Gandi’nin Adalet Yürüyüşü

Gandi’nin Adalet Yürüyüşü

Kamil Tekin Sürek, Adalet Yürüyüşü'ne başlayan Kemal Kılıçdaroğlu ve Hindistan ulusal kahramanlarından Mahatma Ghandi ilişkisini yazdı.

Kamil Tekin SÜREK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yandaş medya fiziksel benzerliklerine gönderme yaparak Gandi adını takmıştı. Gandi lakabı elbette takılan kişi için utanılacak bir lakap değildir. Mahatma (Büyük Ruh) Ghandi, bütün ömrünü emperyalizmle mücadeleye, yoksulları savunmaya adamış, Hindistan’ın ulusal kahramanlarından biriydi. Yandaş medyanın aptal “cinliği!” ters tepti. Gandi lakabı Kılıçdaroğlu’nu sevenlerce de sahiplenildi. Şimdi, Kılıçdaroğlu’nun Ankara-İstanbul Yürüyüşü Ghandi’nin eylemlerine benzetilerek destekleniyor. Belki de, Kılıçdaroğlu da bu eyleme karar verirken, Ghandi’yi kendine örverirken örnek aldı.

Kılıçdaroğlu’nu böyle bir eyleme sürükleyen gelişmeler neydi?

7 Haziran 2015 seçimler sonucunda, AKP Meclis’te milletvekili çoğunluğunu kaybetti. AKP’siz hükümet ya da en azından bir koalisyon hükümeti ile AKP’yi kontrol olanakları ortaya çıktı. Fakat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın koalisyonu istememesi ve AKP dışı bir hükümete şans vermemesi, seçimin yenilenmesi kararı alması sürecinde, CHP’nin pasif tutumu (adeta iktidara talip olma cesaretsizliği) CHP’nin prestijini sarstı, ona güvenenlerde hayal kırıklığı oluşturdu. CHP’nin Erdoğan tarafından siyaseten ezilmesinden sonra, gayrimeşru AKP geçici Hükümeti Kürt illerinde yasadışı OHAL’ler ilan ederek çok sayıda kenti yaktı, yıktı, yüzlerce Kürt yoksulu öldürüldü. CHP’nin bu saldırılara da sessiz kalması, prestijini (özellikle Kürtler ve demokratlar nezdinde) daha da düşürdü. 1 Kasım seçimlerinde, AKP yeniden tek başına hükümet kurabilecek kadar milletvekili kazandı.

15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında CHP Darbe’ ye karşı çıkarak bir miktar sempati toplasa da, daha sonra AKP’nin Darbe’yi fırsata çevirerek karşı darbe örgütlemesi, OHAL Rejimi ile ülkeyi KHK’larla yönetmeye başlaması sırasında yine pasif kalması CHP’yi sevenleri yine üzdü. Bunun üstüne bir de HDP’li milletvekillerinin hapsedilmesi için dokunulmazlıkların kaldırılmasında, hukukun en temel kuralı olan “geriye yürümeme kuralı”nın çiğnenmesinde AKP’ye destek olması CHP’nin siyaseten dibe vurduğu günlerdi. 

CHP’nin siyasi basiretsizliğinden de güç alan AKP, kısa sürede Türkiye’yi 12 Eylül Darbesi koşullarına getirdi. Hapishaneler (adi mahkumların sık sık infaz sisteminde değişiklikler yapılarak salınmasına rağmen) tıklım tıklım doldu. Tutuklu ve hükümlü sayısı 197 bine kadar çıkar rekor kırdı. Yüz binden fazla insan KHK’larla işinden atıldı. 160 civarında gazeteci hapsedildi. Gazeteler, televizyonlar kapatıldı. Akademisyenler işten atıldı. Yargı hallaç pamuğu gibi dağıtılarak, tamamen AKP’nin emrine sokuldu. Yüz binden fazla yurttaşın pasaportu iptal edildi, yurttaşlıktan çıkarılmalar başladı. İşkence yine yaygın olarak kullanılır oldu.

AKP’nin OHAL Rejimi bütün ağırlığı ile devam ederken, MHP’nin desteği ile Anayasa değişikliği gündeme geldi. Referandum sırasında AKP’nin yaptığı hilelerle sonucu değiştirmesi karşısında CHP taraftarlarını bir kere daha hayal kırıklığına uğrattı. 

Anayasa değişikliği ve referandum sırasında AKP karşıtları ve demokrasi güçleri mücadele içinde kendiliğinden “Hayır Cephesi” oluşturdu. CHP de bu “cephe” içinde yerini aldı. Referanduma “hayır” çalışmaları, CHP’nin diplere vuran prestijini biraz yükseltti. CHP’nin de içinde olduğu geniş bir demokrasi cephesi talebi üzerine tartışmalar başladı.

İşte, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıla mahkum edilerek tutuklanması bu günlere rastladı. Berberoğlu tutuklaması elbette, AKP’nin demokrasi güçleri ve özellikle CHP’yi sindirmek için yaptığı bir hamle idi.15 Temmuz Darbe Girişimi’nde gizlenen gerçekler, TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu’nun Raporu’nda AKP’lilerin yaptığı komiklikler, “damatlar”a yargı tarafından uygulanan torpiller, dış politikadaki sefalet vb. AKP’yi sıkıştırmaya başlamıştı.

Berberoğlu’nun tutuklandığı gün CHP Yönetimi olağanüstü toplandı. Bu toplantıda neler konuşuldu? Henüz bilmiyoruz. İleride mutlaka kamuoyuna yansıyacak. Fakat, CHP Berberoğlu’nun tutuklanmasına karşı ciddi bir tepki göstermezse, sıranın diğer milletvekillerine geleceği, CHP’ye de HDP’ye yapılanların tekrarlanacağı mutlaka konuşulmuştur.

CHP’nin kararı açıklandı. Kılıçdaroğlu, Ankara Güven Park’ta basın açıklaması yapacak ve daha sonra Ankara’dan İstanbul-Maltepe’ye yürüyecekti.İstanbul’da CHP’liler Maçka Parkı’nda toplanacaktı. Bu açıklama demokrasi güçleri içinde büyük bir heyecan yarattı. Demokrasi güçleri GüvenPark’a yüzbinlerin geleceğini düşünüyordu. CHP, seçmenin dörtte birinin oyunu alan bir partiydi. Ankara ve İstanbul’da yüzbinler sokağa çıktığında, bütün kentlerde binler buna katıldığında AKP iktidarına geri adımlar attıracak baskı oluşturulabilirdi. Fakat, Ankara’daki ilk günkü kitlesel basın açıklamasından sonra, yürüyüş Kılıçdaroğlu’nun tek başına (yanında zorunlu olarak bulunan kırk elli kişi ile birlikte) yürüyüşüne dönüştü. CHP dışındaki güçlerden ciddi destek gelmesine rağmen CHP kitlesi yeterli sayıda kitle sokağa çıkmadı, çağrılmadı. Bu durum, demokrasi güçleri içindeki bazı kesimlerde moral bozdu, CHP eleştirildi. Fakat,Kılıçdaroğlu’nun tek başına yürümesi dahi etkili oldu. AKP’yi tedirgin etti. AKP, yürüyüş eyleminin genişleyip, yaygınlaşacağından korkmaktadır. Tehditlerin kaynağı korkudur.

Gandi’nin Adalet Yürüyüşü desteklenmelidir. CHP’nin yakın geçmişteki siyasi basiretsizlikleri ya da demokrasi mücadelesine katılmaktaki tereddütleri tartışılarak eylem zayıflatılmamalıdır. Tam tersine eylem güçlendirilmeli, Türkiye’nin her yerinde yerel eylemlerle büyütülmeli, adalet talebi diğer taleplerle birleştirilmelidir. Adalet Yürüyüşü’ nün 15-16 Haziran Büyük İşçi Yürüyüşü’ nün yıldönümüne denk gelmesi, güzel bir tesadüf olmuş, kitlelerin gücü yeniden hatırlanmıştır.

www.evrensel.net