Oyunlar arası epik bir başkaldırı: Kafkas Tebeşir Dairesi

Oyunlar arası epik bir başkaldırı: Kafkas Tebeşir Dairesi

Cem Keser, Bertolt Brecht’in Çinli Yazar Liçenfu’nun 'Tebeşir Dairesi' oyunundan esinlenerek yazdığı 'Kafkas Tebeşir Dairesi' adlı oyununu yazdı.

Cem KESER
İstanbul

Bertolt Brecht’in sahneye fısıldadığı oyunun adı “Kafkas Tebeşir Dairesi”... Brecht’in, Çinli Yazar Liçenfu’nun “Tebeşir Dairesi”den esinlenerek kaleme aldığı oyunun metnini Türkçe’ye aktaran Can Yücel, yönetmeni ise Ümit Aydoğdu... Tüm bu isimler ve oyun hakkında altyapı bilgileri bir araya gelince iç sesimiz parabasis (maskeleri çıkarın) diye sesleniyor.

Koltuklara oturuyoruz ve oyun(masal) başlıyor. Oyuncular aslen Bükreşli bir grup olan Ando Drom’un “Keren Chave” adlı ezginin melodisi ile ufak bir dans koreografisi yaparak sahneye giriyorlar. Sıkıntılı zamanlar iyi bir öğretmendir, umudun ne demek olduğunu anlarsınız.  Ve sesleniyor oyuncular: 

‘’Duy duy oğul duy duyup gönlünü doldur/ gönlü dolu olanın güneş ışır içinde’’. Bu girişle birlikte oyunun yüksek tempoda geçeceğine kanaat getiriyoruz, ilk olarak gözümüze sahnede dekor olmaması çarpıyor, oyunculara fiziksel olarak çok iş düşecek belli. Öyle de oluyor Gruşa rolündeki Rana Büyükyılmaz’ın tanıtımlarda da belirttiği gibi iki bidon birkaç tane sopa ile oyun sahneleniyor.

‘’Evvel zaman içinde kan-ı revan içinde/ Bir kent vardı bir kent/ namı çıkmış/ namı laleş!”

Oyun, namı çıkan bu kentte bir yortu sabahında başlıyor, İkinci Dünya Savaşı yılları, kentte zalim bir vali var, adı Georgeabaşvili ve eşi Natalieabaşvili… Tüm bu şaşanın içinde birbirine sevgi besleyen hizmetçi Gruşha, Askersimon ve trajik bir olayla Gruşha’nın sahiplendiği ‘’bir bebek’’ ve uzayan yollar…

SADECE OYNANMAK İÇİN KURGULANMAMIŞ 

Oyun sadece oynanmak üzerine kurgulanmış bir oyun değil. Bertolt’un bağlı bulunduğu epik tiyatro akımı dolayısıyla dekorun, konunun, mizansenin, epizotun, motifin kısaca sahne ve oyunla ilgili her mefhumun sahnenin sınırlarını aşarak izleyicinin tüm benliğinde eridiği, hatta erimekle kalmayıp seyirciyi de oyunun bir parçası haline getiren bir yapısı var “Kafkas Tebeşir Dairesi”nin.

Peki seyirci bir oyunun parçası nasıl olabilir? Yalnız “Tebeşir Dairesi”nin öyküsünü dinleyenler, Şu türküyü ezber etsinler: “Sahiplik için bir şeye, ona yararlı olmak gerek!/ Bebeğe iyi bakan ananındır bebek!”. Oyununun sorgulatmak istediği konuyu seyirci de yaşatmak ve izleyen bireyin bu konuyu sorgulamasını sağlamak epik tiyatronun amentülerinden biri. “Kafkas Tebeşir Dairesi”nde ise izleyici Gruşa ve sahiplendiği bebek üzerinden yöneten-yönetilen, hak eden-haksızlığa uğrayan çelişkisini oyunun yüksek temposu içerisinde sorgulamaya itiliyor. Yani izleyici tüketmekten ziyade üreten pozisyonuna sokulmak isteniyor ki bu durum Brecht tiyatrosunun başat muradıdır.
Bahsettiğimiz bu yüksek tempolu sorgulama izlencesini, seyirciye çok başarılı bir şekilde yansıtıyor Tiyatro Adam oyuncuları, oyunun içinde yer yer kendi bedenlerini bile dekor olarak kullanmaları izleyicinin oyunu daha net hissettiriyor. 

KENDİNİZİ OYUNUN İÇİNDE BULACAKSINIZ

İkinci bölüme geçiyoruz. Karşımızda Azdak…  Arzuhalcilikten baş hakimliğe kadar uzanan bir hayat hikayesi var. Azdak’ın şahsiyetinde kandırılmak ya da masum olmanın arasındaki ince çizgi betimlenmeye çalışılıyor.  Azdak adalet dağıtıyor ya da dağıtmaya uğraşıyor. Bazen doğruyu buluyor bazen yanlışı... Bir gün karşısına elinde bebekle bir kadın geliyor. Bidonun üstünde adalet dağıtmaya çalışan Azdak bir karar vermek zorunda. Acaba azdak ne karar verecek? Bebek kimin? Gruşa ve bebeği çıktıkları yolda nelerle karşılaştılar? Vali’ye ve eşine ne oldu? Gruşa ve simon’un kaderinde neler var?... Tüm bu soruların cevabını bulmak ve bu baş döndürücü epik başkaldırıyı izlemek için oyunculuklarını Baransel Gürsoy, Deniz Özmen, Ediz Akşehir, Esra Şengünalp, Gökhan Azlağ, Pelin Bölükbaş, Rana Büyükyılmaz ve Serdar Akülker’in üstlendiği yönetmenliğini Ümit Aydoğdu’nun yaptığı Kafkas Tebeşir Dairesi’ni izleyin derim. Karşınızda emek verilmiş bir oyun, yüksek enerjili oyuncular ve ismini saydığımız bu 8 ismin yanında görünmeyen 9. oyuncuyu yani kendinizi bulacaksınız.

YÖNETENLER MASKELİ, YÖNETİLENLER MASKESİZ

Yöneten sınıf karakterlerinin (Vali, valinin eşi, şişman prens, grand dük) yüzlerinin maskeli bir şekilde oynanması ya da bu maskeli yüzlerin oyunun genelinde hep “iki büklüm” bir şekilde canlandırılması bunun karşısında  ezilenlerin  yani halkın (gruşha, simon , azdag) dimdik, maskesiz ve yalın duruşları seyirciye oyunu izlemekle birlikte çetrefilli bir sınıf savaşımını algılamak noktasında olanak sağlıyor. Bu durumun böyle olmasının nedeni şüphesiz ki oyunun tümünde şapır şapır terleyen, şekilden şekle giren, dans eden, halay çeken oyuncuların metini çok iyi düzeyde özümsemeleri...

www.evrensel.net