ederken, üniversitelerle ilgili tüm konuşmaların kötü vesilelerle dolu olduğunu söyledi. Sağlıklı, tam özgürlük içinde bir araya gelerek üniversiteyi ideal hale getirmek fırsatının olmadığını söyleyen Timur, “Ben hep üniversiteyi anlatmaya çalıştım. 12 Mart döneminde de üniversiteleri savcıya da anlattım. Üniversite adı üzerinde ‘evrensellik’ kavramından geliyor.  18. yüzyılda üniversiteler ruhban sınıfın, dinin, ilahiyatın kontrolü altındadır.  Modern üniversiteler 19. yüzyılın başlarında Almanya’da çıkmıştır.  Kant aklın vesayet altına aşan değerler sisteminden engellerden birisi dini vesayet demiştir” dedi.
Timur son olarak şunları ifade etti: “Bugünkü varılan nokta tutuklamalar, gözaltılar ve yargılamalar da bu zihniyetin ürünüdür. Bu proje de kendi barutunu bitirmek üzere. Direneceğiz ve yeneceğiz. İdeal bir üniversite kurmaya çalışacağız”
 
Yarınki duruşma öncesi dayanışmanın bir parçası olarak burada bir araya geldiklerini söyleyen Prof. Dr. Fatma Gök ise, duruşmanın herkesin duruşması olduğunu vurguladı.  “Son 15 yılda biat etmediğimiz için bir sürü baskı yaşadık” ifadelerini kullanan Gök, direnç ve direniş tarihlerinin çok uzun bir yol olduğunu belirtti. Dayanışma ezilenlerin nezaketidir ve bizim elimizde olan tek silah dayanışma.  Akademisyen Onur Hamzaoğlu’nun başına gelenleri, ‘onurumuzu savunuyoruz’ diyerek sahiplendik.

Hakikati aramanın akademiyi ve akademisyeni ilgilendirdiğini söyleyen Gök, “Biz hakikati ararken bilimi geliştirmek ve ürettiğimiz toplumla paylaşmak zorundayız. Bilimsel bilgiyi üretecek insanları yetiştirmek akademinin en önemli görevidir” dedi.
 
Son olarak söz alan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, KHK’lerin işleyiş tarzının hem Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası belgelere hem de anayasadaki hükümlere doğrudan doğruya aykırı olduğunu hep dile getirdiğini ifade etti. Kaboğlu, “KHK’ler yalnızca hukuka, anayasanın düzenlemelerine aykırı değil, aynı zamanda ahlaka ve akla da aykırıdır. Bu çok yönlü bir sorundur. Hepimizin yaşamı tehdit altındadır. Devletin en üst yetkilisinin bizi hedef göstermesi suç teşkil etmektedir” dedi.

Kaboğlu: “Anayasa mahkemesi biraz tutarlı ve hukuk mantığına dayalı bir gerekçe yazabilseydi ne hükümet  bu kadar keyfi, ahlaka aykırı, KHK üretemezdi. Seri bir katliam, hukuk katliamı denebileceğimiz kararnameler yazıldı. OHAL devam ederse daha çok KHK çıkacak ve daha çok can yakacak. Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB), ‘Tematik bir rapor hazırlayın bu sorumluluktan kaçmayın’ açıkça çağrıda bulundum.

Panel, soru cevap kısmının ardından, yarın yapılacak duruşmaya katılım çağrısıyla son buldu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net