05 Ocak 2020 18:23

Kasım Süleymani suikastının sonuçları

İranlı Komutan Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi Arap basınında tartışılıyor. El Ahram’da Tarık Osman’ın yazısı suikastın dört sonucu olduğunu vurguluyor.

Fotoğraf: İRNA /AA

Paylaş

Tarek OSMAN
El Ahram

İran’ın uluslararası askeri ve istihbarat müdahaleleri kolu olan Kudüs Gücünün eski başkanı General Kasım Süleymani’ye düzenlenen Amerikan suikastının dört sonucu var.

BİRİNCİSİ İŞLEVSEL

Süleymani’nin Lübnan’daki rolü hiçbir zaman danışmanlıktan başka bir şey değildi.

Suriye’de, Esad rejimi altında büyük ölçüde birleşik bir ülke hedefi neredeyse tamamlandı. Yemen’de rolü asla doğrudan katılımlı değil, ancak öncelikle yönlendirme konusunda tavsiyelerde bulunmak ve yorum yapmaktan ibaretti.

Bununla birlikte Süleymani’nin öldürüldüğü Irak’ta rolü işlevsel olarak kritikti. Orada, Süleymani, ülkede aylarca süren şiddetlenen devrimin tepkilerini organize ediyordu.

ABD’nin işgalini takiben 2000’lerin ortalarından beri Irak’a hâkim olan tüm siyasi yapıya karşı bu devrim, iki nedenden ötürü İran için doğrudan bir tehdittir. Birincisi: bu siyasi yapı, İran’daki İslam Cumhuriyeti’nin yönetiminin temeli olan farklı politik Şiizm formlarına dayanmaktadır.

İkincisi: Şii çoğunluğu ve birçok siyasi ve sosyal özelliğiyle Irak, çeşitli alanlarda İran’ı andırıyor. Irak’taki siyasi Şiiliğin düşmesi İran’da güçlü tepkimelere neden olabilir. Bu nedenle Süleymani’nin Irak’taki işlevsel rolü yalnızca İran’ın Irak’taki nüfuzu için değil, İran rejiminin kendisinin istikrarı için de çok önemliydi.

İran’ın dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, Süleymani’nin yerine hızla bir Kudüs Gücü başkanı atadı. Ancak bu geçiş sorunsuz olmayacak. Başlangıç olarak, Süleymani, parlak bir stratejist, detay odaklı operasyonel bir yönetici, yenilikçi istihbarat subayı ve iletişim ve anlatı sanatlarının bilgili kullanıcısı olan nadir bir liderdi.

Buna ek olarak, kariyeri boyunca artan güçlü bir karizması vardı. Adı bir marka oldu ve Kudüs Gücü’nün en güçlü varlığı haline geldi. Onun yokluğu, son on yılda Kudüs Gücünü karakterize eden etkinliği azaltacaktır.

Buna ek olarak, Süleymani yönetiminde Kudüs Gücü büyük kaynakları topladı ve büyük ölçüde İran silahlı kuvvetlerinden bağımsız olarak çalıştı. Bu özerkliği korumak zor olacak. Ve böylece onun yokluğu, Kudüs Gücü’nün gelecekteki işleyişi ile ilgili olarak bir revizyonla da sonuçlanabilir.

İKİNCİ SONUÇ İRAN’IN İÇ POLİTİKALARI İLE İLGİLİDİR

Kasım Süleymani, muhtemelen Ayetullah Ali Hamaney’den sonra İran’daki en güçlü ikinci kişiydi.

Yüce Liderin yerine geçecek nitelikte değildi. Ancak ülkenin kapalı güç çevrelerindeki etkisi ve erişimi, İran’ın Şii öğrenim merkezi ve ülkenin önde gelen teolojik figürlerinin yoğunlaştığı Tahran’da ya da Kum’da potansiyel emelleri frenledi. Büyük ölçüde, özellikle rejimin askeri ve teolojik yönleri arasında bir dengeleyici faktördü.

Artık bu ağırlık merkezi gitti ve Ayetullah Ali Hamaney 80 yaşına yaklaştıkça, bu iki taraftaki bazıları üst yuvada oynamaya başlayabilir. Özellikle İslam Cumhuriyeti rejimi bir iç isyanla karşı karşıya kaldığı için iç siyasi çatışmalar pek olası değildir. Ancak en üstte geçiş döneminde, sistemin farklı kanatları arasındaki sürtünme şimdi daha olasıdır.

ÜÇÜNCÜ SONUÇ ALGI İLE İLGİLİDİR

İran’ın son 15 yıldaki yayılmacılığının başarısının bir kısmı şu algıyı yaratmak ve sürdürmek üzerine inşa edildi: İran nasıl kazanacağını biliyor.

Bu algı büyük ölçüde gerçekliğe bağlıydı. Çünkü İran, Batı ile yaptığı görüşmelerde (Donald Trump ABD Başkanı oluncaya kadar), Lübnan, Suriye, Irak ve büyük ölçüde Yemen’de gerçekten de önemli başarılar elde etti.

Bu algı İran’a rakiplerini onunla ilgilenirken temkinli kılacak bir başarı havası vermeyi amaçladı. “Marka Süleymani” bu algının bir parçasıydı.

Kentteki Amerikan büyükelçiliğinin saldırıya uğramasının hemen ardından ve Trump’ın sorumluların bunun bedelini ödeyeceği yönündeki tehdidi sonrasında gerçekleştirilen Bağdat suikastı, Süleymani’nin operasyon ağına sızıldığı, izlendiği ve kolayca saldırıya uğradığı algısına yol açabilir. Bu durum, İran’ın yaratmak için çok çalıştığı algısını zayıflatıyor.

DÖRDÜNCÜ SONUÇ İRAN’IN TEPKİSİYLE İLGİLİDİR

Süleymani’nin mirasının ağırlığı göz önüne alındığında, yurt içinde ve dışında, İran’ın suikasta vereceği karşılık ciddi olmalıdır.

Burada hem ABD’nin (ve onunla birlikte İsrail ve potansiyel olarak Suudi Arabistan) hem de İran’ın (ve onunla birlikte Hizbullah ve Esad rejiminin), her ikisi de savaştan kaçmaya çalışırken ikisinin de diğerine karşı harekete geçmeye zorlandığı bir oyunda birbirlerinin saldırılarına yanıt vermeye çalıştığı bir duruma gireceğiz.

Bu tehlikeli bir dinamik, özellikle bir ABD başkanlık seçim yılında, ABD siyasetinin dilinde hiçbir Amerikan başkanı zayıf görünme riskini göze alamaz.

Ortadoğu gözlemcileri bu sonuçları dikkatle değerlendirmelidirler, çünkü İran’ın iç politikalarını, Körfez’deki savaşı ve barışı ve Doğu Akdeniz stratejik manzarasını iyi etkileyebilirler.

(Çeviren: Yusuf Ertaş)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Bir zam haberi de Yıldız Teknik Üniversitesi yemekhanesinden

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa