İÜ'de açık ders: Koca bir çınarı bölüp iki ağaç çıkarmak istiyorlar

İstanbul Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri, üniversitelerin bölünmesini öngören tasarıyı bir kez daha Beyazıt Meydanı’nda protesto etti.

İstanbul Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri, Beyazıt Meydanı’nda üniversitelerin bölünmesini öngören kanun tasarısını bir kez daha protesto etti. Protestoya Marmara, Yıldız Teknik ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri de katıldı. İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri Tamer Demiralp ve Doç.Dr Esra Arcan üniversite önünde açık ders verdi.

Arcan, İstanbul Üniversitesini bekleyen tehlikenin tamamen piyasaya hizmet eden bir üniversiteye dönüşmek olduğunu belirtti. Bölünmeyle birlikte akademik üretimin temel koşulu olan multidisipliner çalışma ortamının İstanbul Üniversitesinde ortadan kalkacağını kaydeden Prof. Demiralp ise, “Koca çınarı ortadan ikiye bölerek iki ağaç ortaya çıkarmak istiyorlar” diye konuştu. Öğrenciler ise sık sık "İÜ bölünmez tarih silinmez" sloganları attı.

İKİ AKADEMİSYEN İKİ DERS

Dersten önce İÜ’de rektör seçilmesine rağmen atanmayan Prof. Dr. Raşit Tükel, tasarının geri çekilmesi çağrısı yaparak “İstanbul Üniversitesi bileşenleri bu bölünmeden haberdar değil. Biz itirazlarımızı Beyazıt’ta, Cerrahpaşa’da dile getirdik. TBMM’de oylama yapılması bekleniyor. Meclise buradan tekrar seslenerek itirazımızı yükselteceğiz. Bu yasa tasarısı geri çekilmelidir” dedi.

Fotoğraf: Uğur Zengin/EVRENSEL

İlk dersi veren Prof.Dr. Taner Demiralp, 37 yılının İstanbul Üniversitesinde geçtiğini belirterek “Üniversitelerin akademik özgürlük fikrini besleyen yapılar olması gerekir. Bilimsel araştırma yapar üniversiteler, kimsenin bilmediği bilgileri üretmek gibi vasıfları vardır. Gelişmiş ekonomiler arasına girmek istiyorsanız bilimsel araştırma yapmanız gerekiyor. Bütün üniversiteler araştırmacı yetiştirmek zorunda değil ama üniversitede akademisyenin yetkin meslek insanları yetiştirebilmesi için araştırma yapmış insanlara ihtiyaç var” dedi.

İÜ BİLİMSEL BİLGİDE ÖNDE

İyi araştırmacı yetiştirmenin temellerinden birinin "multidisiplin" olduğunu söyleyen Demiralp, “Tek bir noktadan baktığınız ölçüde başka perspektifleri goremiyorsunuz. Bu çok tehlikeli bir şey” diye konuştu. YÖK’ün yaptırdığı çalışmaya göre İÜ’nün multidisipliner çalışmayı sağlayabildiğini söyleyen Demiralp şu verileri sıraladı: İÜ, son yıllarda en çok bilimsel bilgi üreten üniversite. En çok atıf alan 3'üncü üniversite. Sağlık alanında açık ara farkla birinci. Bunların büyük bir kısmı disiplinler arası çalışma. Performası destekleselerdi, 10 gündür bu işlerle değil laboratuvarda vakit harcasaydık daha iyi yerde olabilecektik. Sağlık alanında araştırma yapan ekipleri ortadan ikiye bölüyorsunuz. Bunun mantığını anlamak zor. Koca çınarı ortadan ikiye bölerek iki ağaç çıkarmak istiyorlar.

'TÜM BİLEŞENLERİN FİKRİ ALINMALI'

Doç. Dr. Esra Arcan ise “İstanbul Üniversitesini ne bekliyor?” sorusunu katılımcı ve ticari üniversite kavramlarını karşılaştırarak yanıtladı. Katılımcı üniversite kavramını, “Hepimizin karar mekanizmasında olacağına dair bir umut” olarak tanımlayan Arcan, “Bugün bizim, dün Marmara’nın başına geldiği gibi tepeden inmeci kararlarla değil, ortak kararla bilim yapma imkanına işaret eder. Bugün öğrenciler, idari çalışanlar, akademisyenler olarak birçok üniversiteden bir arada olmamızın nedeni budur. Üniversitenin tüm bileşenlerinin fikrini almak ve çözüm üretmek amacıyla bir aradayız” dedi.

'MEŞRUİYET YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR'

Üniversite bileşenlerinin yasa tasarısını televizyondan öğrendiğini dile getiren Arcan, “Ama hala bölünemedi. Biz katılımcı karar mekanizmaları oluşturamadık. Bizim olmadığımız süreçlerde karar mekanizmalarından dışlandık, yok sayıldık. 'İÜ’yü bölüyoruz ama daha çok karar mekanizmasında yer vereceğiz' dediler. Bizler bilgilendirilmedigimiz için bu ütopya gibi görünen yöntem nasıl olacak? Bu kararlar meşru değildir. Şimdi meşruiyet yaratılmaya çalışılıyor” dedi.

KATILIMCI ÜNİVERSİTE-TİCARİ ÜNİVERSİTE

Devlet ve pazar ilişkisi içinde "Girişimci, ticari" üniversite anlayışının hakim kılınmak istendiğine dikkat çeken Arcan şöyle konuştu: Bu üniversitelerde (girişimci-ticari) rektörler akademisyen deneyiminden gelmemiştir. Rektörlerin amacı ticari kurumlarla ilişkiyi geliştirmektir. Pazara hitap eden bir üniversite olduğu için pazarın ihtiyacı olan kararları alan yetkin ‘liderler’ olarak gündeme gelirler. Katılımcı üniversitelerin girişimci üniversitelere dönüşmesine tek gerekçe gösterilir. ‘Hızlı esnek karar alıp piyasaya hizmet edebilmek için’ onları bölmek gereklidir. İÜ’yü bekleyen gelecek budur. Akademisyenin, memurun öğrencinin söz hakkı yoktur. Sadece pazara hizmet eden ‘lider’ yöneticinin söz hakkı vardır. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Mayıs 2018 17:34
www.evrensel.net