03 Ocak 2020 15:34
Son Güncellenme Tarihi: 03 Ocak 2020 18:12

Uzmanlar İranlı general Kasım Süleymani’nin öldürülmesini değerlendirdi

Faik Bulut, Hakan Güneş ve Seda Altuğ, İranlı general Kasım Süleymani ile Haşdi Şabi yöneticilerinden el Mühendis’in öldürülmesini Evrensel'e değerlendirdi.

Soldan sağa: Hakan Güneş, Seda Altuğ, Faik Bulut | Fotoğraflar: MA

Paylaş

Meltem AKYOL
İstanbul

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile Şii Haşdi Şabi örgütü yöneticilerinden Ebu Mehdi el Mühendis’in öldürülmesini Hakan Güneş, Seda Altuğ ve Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut Evrensel'e değerlendirdi.

Faik Bulut, saldırı sonrası Irak’ta ve bölgede, Şii-Sünni, Kürt-Arap çatışmasının ve IŞİD’in yeniden canlanacağı görüşünde.

İran’ın yapacağı hamle ile sürecin nasıl evrileceğinin daha net okunacağını söyleyen Hakan Güneş ise, “Ne olursa olsun Ortadoğu hakları açısından hayırlı olmayacak. Irak’ta, Lübnan’da, İran’da... Bölgede ne zaman bir sosyal hareket çıksa dış müdahaleler bu tür iç dinamikleri bastırmaya yarıyor. Bu İran açısından da son derece kazançlı, ABD açısından da” dedi.

Akademisyen Seda Altuğ ne olacağını atılacak adımların belirleyeceğini söyledi ve "Savaş mı yoksa sadece Trump’ın iç politika hamlesi mi göreceğiz” ifadelerini kullandı. Altuğ Süleymani’nin öldürülmesinin İran, Irak ve Lübnan’da devam eden eylemleri sert bir biçimde bastırmanın aracı haline getirilebileceğini söylüyor: “Irak’ta protestocular bun karşı ‘İran-Irak yöneticileri-elitleri birbirinize ne yaparsanız yapın ama bizi kendi aranızdaki savaşa karıştırmayın biz bu düzenin değişmesini istiyoruz’ diye açıklama yaptı.”

GÜNEŞ: İRAN ETKİSİNİ SINIRLANDIRMA HAMLESİ

ABD’nin 2003 Irak işgali sonrası İran’ın bölgedeki nüfusunun arttığına dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş’e göre Kasım Süleymani’nin öldürülmesi “Amerika liderliğindeki İsrail’in ve Suudi Arabistan’ın yürüttüğü İran’ın etkisini sert bir biçimde sınırlandırma faaliyetlerinin bir parçası.”

“Peki bu İran’ın bölgedeki gücünü zayıflatır mı?” sorusuna Güneş, şöyle yanıt veriyor: “Tek başına bu zayıflatmaz, ABD ve sözünü ettiğimiz güçler İran’ın merkezine, yani Tahran’a yönelik bir saldırıya kalkışmadığı sürece, İran’ın bu tür olaylardan daha fazla güç devşiredeceğini söyleyebiliriz. Çünkü sahada ciddi bir hakimiyeti var İran’ın ve bu çatışma İran ve müttefiklerinin yanına daha fazla yaklaşmasına neden olur.

Muhtemelen bu çatışma Suriye’de Lübnan’da, Yemen’de, Pakistan’da, Afganistan’da ve hatta Afrika’nın bazı bölgelerinde hissedilecek. İran neredeyse 40 yıldır neredeyse 40 cephede varlık gösteriyor. İran'ın ABD ile mücadele yöntemi sadece konvansiyonel ordu caydırıcılığı, savunma hazırlıkları düzeyinde değil, daha çok kendi sınırları dışındaki çeşitli İran yanlısı grupların üzerinden yaptığı eylemlerle ilgilidir. 1980-88 İran-Irak savaşı döneminde örneğin Lübnan sahasını böyle bir yaklaşımla kullanmıştır. Yine benzer adımlar atabilir...”

"HÜRMÜZ KAPATILABİLİR, ABD ÜSLERİ HEDEF OLABİLİR"

İran’ın olası hamlelerini de yorumlayan Güneş, muhtemel 3 senaryonun devreye girebileceğini söylüyor: “Hürmüz’den petrol geçişlerini yavaşlatmak ya da engellemek... Amerika ve müttefiklerine ekonomik bir zorluk çıkarmak. Fakat bu aynı zamanda İran’ı da ekonomik olarak çok zora sokacak bir seçenek ama konu ister istemez buraya gelebilir.

İkinci seçenek müttefik olduğu güçlerin desteğini daha fazla almak için doğrudan ABD hedefleri yerine İsrail gibi güçlere dönük bazı eylemler bir seçenek olabilir.

Üçüncü seçenek ise doğrudan ABD’nin bölgede askeri üslerinin hedef alınması. 36 Amerikan askeri üssünün İran’ın menzili içerisinde olduğu açıklaması geldi İran’dan. Bu misillemenin üslere yönelik verileceğini işaret ediyor. Bu arada İran bir saldırı yapmadan Amerika’dan da başka bir saldırı olabilir vb. Bunlar takip edeceğimiz konular ve üstelik İsrail’de de hükümet büyük bir karmaşa içerisinde. Oradan da yine öngörülmeyen adımlar atılabilir. Bütün bu olasılıklar içerisinde şunu söylemeliyim ki mutlaka bir yanıt verecek.

Bir de burada öngörülemeyen şey Trump faktörü. İran bu yanıtın sınırlı bir askeri yanıtın ötesine geçmesi durumunda bu gerçekten iki ülkenin de kontrol edemeyeceği olaylar zincirini başlatabilir bu son derece tehlikeli olur. Bu durumda Tahran’daki rejim binaları hedef olabilir. Ama ne olursa olsun Ortadoğu hakları açısından hayırlı olmaz. Bir de Kasım Süleymani figürü bir tür dünyada her istediğini yapan Amerikan gücüne karşı bir denge unsurunun savaşçı komutanı-kurtarıcı olarak görülen bir figür. Ama aynı zamanda başta İran’daki muhalifler olmak üzere, komünistler ve kadınlar olmak üzere bir kasap.”

"HALKLARIN YARARINA DEĞİL"

Güneş son olarak şunları söyledi: “Lübnan ve Irak’taki protestoların en büyük özelliği bunların bir mezhep dairesinden çıkarılmış olmasıdır, ben bir Sünni-Şii çatışması olacağını öngörmüyorum. Bu daha çok İran yanlısı-İran yanlısı olmayan bir çatışma olacağını düşünüyorum. Ama şunu söylemeyelim, dış politika okuması yapılırken son derece ‘dışarıdan’ yapılıyor. Bütün bu bölgedeki halkların sosyal talepleri, eşitlik talepleri, kadınların özgürlük talepleri sonunda Amerika’nın ya da İran’ın bir tanesine taraf olmaya indirgeniyor. Bu dünyanın en yanlış politik okuması. Kasım Süleymani’nin öldürülmesinde de bunu görüyorum. Sonunda işte ‘bakın gördünüz mü Amerika çıkarmıştı bu olayları’ gibi okumaya vardırılıyor, halbuki sosyal süreçlerin kendi özellikleri var. Ama şunu söylemeliyiz, daha önce olduğu gibi Irak’ta, Lübnan’da, İran’da... bölgede ne zaman bir sosyal hareket çıksa dış müdahaleler bu tür iç dinamikleri bastırmaya yarıyor. Bu İran açısından da son derece kazançlı, ABD açısından da.”

SEDA ALTUĞ: SAVAŞI TIRMANDIRACAK MI, İÇ POLİTİKA HAMLESİ Mİ BUNDAN SONRAKİ ADIMLARLA GÖRECEĞİZ

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Seda Altuğ, Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin şimdiye kadar olan ABD-İran geriliminden farklı bir anlamı olduğu görüşünde. Altuğ, “Süleymani çok önemli bir kişi, bilhassa Lübnan iç savaşı sırasındaki Amerikalılar suikastini yaptıran şahıs. Etkisi de Irak, İran, Lübnan iç savaşları ile sınırlı değil. Meksika’da bile suikast düzenleyen bir kişi. İran rejim yanlısı, tam bir asker, görev adamı, gözünü kırpmadan her şey yapabilir. Komünistlerin, Kürtlerin, İranlıların da katili. İran rejimi açısından çok önemli bir kişi yani. Bu sikastin neye yol açacağını aslında sonrasında atılan adımlarla göreceğiz. Bu ciddi bir savaşın, Trump’ın yeni Ortadoğu politikası’nın ilk adımı, başlangıcı da olabilir, ya da tamamen Trump’ın -Clinton’un 2011’de yaptığı gibi- Amerika içerisindeki muhalefeti, ona yönelen eleştirileri bertaraf etmek için kullandığı bir adım da olabilir. Yani bunun tırmanıp tırmanmayacağını aslında atılan adımlarla göreceğiz.”

Altuğ ekliyor:

“Şu anda rejim karşıtı olan Suriyelilerde büyük bir ferahlama var. Çünkü Suriye savaşının Suriye rejimi lehine değişmesini mümkün kılan askeri kumandan, binlerce kişinin katili olan kişi Kasım Süleyman. Şu anda hala ‘muhaliflerin’ elinde olan bölgelerde helva falan dağıtılıyor. Kim tarafından öldürülmüş olursa olsun, ABD emperyalizmi, ABD’nin yeni Ortadoğu politikasının başlangıcı olsa bile çok sevinenler var, ama çok panik olanlar da var.  Ve buna karşı nasıl bir hamle yapılmayı planlayanlar da var: İran, Irak Hükümeti, Esad...”

ALTUĞ: PROTESTOLAR SERT BİR BİÇİMDE BASTIRILABİLİR

Altuğ, suikastin hali hazırda Irak’ta Lübnan’da devam eden gösterilere etkisinin ne olacağını da anlattı: “Bunun askeri gerilim gibi sonuçları olacağı gibi esas olarak gerek Irak’taki gerek Lübnan’daki protestolara da -ki buralardaki protestolar hem içerik olarak birbirine benziyor hem de karşı oldukları siyasi aktörler açısından birbirine benziyor- etkisi olacak. Çok büyük ihtimalle buralardaki protestolar sert bir biçimde bastırılacak.”

ALTUĞ: PROTESTOCULAR “BİZ DÜZENİN DEĞİŞMESİNİ İSTİYORUZ” DİYE YANIT VERDİ

Altuğ Irak’taki protestocular olabilecekleri görerek bir açıklama yaptığının altını çizerek şunları söylüyor: “Irak’ta protestocular ‘Kendi işlerinize bizi karıştırmayın, İran-Irak yöneticileri-elitleri birbirinize ne yaparsanız yapın ama bizi kendi aranızdaki savaşa karıştırmayın biz bu düzenin değişmesini istiyoruz’ diye bir açıklama yaptılar. Ama muhtemelen çok sert bir şekilde bastırma yoluna gidilecektir. Önce Irak’ta sonra Lübnan’da... İran’da be olacak. Savaş durumlarında ne oluyorsa o olacak, resmi söylem ‘Amerika bize saldırıyor, siz hala bizi bölmeye çalışıyorsunuz’ diyerek protestocuları da Amerikan yanlısı olmakla suçlayacaklar. Ve bölge ülkeleri açısından tam anlamıyla ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Olası bir savaş bütün bölgeyi çok kötü etkileyecektir. Bu askeri gerginlik tırmanacak mı ona bağlı. Gerginliğin tırmanması durumunda Türkiye’ye de etkisi olur elbette. Çok ciddi etkileri olur Türkiye’ye. Hem İran üzerinden hem de Suriye üzerinden. Mülteci meselesi dışında İran hattının zayıflaması Sünni bloğu güçlendirecektir ve bunun üzerinden de Türkiye’ye etkisi olur.”

BULUT: SÜLEYMANİ'NİN DÜNYADA SÖZ SAHİBİ OLDUĞU YÖNÜNDE BİLGİLER VAR"

Irak’ta protestoların başladığı günden bu yana yaşananları özetleyen Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut ise “Irak’taki eylemler aslında hem Irak'taki bölünmüşlüğü hem yoksulluğa-yoksunluğa, gadre uğramışlığa karşı bir isyandı. Fakat İran ile Amerika hemen bu isyanı kendileri açısından kullanmaya çalıştılar, çalışmaya da devam ediyorlar. İran bugün ‘Irak’taki Amerikan oyunudur’ demeye başladı, Amerika da ‘Eylemler İran'a karşı bir ayaklanma’ gibi bir propaganda ile işin içine girdi. Kimin ne kadar parmağı var, hepsinin parmağı olabilir, devletler oyununda mümkündür. Haşdi Şabi İsrail ve Amerika açısından çok büyük tehlike olarak görülüyor çünkü. Sonuçta karşılıklı yapılan hamleler... İşte İran Konsolosluğuna saldırılar, Amerikan üslerine saldırılar, Haşdi Şabi’ye saldırılar, Amerikan konsolosluğuna saldırılar sonuçta olaylar Kasım Süleymani’nin öldürülmesine dayandı. Kasım Süleymani daha önce Irak'taki Kürt referandumu sırasında da devredeydi, Suriye, Lübnan’a kadar gittiği konuşuluyordu. Dünyada söz sahibi olduğu yönünde bilgiler var, dolayısıyla önemli bir isim” diye konuştu.

"İRAN’IN HAMLESİ IRAK’LA SINIRLI KALMAZ..."

Bulut, İran’ın yapacağı misillemenin yalnızca Irak’ta olmayacağı görüşünde:

“İsrail, Amerika ve Suudi ortaklığıyla doğrudan İran’ın içine bir füze saldırısı ya da hava saldırısı olmadığı taktirde, İran’ın aşağı yukarı taktikleri bellidir, kendi bağlantıları yoluyla, bu Lübnan’daki Hizbullah da olabiliyor, Irak’taki Haşdi Şabi de olabiliyor, bunlar aracılığı ile Amerika’nın üslerine, hedeflerine dolaylı bir biçimde eylem yapmak. İHA’lar vasıtasıyla da olabilir. Irak’ta olursa büyük bir mesaj olabilir ama ben yalnızca Irak’ta olabileceğini düşünmüyorum. Pakistan, Afganistan, Lübnan, Suudi Arabistan, Arap Yarım Adası, Afrika’nın bazı bölgelerinde Amerika’nın hedeflerine yönelik eylemler yaparlar diye düşünüyorum. Ama Kasım Süleymani’ye misilleme olarak hangi Amerikan şahsiyeti gider, diplomat mı olur, bir Amerikan generali mi olur onu bilemem.”

"SÜNNİ-Şİİ ÇATIŞMASI ÇIKABİLİR"

Sürecin Irak’a yansımalarını değerlendiren Bulut, IŞİD’in yeniden canlanabileceği uyarısını da yapıyor: “Irak’ta devam eden halk isyanının mezhepçilikten uzak, yolsuzluğa ve yoksulluğa karşı, rüşvetin olmayacağı, nispeten gelir dağılımının eşit paylaşılmasını isteyen bir halk hareketiyken iki yöne evrilebilir: Biri mezhep savaşları; Şii-Sünni çatışması yaşanabilir, bu İran’ın dayandığı güçlerin büyük oranda parçalanması demek. Ayrıca İŞİD ve benzer örgütler yeniden canlanabilir. Ve Kürt-Arap çatışması ihtimali de var ama bu daha ikinci planda. Mesela Amerika kendisini sağlama almak için, Bağdat’taki temsilciliklerini Kürdistan bölgesine çekebilir, ki orada üsleri var zaten. Ama oradan uçak kaldırdığı zaman bir Kürt-Arap çatışması yaşanabilir.”

"İSRAİL’İ RAHATLATIR"

“İran’ın yalnızca kendi iç işleriyle ve Irak’la meşgul olması aynı zamanda Suriye’deki rolünün de zayıflaması anlamına gelir” diyen Bulut devamında şu değerlendirmede bulunuyor: “Gerçi Suriye’de artık İran’a çok ihtiyaç kalmadı ama İsrail’i Lübnan bölgesinde rahatlatır. İsrail zaten bahane arıyordu Hizbullah ile kavga etmek için. Lübnan’da da biliyorsunuz bir halk hareketi var. Hizbullah’ın Lübnan’daki hükümet üzerindeki etkisini kırabilir, Amerika oradan yola çıkarak Hizbullah’ın aleyhine çevirebilir, oradan da Suriye’de de aleyhine çevirmiş olur.”

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Manneken Pis (İşeyen Çocuk) heykeli nerede, ne zaman yapıldı, nasıl sembol oldu?

SONRAKİ HABER

Merkel Türkiye'de | Erdoğan: Libya'daki kaos tüm Akdeniz havzasını etkileyecektir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...