20 Mart 2016 08:19

Dere köpeği dere ıslahına karşı

Paylaş

Eren DAĞISTANLI

Geçtiğimiz yıl Kazım Koyuncu’nun mezarı başında yapılacak anma için Pançol’a gitmiştik. Pançol yolu dere kenarından devam eden, gökyüzünü ağaçlardan göremeyeceğimiz geçişlerin olduğu tipik bir köy yolu. En azından, son bıraktığımızda öyleydi. Sugören’den yukarı doğru çıkmaya başladıkça, dere kenarında duvarların yükseldiğini fark ettik. Önce belli kesimler için yapıldığını düşündüğümüz istinat duvarlarının dere boyunca devam ettiğini gördük.
Kazım abinin yanına giderken bu manzarayı gördüğümüz için mi, güzelim dereyi hapsettikleri için mi bilmiyorum, korkunç hissetmeye ve “Bu yapılırken biz neredeydik?” diye söylenmeye başladık. Söylendik ama hiçbir şey de yapamadık…
Biz bir şey yapamadık ama; 24 Ağustos 2015 günü dere yapacağını yaptı. Plansız ve keyfi olarak yapılan, neredeyse doksan derecelik virajlarla dereye yön veren duvarlardan Sugören’in merkezine taşmış birçok evi yaşanmaz hale getirmişti.
Sonrasında yapılan incelemelerde; dere içine yapılan yanlış uygulamaların derenin akış hızını daha da hızlandırdığı, dereyi yavaşlatacak herhangi bir doğal unsurun bulunmadığı gibi şeylerin sıralandığı birçok rapor yayınlandı. Olan oldu, ölen öldü, raporlar yazıldı, duvar yerinde kaldı.
Bugün ise ölümlere ve katliamlara alıştırılmak istendiğimiz gibi, doğa talanına da alışkanlık edinmemiz isteniyor. Ortalık toz dumanken, her yerde bombalar patlarken “Neyse bu sefer çok insan ölmedi” dememiz beklendiği gibi, “Neyse en azından maden, HES, yeşil yol değil; dere ıslahı” dememiz bekleniyor. Üstelik dere ıslahı, dere kenarında arazisi bulunanlar için büyük bir “hizmet” gibi yutturulup, söylem beklentisi gereksinim haline getiriliyor.
Bu söylediklerim Artvin bilirkişi keşfi için yöreye gittiğimiz günlerde gerçekleşti. Keşif öncesi Çamlıhemşin Fırtına Vadisi’nde arkadaşlarımızla buluşmak istedik. Evrim ve Gülcay’a misafir olur, çocukları Dersu ve Sofi ile oyunlar oynar, dere sesiyle uyur, ertesi gün keşif için Artvin’in virajlı yollarına koyuluruz diye plan yapmıştık.

DERE SESİ YERİNE KEPÇE SESİ

Dere sesiyle uyumaya kadar da planımız gayet iyi gitti aslında. Çocuklarla oynadık, geçen yazdan yeşil yol eylemlerini izledik, sonrasında dinlenmeye başladık. Ertesi sabah derede çalışan kepçenin sesiyle uyandık. Evrim balkona çıktı, sessizce kepçeyi izledi. Kepçe sit alanlarının içine girmiş çalışıyor. Evrim bir sürü dilekçe yazmış oraya buraya konuyla alakalı, geri dönüş olmamış. Sessizce kepçeyi izlerken, yine Fırtına Vadisi’nde başka bir iş makinasının bizi nerelere getirdiği aklıma düşüyor.
Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları’ndan Yakup Okumuşoğlu’nun hukuk fakültesini bitirdiği ilk yıllarda Fırtına Vadisi’ndeki evinde yatarken duyduğu sondaj makinasının sesine uyanmasını, “Ne yapıyorsunuz burada?” sorusuna “HES yapılacak buraya” cevabını duymasıyla eline kalemi alarak HES’e karşı dilekçe yazmasını, aradan geçen 20 yıla rağmen hala aynı belayla uğraştığımızı düşünüyorum uzun uzun.
Kepçe sesi eşliğinde kahvaltımızı ettikten sonra Dersu ile dere kenarında gezintiye çıkıyoruz. Dersu 5 yaşında. Bu kış İstanbul’a geldi gezmeye. Kadıköy’deki Kurbağalı dereyi, kendi köyündeki dereye pek benzetemedi. Kurbağalı dereyi unutmamış olmalı ki, kendi köyünün deresinde çalışan kepçeyi göstererek “Gitsinler Kadıköy’deki boklu dereyi çalsınlar” diye tepki gösterdi.

TÜM EFSANELER DOĞADAN YANADIR

Dersu şanslı çocuk, bütün günü dere kenarında tavukların ve ördeklerin peşinde koşarak geçiyor. Dersu’nun birkaç nesil öncesi pek şanslı değildi. Çocukların dere kenarlarında, orman içlerinde gezmelerini - başlarına bir şey gelmesin diye- engellemek için efsaneler uydurulurdu. Benim bildiklerim arasında Gema Koçi’ler (dağ adamları) ve Goncoloz’lar vardı.
Yakın zamanda ise Fırtına Vadisi’nde bir efsane olan “Dere Köpee” ile tanıştım. Dere köpee (dere köpeği); temel amacı minikleri coşkun yaz başı deresinden uzak tutmak olan, derenin akıntısı bol, derin ve anaforlu bölgelerinde yaşayan bir canlı. Balıkla ve bulduğunda insan etiyle beslendiği ve sudaki kayalarla aynı renkte, pütürlü, ters piramit bir gövdeye sahip olduğu söylenir. En belirgin özellikleri arasında kaşsız büyük gözler, burunsuz bir yüz, göğüs kısmına değin uzanan devasa sivri iki dişi bulunması gösterilir.*
Tüm masal kahramanları, tüm efsaneler doğadan yanadır. Dere köpeği de sanırım Fırtına Vadisi’ndeki bu duvar çılgınlığına karşı çıkacaktır diye düşündüm ilk duyduğumda. Dere ıslahına karşı “Allah da sizi islah etsun” mi der, yoksa evinin içine giren kepçeyi mi yer bilemiyorum. Tek bildiğim ya dere köpeği kazanacak, ya dere kaybedecek. Dere kaybederse; sel olunca “felaket”, ölüm olunca “kader” denecek.

CERATTEPE’DE EFSANELERE GEREK KALMASIN DİYE

Fırtına deresini dere köpeğine emanet edip, barajlar yüzünden duran Çoruh’un kenarından Artvin’e doğru yola koyuluyoruz. Cerattepe’de gema koçilere gerek kalmaması tek derdimiz.

*kaynak: Birkan Yüksel

ÖNCEKİ HABER

Artvin’in ötesi

SONRAKİ HABER

YTÜ öğrencileri: Okulumuzdaki millet bahçesi projesi iptal edilsin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa