09 Ekim 2016 13:25

İki elimiz yakanızda

Ankara Katliamında hayatını kaybeden Şebnem Yurtman’ın ablası sorumlular yargılanana kadar mücadeleye ve dayanışmaya çağırıyor.

Paylaş

Serap YURTMAN

Kol geziyor kara zulüm 
İki yakanızda elim 
Anasının feryadıdır 
Yakar bu evreni bilin 

“Uyyyy ben ölim 
Uyyyy ben ölim”**

1 yıl geçti 10 Ekim 2015’in üzerinden. İlk günler nasıl geçecek diye düşünüyorduk. İlk zamanlar tek  tek sayıyorduk günleri, 23. gün, 24. gün, 25, 26... diye gitti bir süre. Sonra aylar girdi devreye, şimdi, yıllar. Zaman acımasız, onlarsız günler akıp gidiyor. Yıllar geçecek üzerinden ama acıları geçmeyecek, taptaze kalacak. “Evladını kaybeden bir anne için; her gün ilk gündür” sözü gerçekmiş, annemle anladım. Peki nedir dayanılmayacak bu acılara katlanmamızı sağlayan ‘şey’? Ben güç diyemiyorum çok güçsüz kalıyor çünkü insan bu acı karşısında. Bizi ayakta tutan birkaç durum var sanırım. İlki çocuklarımızın, yoldaşlarımızın mücadelesini devam ettirme, düşen bayraklarını yerden kaldırma inancı. Annem ve babam da bu inançla ayakta kalıyor. Şebnem’in, biricik kızlarının mücadelesini devam ettirme inancı.  

Ve tabii ikinci olarak da katillerin, katliamda sorumluluğu olanların, göz yumanların, koruyamayanların, yargılanıp ceza alacakları güne inancımızdır bizi ayakta tutan. 

Ateş düştüğü yeri yakar cümlesi hep acımasız gelmiştir. Elbet bu bizde böyle olmamıştır. Kimin evine ateş düşse bizim de yüreğimiz yanmıştır. Diyarbakır’da, Suruç’ta düşen bombalar sadece orada olanların ailelerini yakmadı. Hepimiz yandık. 10 Ekim’de Ankara’da başka bombalar patlamasın, yeni canlar yanmasın, barış olsun, silahlar sussun, analar ağlamasın diyenleri katlettiler. Çünkü onlar kandan besleniyordu. Biz son nefesimizde bile barışı haykırırken üstelik. 

Biliyoruz ki; 10 Ekim patlamasından sadece barbar terör örgütü IŞİD sorumlu değil. Birkaç IŞİD’linin yargılanıp  ceza alması bu davanın bitmesi anlamına gelmez. Türkiye’nin başkentinde, günler önceden bilinen mitinge, ülkenin başka bir ilinden gelen teröristlere göz yumanlar, barış isteyenleri koruyamayanlar, önlem almayanlar sorumludur ve yargılanmalıdır. Siyasi sorumlular da hesap vermelidir. 

Katliamın yaşandığı 10 Ekim sabahı Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın “Gizli” ibareyle Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na Yunus Emre Alagöz, Hacı Yusuf Kızılbay ve Mehmet İşik’in eylem hazırlığında olabileceğine dair yazı gönderdiği Evrensel Gazetesinde yayımlanan bir haberle ortaya çıkarıldı. Saldırıyı organize edenler, yapanlar bilinmesine, takip edilmesine rağmen hiçbir adım atılmamış. Terörle Mücadele Daire Başkanlığına ‘gizli’ ibaresi ile gönderilen yazıya rağmen IŞİD açık açık Ankara’da saldırıyı planlamış ve uygulamıştı. 

Biz 10 Ekim aileleri olarak hazırlanan iddianameyi kesinlikle kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. İçişleri Bakanının, valinin, MİT’in, Jandarmanın, Emniyet müdürlerinin yani ihmali olan herkesin yargılanmasını istiyoruz. 5 Haziran Diyarbakır patlamasından bugüne patlayan tüm bombalardan siyasi iktidar sorumludur. IŞİD’lilerin ellerini kollarını sallayarak sınırdan geçmesine, Antep’te bazı mahalleri üs olarak kullanmalarına göz yumanlar, ülkede yaşanan saldırıların sorumlularıdır.  Tüm sorumlulardan davacıyız ve iki elimiz yakanızda. Siz yargılanana kadar mücadele edeceğiz. 

DAYANIŞMA ZAMANI

Ülkede onlarca patlama, saldırı olurken hiç istifa görmedik. Güvenlik zafiyeti yokmuş! Son dönemde yaşananlar bize 10 Ekim davasına sahip çıkmamız gerektiğini  gösteriyor.

O kadar patlamada İçişleri Bakanı olup istifa etmeyen/ettirmeyenler, FETÖ’ye karşı mücadelede ağır kaldığı için istifa etti/ettirildi. Aynı zihniyet 10 Ekim sonrası bir kamu görevlisi hakkında dahi soruşturma izni vermezken, kendilerine dönük saldırıları bahane ederek binlerce polisi kamu görevlisini ihraç etti. 

Katliamı yapan, organize eden, göz yumanlar ellerindeki saldırı olacağına dair somut delilleri kulak ardı edenlerin yerine bu haberi yapan gerçek gazeteciler yargılanıyor. Katliamda kusuru olanları, zafiyetleri haberleştiren Hayatın Sesi Televizyonu, İMC TV, TV10 gibi televizyonlar, radyolar,  Özgür Gündem gazetesi kapatılırken, Evrensel, Cumhuriyet  gibi gazeteler üzerindeki baskılar da artıyor. Suçlu ve sorumluları yargılamak yerine suçlu ve sorumluları açığa çıkaran gazetecilerle, gazete ve televizyonlarla uğraştıkları için bu yazıyı yazarken, İstanbul’da yeni bir bombalı saldırı olduğunu öğreniyorum. Bizi, ölümlere katliamlara alıştırmaya çalışıyorlar. 

ALIŞMIYORUZ, ALIŞMAYACAĞIZ!

Tüm bunlar, ilk duruşması 7 Kasım’da Ankara’da görülecek olan 10 Ekim davasına demokrasiden, barıştan yana olanların sahip çıkması gerektiğini gösteriyor. Davayı sahiplenmek ve sorumluların yargılanmasını sağlamak hayatını kaybeden kardeşlerimize, yoldaşlarımıza olan sorumluluğumuzun ve barış mücadelesinin bir gereğidir. Uzun bir dava bizi bekliyor, bunu çok iyi biliyoruz. Bu davayı kazanacağımıza inanıyoruz. Metin Göktepe davasında olan inancımızla bu yola çıktık. Başaracağız. 

* 10 Ekim Ankara patlamasında hayatını kaybeden Şebnem Yurtman’ın ablası. 
**Bülent Aydınel’in Metin Göktepe için yazdığı şiir

ÖNCEKİ HABER

Sennur Sezer’in şiir mirası

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa