Bireyler kurumlara  neden ihtiyaç duyar?

Bireyler kurumlara neden ihtiyaç duyar?

Sosyal Antropolog Mary Douglas’ın "Kurumlar Nasıl Düşünür?" adlı çalışması, Syracuse Üniversitesinde (1985) verdiği konferans metinlerinden oluşuyor.

Zülal GÜNEY

“Kurumlar hiçbir şeyin görünmediği ve hiçbir sorunun sorulmadığı gölgeli yerler yaratır. Diğer alanlarıysa, ince elenip sık dokunmuş ve düzenlenmiş, açık seçik detaylar aracılığıyla gösterirler...”

Sosyal Antropolog Mary Douglas’ın "Kurumlar Nasıl Düşünür?" adlı çalışması, Syracuse Üniversitesinde (1985) verdiği konferans metinlerinden oluşuyor. Kitap, kurumsal yapılanmaya yönelik teorik bir çerçeve sunduğundan önemli. Zira kurumsallaşmayı toplumsal hayatın sürdürülebilirliğinin örgütlenmiş hali olarak düşündüğümüzde bu önem daha bir açığa çıkıyor. Böylelikle Douglas, evrimsel aşamaları takip edip, kurumsallaşmaya teorik bir çerçeve çiziyor.

Kurumların Kendi Zihinleri Olamaz, Ölçeğin Küçüklüğü Hesaba Katılmadığında, Örtük Gruplar Nasıl Hayatta Kalır?, Kurumlar Analoji Üzerine Kurulur, Kurumlar Özdeşlik Kazandırır, Kurumlar Hatırlar ve Unutur, Kurumsal Unutma Vakası, Sınıflandırmayı Kurumlar Yapar, Kurumlar Ölüm Kalım Kararları Alır...ana başlıklarıyla okuyucuya sunulan çalışma, bir toplumun mantığını ve nasıl yönetildiğini ya da yönettiğini anlamak açısından oldukça kapsamlı referanslar sunuyor.

Douglas’ın çalışmasının başlangıç noktasını ise Emile Durkheim ve onun takipçilerinin kurumlar ve sosyal gruplardan birer birey olarak bahsetmelerine bağlı olarak oluşan karşıtlık oluşturuyor. Sonrasında da Douglas, E. Evans-Pritchard ve Levi-Strauss’u takip ediyor. Oradan da dünyaca ünlü Bilim İnsanı Robert Merton’u çalışmanın üzerinde şekillendiği ana referans nok-tası olarak belirliyor. Kurumsallaşma fikri ise yüzyıllardır şekillenerek günümüze kadar geliyor. Daha açık bir deyişle, kurumsallaşma fikri ve ihtiyacı toplumların evrimsel aşamalarının girintilerinde önemli bir yer teşkil ediyor. Dolayısıyla sadakat, kutsallık, fedakarlık, dayanışma... gibi kavramlar arka planda geziniyor. 

KURUMLARIN KENDİ ZİHİNLERİ...

Merton’u temel referansı kılan Douglas, Durkheim, Pritchard ve Strauss’un tezleriyle kurumların temsil işlevlerinin oluşum sürecinin antropolojik tablosunu tüm çerçevesiyle ortaya çıkarıyor. Tabii anlaşılır olmak için hayattaki olaylardan da oldukça bol örnek kullanıyor. Bu örnekler toplumların ve bireylerin düşünmek için kurumsallığa niye ihtiyaç duydukları meselesini değişik cepheleriyle aydınlatmaya hizmet ediyor. 

“Kurumların kendi zihinleri var mıdır?” diye sorduğumuzda ise “Kurumların kendi zihinleri olamaz” diyor Douglas. Tabii bunu Durkheim ve Fleck’e bir yanıt olarak söylüyor. Durkheim’in düşüncesini “güncel tartışmalarla oldukça alakalı” bulan Douglas, “O, sivil toplumun temellerinin faydacılıkla hiçbir zaman açıklanmayacağına inandı” diyor. Ve şöyle devam ediyor: “ Onun döneminde faydacılığın birçok karmaşık problem ve paradoksundan şüphe duyulmamıştı. Ama o, rasyonel bireylerin çıkarcı hareketleri sonucunda toplumsal düzenin otomatik olarak oluştuğu Benthamcı modelin fazla kısıtlı olduğuna başından beri ikna olmuştu, zira grup dayanışmasına bir açıklama getiremiyordu...”

Durkheim’ın sosyolojik epistemolojisinin gelişmeden kaldığına özellikle vurgu yapan düşünür, söz konusu tezin bireyin rolünü azalttığı tespitini yapıyor. “Flek’in dediği gibi, Durkheimcılar, ‘bilimsel olgulara neredeyse dinsel bir huşuya yaklaşan aşırı bir saygı’ göstermiştir. Fleck onların bu tavrını bilimsel bir epistemoloji inşa etme yolunda naif bir engel olarak görüp alaya almıştır.”Durkheim’ın tezleri ve karşılaştığı muhalif fikirler elbette ki bugünkü kurumsallık durumu ve fikrini ortaya çıkarmak açısından önemli. Peki, Douglas  takip ettiği yolda nereye varmak istiyor?

“Öyle veya böyle, bireyler ortak düşüncelere sahiptirler, bir noktaya kadar uyumlu tercihler benimserler ve önemli kararlar almak için, inşa ettikleri kavramlardan başka yolları yoktur.”

Bu yüzden, kararlarımızı hayata geçirip geçirmediğimizle birlikte, fikirlerimizde ne kadar bağımsız olup olmadığımızı anlamak için de kurumların nasıl düşündüğüne bakmakta yarar var.

www.evrensel.net