‘Sonuçları kadar çocuk istismarının nedenlerine de odaklanılmalı’

Psikiyatrist Kenan Eren: İdam ve hadımın caydırıcılığı tartışmalı. Çocuk istismarının nedenleri araştırılmalı.

Son dönemde idam ve kimyasal hadımla gündem edilen çocuk istismarına ilişkin Psikiyatrist Kenan Eren’den önemli uyarı ve öneriler geldi. Hükümet yetkililerinin çözüm olarak gündeme getirdiği idam ve hadımın cayrıdırı olmayacağını vurgulayan Eren, istismarın önlenmesi için önce nedenlerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti ve istismarı engelleyecek önemli uyarılarda bulundu.

Cinsel istismar ve cinsel şiddet uygulayanların neredeyse yüzde 100’ünün erkek olduğuna dikkat çeken Dr. Kenan Eren, “Bu nasıl bir ‘hastalıksa’, sadece erkeklere denk geliyor. O zaman oturup düşünmemiz gereken şey şu, bu erkekleri nasıl yetiştiriyoruz” şeklinde konuştu.

‘İDAM VE HADIMIN CAYDIRICILIĞI TARTIŞMALI’

Son dönemde yaşanan çocuk istismarı vakalarını üzülerek takip ettiğini belirten Eren şöyle konuştu:
“Biz doktorlar, bir sorunu ele aldığımız zaman, sorunun kendisi üzerinden değil onu ortaya çıkaran nedenlere daha çok kafa yorarız. Yani tamam bir infial yaratan olay var, üzerine gitmemiz lazım ama istismarı yaratan, cinsel veya fiziksel şiddete yol açan asıl nedenleri ele almamız gerekiyor. İdamın, kimyasal hadımın caydırıcılığı çok tartışmalı. Ama bunun yerine toplumda bu davranışlar neden oluyor bunun üzerinde durmak lazım. Tabii ki çözüm aramak zorundayız ama ceza diyince benim aklıma aslında idam veya kimyasal hadım yerine ağırlaştırılmış müebbet, ömür boyu toplumdan tecrit edilme geliyor. Bunun daha etkili olabileceğini düşünüyorum.”

‘AİLE İÇERİSİNDE ÇOCUKLARIN HER ŞEYİ KONUŞABİLECEĞİ BİR İKLİM YARATILMALI’

Aile içerisindeki iletişimin önemine değinen Eren şöyle devam etti:
“Ülkemizde özellikle cinsel alanda hiçbir eğitim verilmediği düşünülür. Aslında veriliyor. Doğru cinsel bilgi verilmeyerek, saklanarak, ayıplanarak zaten bir eğitim verilmiş oluyor. O zaman çocuk ‘Cinselliğin ‘c’sinden bile bahsetmemem lazım’ mesajını alıyor. Oysa en sağlıklı aile, evinde çocuklarının her şeyi konuşabileceği bir iklim yaratan ailedir. Anne babalar çocukların cinsellikle ilgili her sorduğu sorunun cevabını ya da nasıl cevaplanacağını bilemeyebilirler. Soruları yok saymak ya da çocuğu terslemek yerine “Bunu bilmiyorum,  birlikte araştıralım” denilebilir. Okul konusunda ise Avrupa’ya baksınlar. Bu konu anaokulundan, kreşlerden başlıyor.”

‘CİNSELLİĞİ GÜNAH KAVRAMIYLA ELE ALMAK ÇOCUĞU İSTİSMARIN İÇİNE ATMAKTIR’

Çıplaklığın tahrik unsuru olmadığını dile getiren Eren, “Yapılan çalışmalar da bunu söylüyor. En büyük cinsel organ zihinsel dünyamızdır. Kadın erkek aynı toplumda, masada, kanepede oturmalı. Aynı halayda omuz omuza olmalı. Harem selam kavramını ele almamız lazım. Bunu güncellememiz lazım. Siz evde cinselliği hiç konuşmazsanız, günah kavramıyla ele alırsanız, çocuğunuzu direkt istismarın içine atmış oluyorsunuz. Zaten cinsel eğitimin en büyük faydası nedir? Cinsel istismara, cinsel şiddete karşı çocuğun kendini koruyacak önlemler almasını sağlamaktır. Bu cinsel şiddeti uygulayanların hepsi 'pedofiliktir' demek de doğru olmaz. Sonuç olarak, benim bu ülkede gözlemlediğim, cinsellikle ilgili çok ciddi bir sınav veriyoruz” şeklinde konuştu.

‘HASTALIK DEMEK İSTİSMARI MASUMLAŞTIRIYOR’

Disiplinler arası bir çalışmayla toplumun her kesiminin el atması gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Eren, “Hastalık demek işi masumlaştırıyor. Bilimsel çalışmalar bu duruma hastalık, hatta parafili demiş ama çocuklar yardım çağrısı isteyemeyecekleri bir yerde bu durumlarla karşılaşıyorlar. İstismarcılar genelde yakalanarak ortaya çıkıyorlar. Bu suçu planlı bir organizasyon şeklinde yapıyorlar; akıl hastaları böyle planlı programı şekilde yapmaz. Yani hastalık demek tartışmalı bir konudur. Konuyla ilgili mücadele ve bilinçlendirme sürecine başta devlet, siyasetçiler, hukukçular, tıpçılar, eğitimciler, psikiyatristler, psikologlar, sosyologlar, yani herkes dahil olmalı. Bu ciddi bir insanlık dramıdır” şeklinde konuştu.

‘ÇOCUK YAŞTA EVLİLİKLER DE İSTİSMARLA BİRLİKTE ELE ALINMALI’

Çocuk yaşta zorla evliliklerin de istismar olduğunu vurgulayan Eren, “Bütün bunlara karşı cezai önemler almayı amaçlarken, ‘çocuk gelin’ kavramı da bu kapsam içine alınmalıdır. 'Çocuk gelin' kavramı, ‘Çocuk cinsel bir nesne olabilir’ algısını oluşturmuyor mu? O zaman bir şeyi ele alırken, ona ortam hazırlayıcı noktaları ve iklimi dikkate almadan sonuca ulaşamayız” dedi.

‘ÇOCUKLARIN DOĞAYI SEVMELERİNİ SAĞLAMALIYIZ’

Hayvan haklarıyla ilgili yapılacak düzenlemelerin bu konuyla ilgili de önlem niteliğinde olacağını söyleyen Eren, “Çocukları yetiştirip eğitirken öncelikle doğayı sevmelerini sağlamalıyız. Hayvanı seven çocuk doğayı sever, yeşili, çimeni, denizi sever. Onun insana zarar vermesi çok düşük bir ihtimal olur. Yani ruh sağlığı yerinde olan bireyler olabilir. Anne babaların hepsi evinde kedi köpek baksın demiyorum ama en azından çocuğun sokakta gördüğü köpeğe taş atmasını engellesin. Çocuk onu bilmeyebilir ama o düzeni anne baba kurar. ‘Köpek ısırır, kuduzdur, zarar verir’ yerine ‘Köpek yaşamaya hakkı olan bizimle aynı gezegeni paylaşan çok önemli bir canlıdır’ demeleri lazım” şeklinde konuştu. (DHA)

Sevda Karaca: ‘Yeni yasa’ dedikleri istismarı aklama yasası!

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Temmuz 2018 18:33
www.evrensel.net