21 Ağustos 2019 18:58

Dr. Kerim Has: Rusya, ABD-Türkiye yakınlaşmasına karşı İdlib kartını çıkardı

Dr. Kerim Has, Türkiye’nin ABD ile vardığı güvenli bölge anlaşması üzerine Rusya’nın İdlib kartını kullanmaya başladığını söyledi.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Meltem AKYOL
İstanbul

Suriye ordusu, başta el Kaide bağlantılı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) olmak üzere cihatçı grupların kontrolündeki İdlib’e operasyonunu yoğunlaştırdı. Ordunun Han Şeyhun’a girmesi ile birlikte de Türkiye’nin kurduğu 12 askeri gözlem biri olan Morek kuşatma altında kaldı. Rusya’nın desteği ile hız kazanan operasyonlar yeni soruları da beraberinde getirdi.

İdlib’de yaşanan gelişmeleri Evrensel’e yorumlayan Rusya Uzmanı Dr. Kerim Has, operasyonların hız kazanmasında; Türkiye’nin ABD ile vardığı güvenli bölge anlaşmasından Rusya’dan alınan S-400’lere kadar pek çok gerekçesi olduğunun altını çizdi.

Has, “Ankara ile Washington’un müzakereleri hızlandırması da Rusya’yı, en hafifinden söylersek, endişelendiren bir durum. Bu da Moskova destekli Şam’ın İdlib’de operasyonları yoğunlaştırmasına ve Rusya’nın Demokles’in Kılıcı mahiyetindeki İdlib kartını ABD-Türkiye ilişkilerine Suriye’de özellikle balans ayarı çekme amaçlı kullanabilmesine yol açıyor” dedi.

‘SOÇİ’NİN HİÇBİR MADDESİ HAYATA GEÇİRİLMEDİ’

Suriye ordusunun mayıs başından beri İdlib’de adım adım ilerleme stratejisi izlediğinin altını çizen Has operasyonun hız kazanmasının nedenleri ise şöyle anlattı:

“Han Şeyhun, Suriye ordusu için çok stratejik öneme sahip M5 otoyolu üzerinde yer alıyor ve M5 otoyolunun, M4 otoyolu ile birlikte 17 Eylül 2018’de Soçi’de Türkiye ile Rusya arasında varılan İdlib mutabakatına göre 2018’in sonuna kadar rejimin kullanımına açılması gerekiyordu. Dolayısıyla da Türkiye’nin de bunu sağlaması lazımdı, ama bu gerçekleşmedi. Yine mutabakatta yer alan Heyet Tahrir el Şam’ın, hatta radikal bütün grupların, İdlib çeperinden 15-20 kilometre içeriye doğru nakledilmeleri, bir anlamda 15-20 kilometre kadarlık bir silahlardan arındırılmış bölgenin kurulması öngörülüyordu. Ama bu da gerçekleşmedi. Aynı şekilde o dönem itibariyle Heyet Tahrir el Şam bölgenin yüzde 40-50’sini kontrol ediyor idiyse, ki Putin’in son açıklamasına göre yüzde 50’sini kontrol ediyordu, günümüzde ise yüzde 90’a varmış durumda.

Bunun haricinde Han Şeyhun, Ceyş-ül İzza dediğimiz diğer örgütün kontrolü altında. Yine Ceyş-ül İzza’nın da Heyet Tahrir el Şam ile çok sıkı fıkı bir ilişkiye sahip olduğunu zaten herkes biliyor.

İdlib mutabakatının hiçbir maddesinin şu ana kadar bir şekilde hayata geçirilememiş olması Suriye ordusunun büyük kapsamlı operasyonlarla değil ama adım adım İdlib’de ilerleme stratejisini devreye sokmasını ve bunun da Moskova tarafından desteklenmesi neticesini verdi. Bu operasyona da bu açıdan bakmak gerekiyor.”

RUSYA, BALANS İÇİN İDLİB KARTINI ÇIKARDI

Operasyonun hızlanma nedenlerinden birinin Türkiye yönetiminin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alması olduğunu da belirten Has, “Hem Moskova’da hem de Şam’da, S-400’lerle Rusya’ya askeri bağımlılığı artan bir Ankara’nın, İdlib’deki kör düğümü rejim lehine sonuçlandırmak zorunda kalacağı şeklinde bir kanaat hakimdi. S-400’ler dolayısıyla ABD’nin ekonomik planda Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının eli kulağında olsa da Ankara’nın, İdlib yüzünden Moskova ile köprüleri atması kendi çıkarları açısından hayli lüks olurdu. Bu da ister istemez karşımıza Şam’ın İdlib’de iştahını kabartan bir tablo çıkardı. Burada belki üçüncü neden olarak şunu belirtmek lazım; son günlerde Moskova-Tahran-Şam üçlüsünden ayrı bir hatta, Fırat’ın doğusuna yönelik bir çeşit güvenli bölge konusunda Ankara ile Washington’un müzakereleri hızlandırması da Rusya’yı, en hafifinden söylersek, endişelendiren bir durum. Bu da Moskova destekli Şam’ın İdlib’de operasyonları yoğunlaştırmasına ve Rusya’nın Demokles’in Kılıcı mahiyetindeki İdlib kartını ABD-Türkiye ilişkilerine Suriye’de özellikle balans ayarı çekme amaçlı kullanabilmesine yol açıyor” dedi.

TSK ÇATIŞMANIN ORTASINDA

Dr. Kerim Has, Han Şeyhun kuşatması sürerken bölgeye giden TSK konvoyunun Suriye güçleri tarafından vurulmasını da değerlendirdi. Suriye tarafı konvoyun ordunun çatıştığı cihatçı gruplara yardım için gittiği iddiasını dile getirmişti.

“Rejim Türkiye’nin gönderdiği bu silahların bölgede kendisine direnç gösteren cihatçıların eline geçeceğini düşünüyor ve bu silahların cihatçıların eline geçmesini engelleme amaçlı Türk askeri konvoyunu hedef aldı” diyen Has şöyle devam etti:

“Açıkçası AKP’nin ne yapmaya çalıştığını bilene Nobel Ödülü vermek gerekiyor. Bu çok anlaşılabilir değil. TSK gözlem noktaları çatışmanın ortasında kaldı, şu an zaten Han Şeyhun düştü, Morek’teki Türk gözlem üssü zaten rejim tarafından kuşatılmış olacak. Diğer gözlem üslerinin çoğunun etrafı zaten Heyet Tahrir el Şam’ın kontrolü altıda. Türk askeri her an bir saldırıyla karşılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. İdlib’de bir çeşit el Kaide’nin oluşması durumu da var ki bu Türkiye’nin güvenlik çıkarları açısından hiç uygun bir durum değil.”

TSK ile Suriye ordusunun çatışma tehlikesi olduğunu söyleyen Has, devamında şu değerlendirmede bulundu:

“Bu olasılık, her geçen gün daha da artıyor. Ama bu, Moskova’nın hiç arzu etmediği bir gelişme olur. Dolayısıyla, Türkiye ile Suriye’nin karşı karşıya gelmemeleri için Rusya’nın da özel çaba harcayacağını ve bir anlamda hakemlik rolünü daha etkin şekilde yerine getirmeye çalışacağını düşünüyorum. Bu şekilde hiçbir önlem alınmadan İdlib’deki statükonun sürdürülmesi hem Türkiye’nin başını ağrıtacak bir durum olarak karşımıza çıkabilir hem de zaten mevcut sorunu çözmediği için Suriye ile ilişkiler de Moskova ile ilişkiler bu riskli rayda devam edecek. Kaldı ki İdlib meselesi Demokles’in Kılıcı gibi Türkiye aleyhine kullanılabilecek bir enstrümana dönüştü hem Moskova hem de Rejim açısından. Bu ister istemez Türkiye’nin sahada askeri olarak bulunsa da askeri olarak yıpranmasına yol açabilecek bir tablo ortaya çıkarıyor.”

Has, “Bir an önce 9 numaralı gözlem noktasından çıkılması gerekiyor ama bunun da haricinde sadece o gözlem noktasından çıkılması değil diğer bütün gözlem noktalarından da çıkılıp tam tersine Türkiye’nin sınır güvenliğinin arttırılması, güçlendirilmesi gerekiyor” dedi.

‘ELEŞTİRİ OLUR DİYE TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI RİSKE EDİLİYOR’

Has, AKP iktidarı ile Şam yönetiminin son 2 yıldır Moskova aracılığı ile kapalı kapılar ardında diplomatik görüşmeler gerçekleştirdiğine dikkat çekerken, görüşmelerin neden açık yapılmadığını ise şöyle açıkladı:

“İç siyasetteki dengeler nedeniyle, Erdoğan’ın geri adım atmasının içeride eleştirilere neden olacağı düşünüldüğü için, bu kapalı kapılar arında yapılan görüşmeler açık edilmiyor, resmi düzleme taşınmıyor. Ama bence bunun bir an önce yapılması gerekiyor, burada iç siyasette eleştiri olup olmaması Türkiye’nin çıkarlarından daha önemli değil.”

BİR YANDAN ANAYASA BİR YANDAN GÜVENLİ BÖLGE ÇELİŞKİ

ABD ve Türkiye yönetimlerinin Suriye’deki Kürt bölgesinde oluşturmayı planladığı “güvenli bölge”ye dair adımlarını iç siyasetteki gelişmelerle birlikte değerlendiren Dr. Has, şunları söyledi:

“Türkiye içerisinde Diyarbakır, Van, Mardin Büyükşehir Belediye başkanları görevden alınıp kayyum atandı. Kürt meselesinde eğer bir vizyon geliştirecekseniz burada yapacağınız en mantıklı adım ülkenin demokratik standartlarını daha yüksek seviyeye çekmektir; adalet ve hukuk mekanizmasındaki sorunları gidermeye çalışmaktır. Daha yeni seçimler olmuş, toplumun veya o bölgede yaşayan insanların bir tercihi söz konusu; bunları göz ardı ederek, siyasi hesaplarla devletin demir yumruğunu Kürt toplumuna yaşatmak ne adalete sığıyor ne de Türkiye’nin kendi çıkarları açısından hem içeride hem de dışarıda çok daha zorluklarla karşılaşılabilmesine neden olacağı için bu doğru bir adım değil. Dolayısıyla Fırat’ın doğusunda Kürtlerle barış içinde yaşamak istiyorsanız, o zaman bu tarz bir kayyum ataması çelişki. Yok eğer Kürtlerle savaşacaksanız, Suriye’de o zamanda ABD ile bu tarz güvenli bölge gibi bir proje geliştirmeniz mantıksız. Hatta ABD’nin Türkiye’de İncirlik Üssünü kullanarak veya diğer yollarla bölgede PYD’ye, YPG’ye yardım götürdüğü biliniyor. Eğer Kürtlerle savaşacaksanız, en basitinden o zaman ABD yönetimi ile böyle bir ilişkiye girmemeniz ya da İncirlik Üssünü kapatmanız gerekiyor.”

‘SURİYE’DE YENİ MACERALAR STRATEJİK HATA OLUR’

AKP hükümetinin Suriye konusundaki katıldığı siyasi toplantılara da dikkat çeken Has, “Bir taraftan Astana süreci yürütülüyor. Anayasa komitesinin eylül ayı içerisinde Türkiye’de yapılması planlanan Putin, Ruhani, Erdoğan görüşmesinde kurulması ve ilan edilmesi planlanıyor. Bir taraftan siyasi sürece ağırlık vermek istiyorsunuz. Ama diğer yandan Fırat’ın Doğusunda askeri harekat planlıyorsunuz. Ve İdlib’de askeriniz her an bir çatışmanın, ateş hattının içerisinde, ortasında kalabilir. Yine aynı şekilde bu bölgedeki sorunlu gruplar; en radikalinden en ılımlı cihatçılarla olan ilişkilerde veya temaslarda kendi içerisinde çok çelişkiler barındırıyor. Yani Anayasa üzerinde çalışılırken, Türkiye’nin Suriye’de yeni maceralara yelken açması, bence çok stratejik bir hata olur” diye konuştu.

ÖNCEKİ HABER

İşten atılan Aliağa işçileri ifadeye çağrıldı

SONRAKİ HABER

İzlanda halkı ABD’nin ülkedeki askeri varlığını güçlendirmesine karşı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa