13 Kasım 2016 13:59

Tek başına yeterli değilsin

Gönül Kıvılcım yazısında 'Özgürlük nedir?' sorusuna cevap aradı.

Paylaş

Gönül KIVILCIM

“Bize öyle gelirdi ki, özgürlük... çok basit bir şey. Bir süre geçti ve biz kendimiz eğildik onun ağırlığı altında, çünkü kimse bize özgürlüğü öğretmemişti. Sadece özgürlük adına ölmeyi öğretmişlerdi” diyor 2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç “İkinci El Zaman”da.

Özgürlük nedir peki? Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay’ın içinde tutulduğu, yüksek duvarlar, tellerle çevrili o taş binanın dışında olmak mı? Özgürlük yürüyeceğin yolu seçebilmek mi? Yalnız kalmak pahasına, arkandan kimsenin seninle gelmeyeceğini göze alarak.”Ben de tıpkı senin gibi yalnızlıktan bir çıkış yolu arıyorum” diyor Mr Robot dizisinin hacker, uyuşturucu bağımlısı ve kafası hayli karışık karakteri özel hayatını tüm ayrıtılarıyla ele geçirdiği terapistine. Onun bilgisayarını da hacklemiş, özgürlüğüne el koymuş başka bir deyişle. Berlin’deyim, mülteci bir kadının ağzından yazdığım tiyatro oyununa son noktayı yeni koymuşum ve en az İstanbul kadar sevdiğim, benimsediğim Alman metropolünde oğlumu ziyaret ediyorum. Nereye, hangi çılgın sona doğru gittiğini kestiremediğim dünyada oğlumla ortak bir nokta ararken bilgisayarın önünde onunla son dönemin gözde televizyon serilerinden Mr Robot’u izlerken buluyorum kendimi.

Aynı günlerde, Frankfurt Kitap Fuarı devam ederken Alman Yayıncı ve Kitapçılar Birliğinin Alman Roman Ödülü’nü “Karşılaşmalar” adlı kitabıyla Bodo Kirchhoff alıyor. Kitabın konusu kendi küçük hayatının kapılarını daha büyük bir dünyaya aralayan Reither’in maceraları. Kitap önce Reither’in başarısız yayınevi macerasıyla, ardından Reither’in dünyaya gelmesine izin vermediği çocuğunun hikâyesiyle açılıyor. Onun sonraları pişmanlık duyduğu bir karar. Alman edebiyatının tartışmalı yazarlarından Bodo Kirchhoff bundan sonrasını öngörülemeyen karşılaşmalar olarak planlıyor. Günlerden bir gün ansızın kapısını çalan komşusu Leonie’nin çağrısına uyuyor ve başkalarına, başka karşılaşmalara açıyor özel hayatının sımsıkı kapalı kapısını. Ertelediği hayat yavaş yavaş tek başına yetmediğini kavrayan kahramanının hayatından içeri akıyor. Önce İtalya’ya oradan Sicilya’ya doğru yola koyuluyor Reither ile Leonie.  

“Önce anlatmak istediklerime uygun bir dil aradım” diyor yazar Bodo Kirchhoff ödülü aldıktan sonra kendisiyle bir gazetede yapılan söyleşide. Çağdaş Alman yazarlarından Kirchhoff’un, “Widerfahrnis” yani “Karşılaşmalar” adlı son romanında, bugün gözlerini gerçeği kapamayan herkesin fark edebileceği büyük bir krizi anlattığını okuyoruz söyleşinin devamında. Ödüllü Alman yazar dünyada giderek büyüyen, yaşadığımız şehrin sokaklarında, parklarında defalarca tanık olduğumuz, sahillere vuran cansız çocuk bedenleriyle uykularımızı kaçıran mülteci krizini, bu krizle Avrupalıların temasını tartışıyor romanında.

Kaçınılmaz bir karşılaşma.

ÖZGÜRLÜK NEDİR?

Özgürlük nedir öyleyse? Bir gün pasaportunu cebine koyup uçağa, küçük bir bota, arabaya atlayıp ülkenden kaçabilmek mi? Can Dündar vatanından binlerce kilometre uzakta Almanya’da güvenli bir yaşamı sürdürüyorsa bile başkalarının ona dayattığı bir hayatı yaşarken gerçekten özgür mü?

35. İstanbul Kitap Fuarı’nın başlığı “Felsefe ve insan” ve Avrupalı felsefecilerin de kafası hayli karışık son günlerde. Sol geleneğe yaslanan Habermas’lar Adorno’lar yok artık.  Karlsruhe doğumlu Alman filozof Peter Sloterdijk mülteci krizi sırasındaki muhafazakar çıkışlarıyla sol cenahın şimşeklerini üstüne çekiyor. Sloterdijk Almanya’nın kontrolü kaybettiğini, Macaristan’a olan sınırlarını kapatması gerektiğini söylüyor ve Avrupa Birliğine karşı ulus devletini savunuyor yeniden.

2002’den 2012’ye kadar, Alman televizyonunda, Felsefe Dörtlüsü programını da sunan Sloterdijk sınırları kapatmayı savuna dursun Bodo Kirshhoff romanındaki karakterlerle sınırın öte tarafına geçiyor ve kırmızı elbiseli Suriyeli mülteci bir kızın kaderiyle, özgürlüğün verdiği seçimle yollarda olan Alman karakterlerin kaderini kesiştiriyor. Reither aşka, Leonie’ye ve onunla birlikte küçük mülteci kıza, yani başkalarının hayatlarına, onların eşliğinde gelecek güçlüklere, travmalara, sıkıntılara kapısını açmak yönünde kullanıyor iradesini.

Tam da burada Bodo Kirchhoff şunları söylüyor: “Ya yaşamdan kaçarsın, ya da kendini açarsın, birini hayatına alırsın, değişirsin, bir çocuk doğar her şey değişir.” Peki, Retiher kararlarının doğru olduğunu nereden biliyor sorusuyla karşılaşıyor yazar burada ve cevabı aynen şöyle: “Bunun garantisi yok. Ama mesele şu, alternatif ne? Reither’in yaptığını yapmayan kendi kılıfında rehin kalır ve sonuçta kendi hayatına mülteci olur.  Kısacası tek başına yeterli değilsin.”

O zaman bir kere daha soralım, özgürlük nedir? Olanaksız olanın düşünü kurmak mı? Vicdanın sesine uyarak bilinmeyene, tekin olmayana, ama belki de hayatımızı zenginleştirecek, özgürlüğü yakınımıza getirecek olana sınırları açmak, ötekinin sözünden korkmamak, başkalarıyla el ele tutuşmak mı?

ÖNCEKİ HABER

Her başlangıçta yeni bir anlam vardır

SONRAKİ HABER

TTB yöneticilerine verilen hapis cezalarını kınama çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa