13 Ocak 2019 18:10
Son Düzenlenme Tarihi: 14 Ocak 2019 08:36

Adana'da ‘Hangi Sabahattin Ali?’ söyleşisi yapıldı

Adana Kitap Fuarı'nda Kor Kitap, Manos Kitap’ın düzenlediği, Mahmut Fikirsindi'nin yönettiği söyleşiye Adnan Özyalçıner ve Tahir Şilkan katıldı.

Adana'da ‘Hangi Sabahattin Ali?’ söyleşisi yapıldı


Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Sabahattin Ali’nin ölümünün üzerinden 70 yıl geçmesi ile telif hakkı kalkan kitaplarını basmaya başlayan Kor Kitap, Manos Kitap’la birlikte ‘Hangi Sabahattin Ali?’ başlıklı bir söyleşi düzenledi.

Mahmut Fikirsindi'nin moderatörlüğünde yapılan söyleşide, toplumsal çelişkileri emekçilerin tarafından işlediği öyküleriyle tanınan Adnan Özyalçıner ve Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Yönetim Kurulu Üyesi Tahir Şilkan; öykücü, romancı, şair, gazeteci ve şair kimliğiyle Sabahattin Ali’yi anlattı.


Fotoğraf: Evrensel

‘SABAHATTİN ALİ’NİN TOPLUMSAL GERÇEKÇİ ANLAYIŞI, ELEŞTİREL GERÇEKÇİLİK’

Sabahattin Ali’yi öykücülüğüyle anlatan Adnan Özyalçıner, Sabahattin Ali’nin yazdıklarıyla geçmişle de ilişki kurarak bugüne gönderme yaptığını belirterek “Bütün iyi, soylu yazarlar bunu yaparlar. O yüzden öldürülüyorlar” dedi.

Sabahattin Ali’nin çağdaşı Sait Faik gibi yazarlarla birlikte Türkiye’de çağdaş öykücülüğü kuranlardan olduğunu dile getiren Özyalçıner, “Anadolu yaşamından kaynaklanan öykülerinde gerçekçi bir tutumla ezilen insanların acılarını, eşitsizlikler, adaletsizlikler karşısında durumlarını, yoksulluk içerisinde bırakılışlarını anlatır. Onun için kentten çok köy ve kasaba öyküsü olarak ortaya çıkar. Çevreye dışarıdan bakmaz. Çevrenin içerisinde yaşayarak olayları ve kişileri bulup eleştirir” ifadelerini kullandı. Sabahattin Ali’nin gözleme dayanan gerçekçilik yerine eleştirel gerçekçilikle toplumsal gerçekliğin öncülerinden biri olduğunu söyleyen Özyalçıner, “Öykülerinde güçlü doğa tasvirleri yanında sergilediği katı gerçekler anlatımını da etkilemiştir. Onun için öykülerinin sert ve çarpıcı bir havası vardır. Toplumsal çelişkiler ve sınıfsal ayrımları kaynaklanan katı gerçekleri anlatırken gülmeceye de yer verir. Amacı güldürmek değil içeriği daha iyi belirtebilmek için okuru daha fazla etkilemektir” dedi.

‘KÖYDEKİ AĞANIN YERİNİ ŞEHİRDE KAPİTALİST ALIR’

Sabahattin Ali’nin, Anadolu insanının kadersizliğini anlatan öykülerinin yanı sıra işçileri anlatan öykülerinin de olduğunu ifade eden Özyalçıner, “İşçi öyküleri çok fazla değildir ama köydeki ağanın yerini kentte kapitalistin aldığını görürüz. Sömürü, acımasızlık aynı sömürü ve acımasızlıktır” diye konuştu. 

‘DOĞRULARI, DOĞRUDAN SÖYLEDİĞİ İÇİN CEZAEVLERİNDEN KURTULAMADI’

Sabahattin Ali’nin doğruları, doğrudan doğruya söylediği için hapislerden kurtulamadığını söyleyen Özyalçıner, "Bu baskılardan yurt dışına çıkarken öldürüldü" dedi. Sabahattin Ali'nin mizahını ne kadar acı bir noktaya dokunduğunun demokrasi tarifinden anlaşıldığını söyleyen Özyalçıner, “Demokrasi halkın halk tarafından halk için idare etmek olduğuna göre hükümet halka ait işlerden elini eteğini çekmeye başlamalı. Kendi işine bakmalıdır. Mesela şimdiye kadar okulunu, köyünün yolunu, devresini, köprüsünü yapmaya mecbur olan köylü bütün memleketteki soşe yollarını, demir ve köprülerini imece yoluyla yapmalı. Hükümetse sadece hükümet konağı, beyzadelere lüks okul, kendi bulundukları sokaklara asfalt yol yapmakla kalarak halk hakimiyetini sürdürmelidir” şeklindeki sözlerini paylaştı. 

‘MARKO PAŞADAKİ YAZILARINDAN RAHATIZ OLDULAR’

Tahir Şilkan, Sabahattin Ali'nin Kor Kitap'tan çıkan roman ve öykülerine Adnan Özyalçıner'in yazdığı önsöz ve sonsözü ile kitapların farklı gözle okunabileceğini söyledi. Her yazarın eserlerinde kendisinden izler bulunduğunu söyleyen Şilkan, Nazım Hikmet'i Kürk Mantolu Madonna romanın ilk bölümünü çok beğendiğini belirterek “Keşke roman buradan devam etseydi. Maria Puder bölümü ayrı roman olsaydı” dediğini aktardı. Özyalçıner, Sabahattin Ali yaşasaydı o ailenin uzun tarihini de yazabileceğini söyledi. Sürekli kapatılan Marko Paşa dergilerinden yazdığı yazıların Sabahattin Ali'nin öldürülmesinin nedeni olduğunu ifade eden Şilkan, dergide yazdığı yazıdan bir bölüm paylaştı; 

“Missouri Zırhlısı Türkiye'ye 'demokrasi getirirken' çekinmeden bizim bildiğimize göre bağımsız bir memleketin toprakları üzerinde, ister general olsun ister teknisyen, ister üniforma giysin, ister sivil, ister yaya dolaşsın, ister cip otomobiline binsin, yabancı bir devletin ordusuna mensup birlikler, devamlı vazife ile bulunamazlar.”

‘ANLATILANIN GERÇEKLİĞİNİ OKURA HİSSETTİRMİŞTİR’ 

Orhan Kemal'in "Çamaşırcının Kızı" öyküsünü verdiği bir çamaşırcı kadının "ben bunları zaten biliyorum" diyerek öyküyü kendisine geri verdiğini anlatan Şilkan, "Sabahattin Ali'de de aynıdır. Ama anlatılanın gerçek olması önemli değildir. Sabahattin Ali'de de öyle anlatmıştır ki anlatılanın yaşanılabilir olduğu okura geçmiştir. Okur böyle yaşamış mıdır diye düşünür" ifadelerini kullandı. Kuyucaklı Yusuf romanından bahseden Şilkan, karısına göz koyan kasaba bürokrasisinin Yusuf'u atlı tahsildar yaparak kasabadan uzaklaştırdığını söyledi. Kasabada Kaymakamı da jandarma komutanı da hakimi de mal müdürü de olanları görmezden geldiğini söyleyen Şilkan, "Şimdi de bakıyorsunuz bir ilde 14 yaşındaki çocuğa kasabanın neredeyse yarısı tecavüz etmiş. İlçe bölük komutanı da nüfus müdürü de var, vergi dairesi müdürü de, eşrafı da var. Oturak âleminin masrafını da eşraf karşılıyor. Orada Sabahattin Ali onurunu koruyan bir hikaye anlatır. En umutsuz göründüğü anda bile Yusuf umutludur. Gösterdiği yol mücadeledir. Atını dağlara sürüyor” dedi. (Adana/EVRENSEL)

 

ÖNCEKİ HABER

Avrupa’da plastik poşet sayısı nasıl azaldı?

SONRAKİ HABER

Sudan’da eylemler sürüyor: Eczacılar başkentte greve başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa